Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

aardvark Tarafından Yapılan Yorumlar

10.05.2009

Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerin hayatlarıyla ilgili eşsiz bir bilgi kaynağı. çok derinlemesine araştırmalar sonucu ortaya çıktığı sayfa altlarında yer alan bilgi notlarından anlaşılabiliyor. diğer dinlerden aktarılan hurafelerin ayrıştırılarak sunulması bir mukayese yapmanıza imkan tanıyor.

inanıyorum ki bu kitabı okuyan çoğu insan doğru bildiği bir çok şeyin hurafelerden (çoğunlukla israiliyyattan) teşkil olduğunu anlayacaktır.

doğru ile yanlışı birbirinden ayırmamıza imkan tanıyan İsmail Yiğit'e teşekkürler.
17.01.2009

bu kitaptan çıkardığım en büyük sonuçlardan biri amerikan adalet sisteminin nasıl çürümüş olduğudur.

kurgu itibariyle güzel bir kitap ama şu eleştiriyi yapmadan geçemiyorum. kitapta o kadar fazla isim var ki bir süre sonra kim kimdi karıştırabiliyorsunuz.

ayrıca kitapta insan ırkının maymundan gelmiş olduğu savunuluyor. bundan hoşlanmayanlar için sıkıcı olabilir. ama yine de benim gibi sıradan bir insansanız genler hakkında en çok bilgi edinebileceğiniz kitaplardan biriyle karşı karşıyaysınız.

iyi okumalar
02.01.2009

kitabı henüz bitirdim ve açıkçası yazarın hayalgücüne hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. paul auster'in okuduğum ilk kitabıydı ama son olmayacağı kesin. şiddetle tavsiye ediyorum. mutlaka okunması gereken bir kitap.

(bu kısım kitapla ilgili tahliller içerdiği için kitabı okumayanların burayı okumamasını tavsiye ediyorum)

brill uykusuz gecelerinde geçmişinde yaptığı bir hata yüzünden tamamen kendini affetmek için kurduğu hayallere dalıp gidiyorsunuz. yıllar önce sonia'dan (hayatının aşkı) ayrılmanın -sonradan her ne kadar tekrar birleşmişlerse de- acısını içinde taşır, sonia'ın ölümünden sonra bunun pişmanlığını daha keskin hisseder ve kendisine karşı hayali bir suikast düzenler. bunun için uykusunu harap eden bir hikaye kurgulamaya başlar. bu hikayede iç-savaş vardır.
öyküye göre kurduğu dünyayı savaştan çıkarmanın tek yolu brill'i yani savaşı kafasında canlandıranı öldürmektir. brill buna da çare bulur ve owen karakteri canlanır ki bu kişi brill'den başkası değildir. bunu owen'ın unutamadığı aşkı ve brill'in ilk aşkı olan kadınların ikisinin de adının virginia olmasından anlayabiliyoruz. ayrıca geceleri uydurduğu öyküdeki owen karakteri de çok sevdiği flora'yı -onu hala seviyor olmasına rağmen- aldatır aynen brill'in sonia'ya yaptığı gibi.
amerikada yaşanan (hayali) iç-savaş ise brill'in kendi iç savaşıdır. o yüzden eldeki iki brill'den birini öldürmek gereklidir iç-savaşı bitirmek için. gerçek brill yani merhum sonia'nın kocası hayali brill'i yani owen'ı öldürmekle savaşı sona erdiriyor. hem de tam olması gerektiği yerde olması gerektiği anda. çünkü gerçek brill'in iç savaşına sebep olan ve onula beraber yaşayıp sonia öldükten sonra iyice ağırlaşan aldatmanın pişmalğını hayalinde yarattığı owen'a tatırmamak için tam da karısı floraya en çok ihtiyaç duyduğu günlerden birinde onu aldatmasından hemen sonra owen'ı yani hayali brill'i öldürüyor. çünkü kendisi de sonia'ya en çok ihtiyaç duyduğu zamanlardan birinde onu aldatmıştı. hayali brill'in ölmesiyle gerçek brill'in iç-savaşı sona eriyor. ve sıra torun katya'nın iç-savaşına gelir. onun sebebi de gerçek bir savaş olan ırak işgalinde katya'nın sevemediği titus'un canice öldürülmesinden kendini sorumlu tutmasıdır. titus ırak'a gitmeden bir yıl önce ayrılmışlardır fakat katya onun ırak'a ona kızıp gittiğini ve sonunda öldürüldüğünü düşünmektedir. kendisini suçlamayı bırakmasını ve yeniden hayata dönmesini isteyen büyükbaba brill, kitabın sonlarında katya'ya kendi yaptığı gibi öyküler kurmasını teklif eder. çünkü kendisi bu yolla iç-savaşını bitirmiştir. ve torununun da bunu yapabileceğini düşünmektedir. belki de yakında bu kitaba bir devam yazılır o da katya'nın hikayesi olur. kimbilir.
30.12.2008

kitabı ilk elime aldığımda dikkatimi çeken tasarımı oldu. alışıldık olmadığı kesin. ayrıca sayfa sayısına bakarak da acaba hata mı ettim diye sordum kendime. hissettirdiği hafifliğin içeriğine yansımamış olmasını diledim ve başladım okumaya. ilk bir kaç sayfada hemen ısınamıyorsunuz kitaba. çünkü yazar konuya bodozlama giriş yaparak alışıldık hazırlayıcı betimlemeleri es geçmiş. bana sorarsanız iyi de yapmış. kitap genelinde olayların gelişimi üzerine daha iyi odaklanabilmenizi kısa ve öz betimlemelerle sağlamış yazar. ve böylesine sıradışı bir tasarıma ve böylesine sıradışı bir anlatıma tabi bir de öylesine sıradışı bir konu gerekir ki bu meseleyi çok iyi halletmiş yazarımız. başta dilediğim şey gerçekleşti. kitap hakkaten edebiyat denen hastalığa ağırlığını koyabilecek yapıda ve anladım ki kitabın ağırlığı içeriğiyle ölçülür; sayfa sayısıyla değil.
Mutlaka okumanız gereken ve bir daha okumanız gereken bir kitap.
14.12.2008

yorumlara bakıp aldım ama pişman oldum diyebilirim. kitaptan aklımda pek birşey kaldı diyemem. yani çok da çarpıcı değildi maalesef. ayrıca o kadar fazla baskı hatası var ki sıkıcı olabiliyor. profesyonel yayın evlerinin daha dikkatli olması gerekiyor. kitabı çok aceleye getirmişler anlaılan. bir de kitabın sonunda gereksiz ve de abartılmış bir sürü yorum var. o kadar abartmışlar ki kitabın her çevirdiğiniz sayfasında ne zaman başlayacak bu macera diyorsunuz bir bakıyorsunuz ki kitap bitmiş.