Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
KY-667571 Tarafından Yapılan Yorumlar
İran'da Şah döneminin arka planında bir aşk öyküsünü anlatıyor roman...Şah döneminde insanların karşı karşıya kaldığı zorluklar, özellikle insanları öldürülmek için kullanılan kurşunların paralarının öldürdükleri insanların ailelerinden talep edilmesi, ailelerin çocuklarının nereye gömüldüğünü bile bilememesi gibi insanın tüylerinin diken diken eden ayrıntılar var ...Ancak yine de kurguyla ilgili bazı sorunlar vardı kitapta, kitabın sonuna doğru gelişen bazı olaylar (henüz okumamış olanları düşünerek falz detay vermek istemiyorum) okuyucuyu ikna etmekte başarız kaldığını düşünüyorum.
Açıkçası kitabı büyük bir beklentiyle almıştım ama yer yer gereksiz ayrıntılarla boğulması nedeniyle beklentilerimi tam olarak karşıladığını söyleyemeyeceğim...Ancak güvenlik tehdidinin hep Doğu'dan geleceğine kendini şartlandıran Batılı insanın güvenliğinin, hep tetikte beklediği Doğu'dan değil bizzat kendi içinden birileri tarafından hem de hiç umulmadık bir sebepten nasıl kolayla sarsılabileceğini göstermesi ilgi çekiciydi.
İngiltere'ye büyük umutlarla ve birbirinden farklı hayallerle işçi olarak çalışmaya gelen göçmenlerin başından geçen çeşitli olaylarla uzaktan büyüleyici, kusursuz bir hayat vadediyormuş gibi gözüken kapitalist sistemin aslında sömürüye nasıl açık olduğunu, yasaların göçmenlerin sömürülmelerine engel olmak bir yana bu durumu daha da kolaylaştırmalarını çok akıcı ve macera dolu bir hikaye örgüsünde anlatmış yazar. Yer yer hüzünlü ama bütün olarak bakıldığında sıcacık ,samimi,yapmacık değil gerçek karakterlerden oluşan bir roman...Ben çok beğendim, herkese tavsiye ederim.
İskender Pala Yunus Emre ile beraber o dönemdeki Anadolu'yu da çok başarılı tasvir etmiş bu kitabında...Moğol saldırılarından yılmış, siyasi birlikten yoksun karmaşanın hüküm sürdüğü bir Anadolu. İnsanların iç huzura kavuşabileceği, bütün bu karmaşanın ortasında manevi olarak rahatlayabilcekleri tek yer tarikatlar...Yunus Emre'nin dervişliğe erişme süreci de böyle gelişiyor kitapta. Çok etkilendiğimi söyleyebilirim, okuduğum bütün diğer kitaplarından etkilendiğim gibi...Herkese tavsiye ederim.
Balkanların yaklaşık 400 yılını, o coğrafyadaki değişimleri bir köprünün tanıklığında çok başarılı, çok sıcak anlatmış yazar. 400yılı aşkın bir süre bölgede değişmeyen tek şey olarak kalmış o taş köprü. Ne sınırlar, ne insanlar, ne dostluklar direnebilmiş zamanın acımasızlığa o taş köprünün dışında, ama bir zaman geliyor ki o da değişimden nasibini alıyor bir şekilde. Gerçekten çok samimi, çok içten bir roman, tarihe ve özellikle de Balkanlar'a ilgi duyan herkesin çok beğenerek okuyacağından eminim.