Toplam yorum: 3.285.085
Bu ayki yorum: 6.611
E-Dergi
Veda Tarafından Yapılan Yorumlar
Bu kitap için , otobiyografik bir kitap denilebilir . Hatta Harita Metod Defteri adlı kitabı için hazırlık niteliğinde.
Mardin'in masalsı havasıyla ailesini, çocukluğunu, yaşadıklarını, ilklerini, aşklarını bazen fotoğraflarla anlatmış yazar. Küçücük anılarda birkaç kelimede boğazınız düğümlenip kalıyor Mungan'ın şiirsel diliyle.
Gençliğini sorgularken bize de "Bu çocuk nasıl Murathan Mungan olmuş?"u adım adım anılarla seyretmek düşüyor.
Yazarların hayatlarını okumayı sevenlerin tadı damağında kalacak. Bakalım yazarın sonda sorduğu "Sahi ey okur, beni hiç gördünüz mü?" Sorusuna ne cevap vereceksiniz??
Karun ve Anarşist, Lidyalıların Hadullas'ı ile modern Türkiye'nin Sadullah'ı arasında bağ kurarak çoğu paralel şekilde gelişen hayatlarını gözler önüne seriyor. Tabi dönemin siyasi ve toplumsal hayatı ve aşk, arkadaşlık, öğrencilik çerçevesinde işlenmiş. Tarihi dokularla bezenen kitap okumayı sevenler için ideal.
Çok naif bir kitap! Okumalısınız.
Bu, tam anlamıyla bir roman değil. Yazarın kendisi de roman ve senaryo yazarı olan babası Pascal Jardin'i ve onunla anılarını anlatıyor. Zebrail, araştırmalarıma göre laubaliliği ve gayriresmiliği yüzünden cennetten atıldığına inanılan bir melek. Zaten kitabımı her gören Cebrail olmasın o demişti.
Hasan Ali Toptaş serüvenim Kuşlar Yasına Gider ile devam etmişti. Ve öyle hüzünlü ve bir o kadar da naif bir hikayeye sahipti. Bizdendi. Benim ailemdi. Bizim köyden Aziz Bey, Hüseyin Dayı, telefonunun zil sesi, Gülfem Yenge, Bekir, erik ve asma yaprağı... Çok sevdim. O yolda geçen Neşet Ertaş türkülerini, o malum köye gelince vites düşürüşünü, beyaz gömlekli çocuğu, gizemli atı, hastane telaşını... Her şeyi, her şeyi hissettim.
Ayrıca bu kitap yazarın otobiyografisi mi diye merak edip araştırdım. Hasan Ali, bu kitaptan sonra yapılan bir röportajında "...yazarı beyan etmediği sürece hiçbir roman otobiyografik değildir bence." Demiş. Kitabı nasıl okumamız gerektiğine dair ipuçlarını da kitapta sitemkar bir şekilde anlattığı yazar vesilesiyle dile getirmiş.
Demem o ki, okuyun!!!
Pınar Kür'ü Yarın Yarın kitabı ile hatırlıyorum hep. Bu yeni baskılarla da devam etmek istemiştim. Çok da iyi oldu. Yıl 1979 ama hala kanayan yaralarımızdan olan bir konu ele alınmış. Bir mahkeme ortamı söz konusu. Bir ve ikinci bölüm bilinç akılı yöntemi ile yazılmış. İlk bölümde hakimin gözünden olaylar anlatılıyor. En sevdiğim bu kısımdı. İkinci bölüm Meryem'in gözünden. Ve noktalama işaretleri olmadan, aklından ne geçiyorsa. Biraz zorlasa da güzeldi. Son bölüm de Yalçın'ın gözünden. Bir cinayet çerçevesinde yaşananlar aktarılıyor. İlk basıldığı zaman çok tepki toplamış ve kitap yasaklanmış. En sonda da yazarımızın mahkemeden kitabın tekrar basılmasını istediği yazısı yer alıyor.
Okuyun.