Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
murat aytar Tarafından Yapılan Yorumlar
1946 doğumlu 78 yaşındaki Prof. Dr. Hasan Köni hocamız köşesine çekilmek yerine bizlere katkıda bulunmak için çalışmaya devam ediyor. 1970 yılında Mülkiye mezuniyeti ile Uluslararası İlişkiler uzmanlığına adım atan hocamızdan ders alanlar ne kadar da şanslılar. Onlara gıpta ediyorum. Çoğumuz günlük telaşelerimiz içinde boğulmuş durumdayız, para kazanma, çocukların eğitimi, iş, güç, anne, baba, büyükler, küçükler derken rüzgarların önünde savrulan yapraklar gibiyiz. Peki bu rüzgarlar nasıl oluşuyor hiç düşündünüz mü? Hasan Hoca orta büyüklükte başı beladan kurtulmayan ülkenin yurttaşları olan bizlere hayatımızı etkileyen rüzgarların nasıl oluştuğunu anlatıyor. Hoca, Amerika’nın gücünü kaybetmeye başladığını, Çin’in bütün dünyada biz farkında olmasak da güç gösterisi yaptığını, tarafların kozlarını paylaşmak için büyük savaşa hazırlandığını, Türkiye’nin denge politikası ile yeni düzende yerini aradığını belgeleriyle dipnotlu olarak yazmış. Kitabı çok beğendim.
Emile Zola 19. Yüzyıldan bizlere seslendiği bu eserinde , farklı sınıftan insanların yaşamlarının son anlarını ve yaşamları sona erdikten sonra da bu insanların cenazelerinin nasıl defnedildiğini beş farklı hikaye ile anlatıyor. Kitapta ölümün bile bizi eşitleyemediği bu dünyada, toplumdaki sosyal sınıfların durumları irdelenmiş. Yazarın toplum üzerindeki gözlem gücünden etkilenmemek imkansız. İnsana ilişkin aktarılanlar günümüzde de geçerliliğini koruyor. Kitabı okumadan önceki hafta şehir merkezinde tekstil ürünleri satan , neredeyse yirmi yıldır tanıdığım esnafın cenazesine katılmıştım. Kitapta üçüncü hikayedeki kırtasiyeci bayan Rousseau’nun hikayesi ölen tekstilci esnaf arkadaşımın yaşamı ile o kadar örtüşüyordu ki 112 yıl önce yitirdiğimiz Zola’ya yeniden derin hayranlık duydum. Ayrıca sınırlı bütçesi olanların bu ve bunun gibi klasik eserlere üstelik de iyi çevirmenlik hizmeti ile ulaşabilmesi için uygun fiyat politikası güden Kapra Yayınevi içten bir teşekkürü hak ediyor.
İyi ki 2022 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü veren komite Annie Ernaux’yu seçmiş. Böylelikle bu büyük yazarın varlığı ve edebiyata katkıları tarihe kalıcı olarak not edilmiş oldu. Acaba Can Yayınları, Yalın Tutku gibi derinliği olan ve kahramanı kadın yerine erkek de olabilecek kitabın kapağında kadın figürü değil de uzaklara bakan kederli bir çift göz olsaydı daha mı iyi olurdu? Tamam kitaptaki ilişkide cinsellik de var ama anlatıdaki ana unsur bu değil, aslında kitapta yazarın insanların düşünce ve duygu dünyalarına etkili bakış çabasını görüyoruz. Amacına ulaşan bu çaba, kitabı çok etkileyici ve kolay okunur kılıyor. Elbette yazarın kültürel altyapısını oluşturan Fransa’ya oranla, bizim ülkemiz daha kapalı yapıya sahip, ancak kitapta anlatılmaya çalışılanları duyumsamakta bizim okurlarımızın hiç yabancılık çekeceğini düşünmüyorum.
Serinin bu yedinci kitabı da diğer kitaplarında olduğu gibi , merak uyandıran denemelerden oluşuyor. Denemelerin konularında herhangi sınırlama bulunmuyor. Orta Çağ tarihinden , Türk Devrim tarihine Yerel ve global güncel siyasi durumdan , dilbilime kadar çok geniş alanda ufuk açıcı değerlendirmelere yer verilmiş. Nişanyan bu seriyi 1000 cilt yazsa hepsi de okunur.
Nobel Edebiyat ödüllü Albert Camus 1942’de yayımlanan ve edebiyat alanında verdiği en önemli eseri olarak kabul edilen Yabancı’da, bizleri gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi önemsemediği için dışlanan bir yabancının yani Meursault’nun hayatına konuk ediyor. Romanın baş karakteri Meursault bir nihilist ve Camus’nün felsefesi gereğince bizlere hayatın aslında hiçbir şey olmadığını anlatıyor. Oldukça etkili bir dille yazılmış, merak uyandıran kurgusu var, eserde gereksiz hiçbir fazlalık yok. Eseri Can Yayınları aracılığı ile dilimize kazandıran çevirmen Ayşe Sezen’in de hakkını teslim etmek gerek.