Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Seyma Öztürk Tarafından Yapılan Yorumlar

17.03.2016

Her ne kadar romanın konusu Turgut Özben adlı mühendisin, yakın arkadaşı Selim Işık'ı intihara sürükleyen nedenleri ve kişileri bulmak adına bir araştırma yapması gibi görünse de; aslında roman bundan çok daha fazlasını barındırıyor. Selim Işık tutunamayanların yani hayata uyum sağlamayı başaramayan, ötelenen, farklı olan, devamlı yenilgilerle yüz yüze gelen acı çeken insanların en büyük temsili. Bu duyguyu yansıtırken şiirlerden, şarkılardan, oyunlardan, hikâyelerden dem vurmuş. Kitaba tutunun derim :)
07.03.2016

Cemil Meriç bu eserinde sosyolojinin kurucusu olarak nitelendirdiği Saint Simon'un hayatını ve öğretisini açıklayıcı bir biçimde ele almış. Simon'un fikir hayatında karşılaştığı sıkıntılar ve kiymetinin anlaşılamamasını çok güzel anlatmış. Saint Simon'un yaşamını okurken, Cemil Meriç'in yaşadığı sıkıntılara vâkıf biri olarak çok fazla benzerlik keşfettim. Gerek Simon'un gerek Cemil Meriç'in insanlığa hizmet etmek adına yazdığı kitaplarını bastıramamaları ve bu dogrultuda insanların oluşturduğu pek çok engelle karşılaşmaları bu ortak noktalara verilebilecek örneklerden. Kendisinden istifade eden öğrencilerinin ilerleyen zamanlarda bütün fedakârlıklarına rağmen hor gördüğü, hatta Auguste Comte'un "Hiçbir borcum yok o adama, kendisinden hiçbir şey öğrenmedim dediği; ilk sosyalist ve sosyolojinin ilk kurucusu Saint Simon'un hayatını ve fikirlerini merak ediyorsanız Cemil Meriç gibi bir mütefekkirin kaleminden okuyun derim.
27.02.2016

Bir hayvanın gözünden insanların ona yaşattığı sefil durumlar çok güzel bir biçimde ele alınmış kitapta. Açıkçası anlatım açısından çok etkileyici bir eser olmamasına rağmen duygu yüklü olduğunu inkâr edemem. Zira eserin son kısımlarında gözyaşlarımı tutamadım. Çünkü hissettirilen duygu, anlatılan düşünceler hakikiydi. Okunabilecek güzel bir eser. Bu kitap vesilesiyle şunu ifade etmek istiyorum; hayvanları sevmiyor olabilirsiniz fakat lütfen onlara faydanız dokunmuyorsa bile zararınız dokunmasın.
26.02.2016

Her ne kadar eser genel olarak dünyanın insana sunduğu fani hazlardan uzaklaşıp; esas olan öze, bilgeliğe ulaşma serüvenini Siddharta isimli kahraman üzerinden ele alsa da eserde okuyucuya yansıtılmaya çalışılan tek bir fikir olmadığını farkettim. Siddhartha'nın bilgece bir yaşama, kendi özüne, yaratılış amacına ulaşma noktasinda inişli çıkışlı tavırları net bir şekilde ifade edilmiş. Herman Hesse'nin Buddha öğretisine duyduğu alakanın eserde bu öğretiye fazlasıyla vurgu yapılmasında en büyük etken oldugunu düşünüyorum. Bir prens olan kahramanımız Siddhartha anlatilirken, aslında yine onun gibi bir prens olan Buddha Siddhartha Gautama'nın hayatı yansıtılmıştır.Buddha öğretisi çerçevesinde oruç tutmak, sabretmek gibi bahsedilen birtakım olgular eserin evrenselliğini de gözler önüne seriyor.Bu olgular pek çok dinde ya da öğretide yer alan konular olduğu için bir Müslüman, Hristiyan ya da Budist v.s. kendi dininden/öğretisinden pek çok şey bulabilir eserde.
21.02.2016

Kitap Uygurlara ait bir masalla başlıyor. Masalda bir eşe sahip olduğu halde güzel bir kadına aşık olan Yüzbaşı Burkay'in bu aşk uğruna hem hayatta hem de öldükten sonra çektiği ızdıraptan söz ediliyor. Romanın baş kahramanı olan Yüzbaşı Selim Pusat da aslında bu masal kahramanıyla aynı kaderi paylaşıyor. Farklı zamanlarda yasak aşka tutulan iki aşığın yaşadığı nefis mücadelesi de diyebiliriz. Açıkçası kitaba başladığımda okurken büyük bir lezzet aldım ve son kısımlara yaklaşıncaya kadar hiç bitmesin istedim. Fakat son kısımda bu yasak aşkın nihai noktası olarak Allah'in nezdinde bir mahkeme kurulduğundan bahsediliyor. Bu kısım bazı saçmalıklarla doluydu. Saçmalık diyorum çünkü ezeli ve ebedi olan Yaratıcı'ya bir başkaldırma; Allah Rasûlü'ne had safhaya varan itaatsizlik söz konusuydu. Tarihte yaşamış birtakım devlet adamları Yaratıcı karşısında kurulduğu anlatılan büyük mahkemede göklere çıkarılırken, Efendiler Efendisi (sav) açıkça yerilmiştir.