Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814
E-Dergi
truetype Tarafından Yapılan Yorumlar
Bernard Shaw, Marksist yanı bir yana bırakılacak olursa, bu kitabında gayet akılcıl bir bakışla, başta hristiyanlık olmak üzere dinleri ve kutsal kitaplarını irdeliyor ve bunu da eleştirel bir dille yapıyor. Karakız, sadece dinlerin kendisine değil; bilakis insanın bu konudaki zayıflığı üzerine bir eserdir. Nobel ödüllü yazar Shaw' ın cesur tarzı ve edebi gücü, bu kitapta da kendisini fazlasıyla belli ediyor.
Hemingway'i dünyaya tanıtan ve sevdiren, romanlarından çok irili ufaklı öyküleri olmuştur. Bu kitabında da O'nun birbirinden güzel öyküleri var. Kitaba ismini veren hikaye, tuhaf bir yazarın K.Afrika'nın en yüksek dağı olan Klimanjaro'da yaşadıklarından ve düşüncelerinden çarpıcı bir kesit.Yazar bu dönemde çarpık hayatını,işini, eşini, kısacası herşeyi sorguluyor. Ben kitabı bir iki gün içerisinde bitirdim! Tam bir Hemingway klasiği. Mutlaka okunması gereken bir kitap bence.
Ahmet Altan, edebi değeri tartışılan bu kitabı kendisi bile zayıf bulmuş olacak ki, birçok t.v. programında edebi eserlerin basit yazıldığı zaman güzel olacağını(!) savunup durdu. Örnek olarak da, Tolstoy'u verdi. Benim buradan yapacağım en iyi tavsiye, Önce Ahmet Altan'ı okumanız, sonra örneğin Tolstoy'u, Gide'ı okumanızdır ve aradaki büyük farka dikkat etmenizdir. İyi yazar illa popüler olmak durumunda değildir; hele Türkiye'de. Ahmet Altan bence çoğu insandan farklı olarak, cinselliği kat ve kat kendine sorun etmiş, ilginç biridir ve yazdıkları hep bu konularda yoğunlaşmıştır. İyi edebi eserler verdiği gün, (basit yazsın sorun değil, ama eserin bir ağırlığı olsun bari) kitabını belki almayı düşünebilirim.
Orhan Pamuk, bu kitabında maalesef yine "Gutenberg" sendromu belirtileri taşıyor; yani batılı gibi yazmak isteyen bir doğulu yazar mı, yoksa doğu öyküleri yazmak isteyen bir batılı mı olması gerektiğine karar veremiyor, bu konuda bir bakıma haklı sayılır, belki. Neden ise şöyle; matbaayı bulan batıdır, bu olayı bir kez bilmek gerekir; onlar hep öndedir. Ama "ben nobel alıcam, batılıları kıskandıracağım" diyen bir yazarsanız, heleki doğu-batı köprü vazifesi gören bir yerde doğmuşsanız, işin sonu böyle sıkıcı olur elbet. Herneyse, yine de yazmış bir şeyler, ben bıkmam diyenler denesin; sonuçta iyi kötü birşeyler anlatmış Orhan Pamuk.
Birincisi şöyle; yazar matematik denklemler sonucu örneğin Edison'un ampulü bulduğu yılın ortaya çıktığını iddia ediyor. Peki tarih denilen şeyden, zamandan bile bağımsız olan bir sonsuz uzayda bahsedilebilir mi? İkincisi Tanrı'nın herşeyi apaçık yazmak varken puzzle yapmış olabileceği gibi saçma ve komik bir düşünce. Matematik tek başına tıpkı diğer bilimler gibi aciz kalır. Ve bilimin bir bütün olduğu düşünüldüğünde kitabın ve yazarının bunları kötü niyetli olmasa da, bilgisizlikten yazdığı apaçık ortadadır. Dinlerin çatıştığı, hiçbir şekilde doğrudan kanıtlanamadığı ve sürekli, yüzyıllardır tartışıldığı bir dünyada oldukça sıradan ve gereksiz bir olay olmaktan kurtulamıyor bu gibi iddalar...