Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

ismail hakkı eröz

Her türden kitap okumaya çalışırım. Daha çok sosyal içerikli,eğitim,psikoloji ve yönetim ile ilgili okumalar yapıyorum.Okuduklarımı 1000Kitap uygulamasında ve instagramda paylaşıyorum.Uzun süredir kitapyurdu dan hem kitap alıyorum hem yorum yapmaya çalışıyorum. Amacım okuyuculara yararı olacak ve yol gösterecek yorumlar yapmak. (Hukukçuyum)

ismail hakkı eröz Tarafından Yapılan Yorumlar

19.04.2025

Okumanın ve yazmanın insanı nasıl iyileştirdiğini ve özgürleştirdiğini anlatan bir eser. Bir açıdan buna edebiyatın terapi gücüde diyebiliriz. Kitapta, Kafka, Dostoyevski Tolstoy, Heidegger, Goethe, Rilke, T.Bernhard, Freud,Virgina W., S. Zweig'a gibi yazarların hayatları, kendilerini iyileştirme süreçleri ve kitaplarından örneklemeler var. Bu arada söz konusu kitaplardan güzel bir liste oluşuyor.
Yazar’a göre yerine göre kurmaca bazen felsefe, bazen sanat,bazen kutsal bir kitap/Kur’an bazende psikolojik bir eser ya da sinema insanı iyileştirebilir. Dünyanın ağır yükü altında ezildiğimiz zamanlarda okumak ve yazmak bize iyi gelecektir. Kurmaca da insanın acılarını ve sıkıntılarını unutturabilir.
Anlaşılır, kısa bir kitap.Size de tavsiye ederim.
08.04.2025

Yazar, ev mimarisi, gece, aşk/cinsellik, cennet-cehennem, özgürlük, sanat, anne baba olmak, seçimler, adalet, delilik, deneyimler, zaaflar, kahramanlar, gibi konular üzerinden günlük hayatta ki alışkanlıklar/totalitarizm’i inceliyor. Aslında bu kavramları temelinden sarsacak bir şekilde eleştiriyor. Bildiğimiz ya da bildiğimizi zannettiğimiz kavramlara yeni bir bakış açısı getiriyor. Bizi bu konularda sorgulamaya ve öğrendiğimiz her şeyi yeni baştan ele almaya davet ediyor. Okunması gereken kitaplardan birisi. Sarsıcı, zihin açıcı ve derinlikli bir eser. Herkese tavsiyemdir.
Yazar, itibarın ne anlama geldiğini, itibarın iktidarla/siyasetle yakınlığını ve ilişkisini antropoloji ve arkeolojinin en son bulgularına dayanarak, derinlemesine ve düşündürücü örneklerle ele alıyor. Yararlanılan kaynaklar açısından akademik bir eser niteliğinde. Yüzlerce yıl öncesinde itibarın izini sürerken birdenbire (yerinde bir bağlantı ile) günümüze geçiyorsunuz. Günümüzde olup biten itibar ve iktidar oyunlarını ve iki kavramın iç içe geçen doğasını anlamamıza yardımcı oluyor.

Kitap, dış literatürde üzerinde çokça çalışılan "çoban- sürü oyunu", "tiyatro devlet", "kibirli çöküş", "eşitsizliğin arkeolojisi" gibi kavram ve terimleri okuyucuya tanıtırken her birini güncel bir bakış açısıyla analiz ediyor.

Yazar, “Antropoloji ve arkeolojinin bulguları çağdaş sorunların çözümüne bir temel sağlar mı?” sorusunu yöneltiyor bizlere. Sağla(ya)maz demek kolay bir cevap olur. Bence itibar sorunsalının kavranmasına katkı sağlayacak yerinde tespitler var. Asıl sorun, bu tespitlerden nasıl yararlanılacağı.

İtibar ve İktidar, itibar kavramına verilen önem ve yüklenen anlamın çağdan çağa, liderden lidere nasıl değiştiğini, ama hep iktidar kavramına nerdeyse yapışık ve siyasetin merkezi bir ilkesi olarak günümüze ulaştığını gösteren bir çalışma. Kitapta sıkça geçen antropoloji ve arkeoloji sözcükleri bizi ürkütmemeli. Kitap, bir taraftan itibar analizi yaparken diğer taraftan bu iki soğuk yüzlü kavramı okuyucuya sevdirmeyi başarıyor.

Yazarın “Dindarca Öldürmek” kitabını da beğenerek okumuştum. Bence bu eseri de herkes okumalı. Özellikle konunun ilgilileri açısından öğretici ve kaçırılmaması gereken bir eser. Ciddi bir araştırma eseri olduğu için üzerinde düşünerek ve zamana yayarak okumakta fayda var. Böylesine özgün ve ufuk açıcı bir eser ortaya koyan yazarı ve buna vesile olan Kitap yurdu yayınlarını tebrik ediyorum.
06.01.2025

Bu eser, 1965 – 1966 yılında Endonezya’da yaşanan, kızıl Müslümanlara/komünistlere yapılan vahşetin ve en büyük siyasal kıyımının neden ve sonuçlarını, dindar şiddetin boyutlarını görgü tanıkları ve belgeler ile anlatıyor.
Yazar’a göre “Bu kıyım büyük ölçüde toplumun en eğitimli ve bilinçli kesiminin dinsel söylemler üzerinden “öteki” ne karşı seferber edilmesiyle başarıldı. Önde gelen dindar örgütler komünistlerin kâfir/ateist ve sapkın olduklarını ve onları öldürmenin ibadet sayacağı yönünde fetvalar verdiler. Kısa bir sürede (dindarlar tarafından) insanın anlamakta zorluk çektiği büyük bir zulüm/kıyım yaşandı."
Okuduğum en çarpıcı/sarsıcı ve ufukaçıcı eserlerden birisi. Dine ve şiddete bakışınızı farklılaştıracak belki de değiştirecek. Kitap ciddi bir araştırma (kaynaklar yabancı) sonucu ortaya çıkmış. Dili akıcı anlaşılır. Okunması gerekenler listesine koyabilirsiniz. Konuya ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir çalışma. Umarım en kısa sürede de İngilizceye çevrilir.

29.12.2024

Yeni despotizm yargının, hukukun, medyanın, seçimin vs sözde ve görüntüde var olduğu bir sistem. Bu eserde despotların devletin kaynakları ve medya ile iktidarlarını nasıl devam ettirdiklerini, her türlü oyun/düzenbazlık/kurnazlık yaparak halkı nasıl kandırdıkları (ikna/manüple ettikleri) ve tebaa haline getirdikleri gözler önüne seriliyor. Yeni despotizm tiranlık, sultanlık vs değildir. Kısmen yetkiler kaynaklar birçok kişiye dağıtılır. Bu sistemler aynı zamanda tiranlıktan/diktatörlükten daha tehlikeli ve uzun ömürlü olabilirler. Günümüzde olup biteni anlamak veya anlamlandırmak için size çok güçlü bakış açısı ve bilgilendirme sağlıyor.Her ne kadar bazı yerlerde tercümeden kaynaklanan sıkıntılar olsa bile okumaya değer bir eser. Özellikle de siyaset ve yönetim biçimleri konularına ilgi duyanlar için daha faydalı olacaktır. Ayrıca zamana yayarak ve üzerinde düşünerek okumalı.
- “Despotizm bir iktidar biçimidir.Tebaasını dalkavuk ve tembel, yalaka ve yağcı olacak şekilde yetiştirir.”