Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

murat aytar Tarafından Yapılan Yorumlar

22.09.2025

1842 yılında yayımlanan bu kısa hikâyesinde Gogol , üst sınıftan insanların alt sınıftan insanlara yaptıkları baskıyı ve bu durumun alt sınıftan insanların üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi anlatıyor. İşin tuhaf yanı günümüzde de ilgiyle okunan ve insana dair değişmez durumları betimleyen bu hikaye , yayımlandığı Çarlık Rusyası döneminde Rus insanını aşağıladığı gerekçesi ile büyük tepki çekmiş. Gogol gerçekçilik akımının çok iyi bir örneği olan Palto’da dönemin Rusya’sındaki günlük yaşamı önyargısız bir tutumla inceleyip nesnel bir bakış açısıyla okura yansıtıyor. Gerçekçilik akımının bir diğer önemli Rus temsilcisi Dostoyevski’ye atfedilen “hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık” sözüyle onurlandırılan bu ölümsüz eseri okumanızı öneririm. Bakalım gariban Akaki Akakiyeviç’in yürek burkan hikayesi sizi de beni olduğu kadar etkileyecek mi?
30.08.2025

Şerif Egeli’nin olağanüstü yaşam öyküsünün önemli dayanakları var.Birincisi,Türk sanayiini iyi bilen babası Reşit Egeli.Sanayiciler 1953 ile 1976 yılları arasında,uzun vadeli döviz kredisi veren Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın sunduğu imkanlardan yararlanmaya çalışırlarken,bankanın başkanı baba Egeli.Şerif Beyin ürünleri ihraç edilebilecek sanayiciye ulaşmasında babası çok önemli bir figür.İkincisi Şerif Bey’in ailesinin eğitimi.Ailede anne,teyze ve dayı aralarında Almanca konuşuyorlar.Amca 4 dilde 150 ye yakın tıbbi yayını olan tıp profesörü Ekrem Egeli. Üç yabancı dil biliyor ve Çapa Tıp Fakültesi’nin kurucusu,İstanbul Üniversitesi rektörü.Üçüncüsü Şerif Bey’in eğitimi.Münih Teknik Üniversitesi’nde 1968’de tamamlanan kimya eğitimi ve iyi konuşulabilen İngilizce ve Almanca.Dördüncüsü ülkemizin sürekli huzursuzluk üreten toplumsal yapısı nedeniyle,aklın daha fazla hüküm sürdüğü huzur veren yerlerde yaşama isteği.Beşincisi Şerif Bey’in iyimserliği,çalışkanlığı ve kararlılığı.Okunmalı
29.08.2025

Emekli Büyükelçi değerli Volkan Vural anılarını , diplomatlığın refleksleriyle ve genellikle ihtiyatla kaleme almış.Kitapta görevde olduğu dönemlerdeki iç siyasetteki ve uluslararası ilişkilerdeki durumumuzu betimlemiş. Gerçekten de Vural’ın kitabının son bölümünde yazdığı gibi , bir türlü demokrasiyi yerleştiremeyen , terörden on yıllarca acı çeken , adalet sorunları yakıcı hale gelen , uluslararası rekabette güçlü ekonomik yapıya sahip olmayan güzel ve yalnız ülkemizin diplomatı olmak çok zor olmalı. Ancak Vural yaşadığımız sorunlara karşı çözüm önerilerini de sıralamış. Cumhuriyetin laiklik ilkesine ve güçler ayrılığı ilkelerine bağlılık , yönetimde açıklık ve son olarak da maceradan uzak dış politika dış politika anlayışı.Küçük yaşta öksüz kalan Vural'ın kökenleri Siirt’in Tillo köyüne dayanıyor. Hatta akrabası Nakşibendi Tarikatı’nın en önemli şeyhlerinden biri. Peki bu fark nereden geliyor?Elbette Mülkiye'de alınan eğitimden.Çok yaşasın Cumhuriyetimiz.Volkan Vural’lar artsın.
12.04.2025

Çalışkan, pek çok zorlukların üstesinden gelebilmek için çokça zahmet çekmiş, sosyal yönleri güçlü ve sonunda da kendilerini farklı kılacak başarılarını toplumsal mutabakat ile kabul ettirmiş, sıra dışı insanların otobiyografilerini yazmalarını olağan hatta sıradan buluyorum. Elbette insanları otobiyografi yazmaya motive edecek farklı sebepler olabilir. Bunlar arasında bence en başta geleni ölümün yaklaştığı ileri yaşlarda yoğun olarak hissedilen unutulma kaygısı. Bence Salih Binbay’a bu kitabı yazdıran itici güç de bu. Bu çok ilginç adamın hikayesini internette araştırmak istediğimde kendisi ile ilgili dişe dokunur hiçbir bilgi bulamadım. Galiba bu kitabını yazmasa gerçekten de unutulup gidecekmiş. Bu kitap benzerlerinden farklı. Çünkü yazar yaptığı yasa ve ahlak dışı işleri de, olağan şeylermiş gibi çekinmeden açık yüreklilikle anlatmış. Bu normalde karşılaşılan bir durum değildir. Buna neden ve nasıl cesaret etti, doğrusunu söylemek gerekirse bir fikrim yok. Satın almalısınız
29.09.2024

Geçtiğimiz ay yolum Ankara'ya düştü. Müzeye dönüştürülen Ulucanlar Cezaevi'ni gezdim. Bu gezi bana yazar Feride Çiçekoğlu'nun 72'de ODTÜ Mimarlık Fakültesi'ni 1.likle bitirip 73'de Fullbright Bursu ile ABD'ye gidip 76'da Dr. ünvanı ile geri döndüğünü, üniversitede hocalık yaparken 80 ihtilalinde solculuktan tutuklanıp, işkence göreceği Mamak Cezaevi'ne gönderildiğini, ardından tutukluluğunun son 2 yılını Ulucanlar'da geçirdiğini ve romanını da burada yaşadıklarından esinlenerek yazdığını hatırlattı. İlk okumamdan neredeyse 35 yıl sonra eseri yeniden okudum. Küçük Barış'ın tahliye olan İnci' ye gönderdiği mektuplar sosyalist bakış açısı ile ülkemizin yönetim felsefesine ve bu felsefeyi içselleştiren toplumumuza eleştiriler içeriyor. Kara mizahın zirvesindeki bu roman Romain Gary'nin Onca Yoksulluk Varken romanını da andırıyor. Okunmalı.