Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Muhammet bülbül Tarafından Yapılan Yorumlar
Şifâ-i Şerîf; Endülüslü âlim Kadı İyaz'ın Peygamber Efendimiz'i(s.a.v) tatlı bir dille anlattığı bir siyer kitabıdır.
Hatırat yazma geleneği maalesef ki kültürümüzde pek oluşmamış. O yüzden bir çok tarihi olay ve tarihi şahsiyetin özel ve insanî taraflarını göremiyoruz. Muallim Rıfat Bilge'de hatıralarını bir gazete köşesinde yazıyor ve anladığımız kadarıyla bu yazılar bilinmeyen bir sebeple yarım kalıyor. Ötüken Neşriyat bu hatıraların gazete köşelerinde yok olmasını önlemek için kitap haline getirmiş. İyi ki de yapmışlar. Bu sayede Osmanlı'nın çöküşü ve Cumhuriyetin kuruluş evresinde insanların kitaba olan ilgi ve sevgi seviyelerini görebiliyoruz. Hem de Divan-ı Lügâti't-Türk gibi Türk dilinin temel kitabının kültür hayatımıza nasıl kazandırıldığını ilk elden müşahede edebiliyoruz.
Hatıratı okurken çok üzüldüğüm konu ise yazarın çevresinde olan yürüyen kütüphane gibi bilgi deryası olan insanların bu birikimlerini yazıya dökmeyip, kendileriyle toprağın altına götürmüş olmalarıdır. Bu durum bizim kültür hayatımızdan çok şey götürmüştür.
Mehmet Ali Kalkan ağabey bir güzel insan. Sosyal medyada köyünden, ablasından, annesinden(rahmetli oldu Gülsüm teyze, Alllah rahmet eylesin) bahsettiği; " Köyümden, Gönlümden" isimli seri paylaşımları vardı. Bu yazılar bir araya getirilerek bu kitap oluşturuldu. İyi ki de yapıldı. Daha önce yayımlamış olduğu "Gök Aradık Tuğlara" isimli şiir kitabını okumuştum. Hâlâ da şiir kitabını açıp o nefis mısralardan arada bir okuyorum. Güzel insanlar iyi ki varlar ve ellerine kalem alıp, o nefis yazılarını bizimle paylaşıyorlar.
Yazarımız Pakia adını verdiği hayali bir ülkeden hayali arkadaşlarına mektuplar yazıyor. Bu mektuplarda ülkenin içinde bulunduğu durumu, Müslümanların içine düştüğü girdabı, dünya siyasetinin Müslüman coğrafyaya reva gördüğü zulümleri anlatıyor.
Lambada titreyen alevi üşüten Abdurrahim Karakoç; bu sefer dördüncü cemre, beşinci mevsimden sesleniyor. Derdinin ve davasının anlaşılamadığından dert yanan şair " gül sundum yediler, koklamadılar" diyerek içinde bulunduğu durumu anlatıyor.
Büyük Şair'in derdiyle dertlenip, davasını güdebilenlerden olabilmek ümidiyle.
Kitapla kalın efendim....