Yazar, itibarın ne anlama geldiğini, itibarın iktidarla/siyasetle yakınlığını ve ilişkisini antropoloji ve arkeolojinin en son bulgularına dayanarak, derinlemesine ve düşündürücü örneklerle ele alıyor. Yararlanılan kaynaklar açısından akademik bir eser niteliğinde. Yüzlerce yıl öncesinde itibarın izini sürerken birdenbire (yerinde bir bağlantı ile) günümüze geçiyorsunuz. Günümüzde olup biten itibar ve iktidar oyunlarını ve iki kavramın iç içe geçen doğasını anlamamıza yardımcı oluyor.
Kitap, dış literatürde üzerinde çokça çalışılan "çoban- sürü oyunu", "tiyatro devlet", "kibirli çöküş", "eşitsizliğin arkeolojisi" gibi kavram ve terimleri okuyucuya tanıtırken her birini güncel bir bakış açısıyla analiz ediyor.
Yazar, “Antropoloji ve arkeolojinin bulguları çağdaş sorunların çözümüne bir temel sağlar mı?” sorusunu yöneltiyor bizlere. Sağla(ya)maz demek kolay bir cevap olur. Bence itibar sorunsalının kavranmasına katkı sağlayacak yerinde tespitler var. Asıl sorun, bu tespitlerden nasıl yararlanılacağı.
İtibar ve İktidar, itibar kavramına verilen önem ve yüklenen anlamın çağdan çağa, liderden lidere nasıl değiştiğini, ama hep iktidar kavramına nerdeyse yapışık ve siyasetin merkezi bir ilkesi olarak günümüze ulaştığını gösteren bir çalışma. Kitapta sıkça geçen antropoloji ve arkeoloji sözcükleri bizi ürkütmemeli. Kitap, bir taraftan itibar analizi yaparken diğer taraftan bu iki soğuk yüzlü kavramı okuyucuya sevdirmeyi başarıyor.
Yazarın “Dindarca Öldürmek” kitabını da beğenerek okumuştum. Bence bu eseri de herkes okumalı. Özellikle konunun ilgilileri açısından öğretici ve kaçırılmaması gereken bir eser. Ciddi bir araştırma eseri olduğu için üzerinde düşünerek ve zamana yayarak okumakta fayda var. Böylesine özgün ve ufuk açıcı bir eser ortaya koyan yazarı ve buna vesile olan Kitap yurdu yayınlarını tebrik ediyorum.