Şu günlerde okunacak en iyi kitap. Savaşın ciddiyetini gözler önüne seriyor. Ve bir insanın mutlu olması için özgür yaşayacağı bir vatanının olmasının ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor.
Bu romanında da Ayşe Kulin, başına buyruk, güçlü mükemmel bir kadını, Selva’yı anlatmış. Tıpkı Aylin, Füreya, ve Nimeta gibi. Ayşe Kulin, anlattığı mükemmel kadınların hayatlarının geri planını da vermeyi ihmal etmez. Geriye dönüşlerle çok güzel anlatır. Bir de hayatları çok güzel örtüştürür. Bu romanda romanın sonuna doğru Türkiye’nin yolladığı trende bulunan fizikçi bilim adamının ve kemancı kardeşinin hikayesi tüylerinizi diken diken edecek.
Kitap okumada istediği randımana bir türlü ulaşamayan okurlara özellikle tavsiye ederim. Kendiliğinizden hızlı okumayı öğreniyorsunuz. Kitabın son 80 sayfasını nasıl okuduğumu bilemiyorum. Ve Kulin’in romanları tarihe karşı hastalık derecesinde aşk yaratıyor. Özellikle bu romanla içimde müthiş bir araştırma isteği belirdi.
Bu romanla “vatan” kavramının içini dolduracaksınız. İnsanın özgür yaşadığı bir vatanının olmasının ne derece kıymetli olduğunun bilincine varacaksınız. Kurtuluş treni İstanbul’a girdiğinde Selva’nın düşüncelerini öğrendiğinizde belki de içinde yaşadığınız vatanın aşkıyla ağlayacaksınız.
Ayşe Kulin’in Türkçesi’ne bir kez daha hayran oldum. Bence onun çok okunması kullandığı dilden kaynaklanıyor. Okuduğunuz kitapları unutmanız normaldir. Bazen de üzülürsünüz. Bu sizi okumadan uzaklaştırabilir. Okuyorum ama unutuyorum diye. Kulin’in romanlarının bir özelliği de, unutmazsınız. Aylin’in fırtınalı hayatını, Füreya’yı, Bosna savaşını, Köprü’yü unutmazsınız. Hele bu romanı hiç unutamayacaksınız...