Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
ilkay coşkun Tarafından Yapılan Yorumlar
Romanın doğasında olan kurgunun yanında tarihi gerçekliklerden sapılmadığını görmekteyiz. Hızır Hayreddin Reis'in yaşadığı çağa daha çok da 1500'lü yıllar ile ölüm yılı olan 1546 tarihine kadar ki zaman dilimini kapsamaktadır. Cezayir'in Osmanlıya ilhakı, Tunus'un fethi, Preveze deniz savaşı gibi birçok tarihi olay, kronolojik olarak romanda işlenmektedir. Kaynakça ’da görüldüğü gibi birçok tarihi vesikadan, eserden faydalanıldığını ve bu çerçevede konunun ele alındığını görmekteyiz. Keyif alarak okuduğum güzel bir roman. Tavsiye ederim. İlkay Coşkun
Şiirlerde ses, anlam, iç kafiye, söyleyiş ve anlam bütünlüğü vardır. Şiirlerde ses yer yer yükselmektedir. Bu yüksek sesin nihayetinde munisleştiğini ve dinginleştiğini görmekteyiz. Dekadanlık içermeyen, uyumlu sözcükler ve mısralar bir bütünlük oluşturmaktadır. Şiirlerde yer alan imgeler kıvamında ve anlaşılır olmasının yanında daha çok şuuraltına tekabül eden bir ciheti vardır. Başka bir ifadeyle örtülü imge ile çok karşılaşmıyoruz. Bu bağlamda şiirler okuru yormamaktadır. Bu okuma özelinde daha çok şairin kendine has bir anlatımı ve şiir dizgisinin olduğunu söylesek yeridir.
Şiirler; eş, aile ve ev odağında yol almaktadır. “Formika Kaplı Tv Dolabına Ağıt” gibi örneklerde; nesneler, objeler üzerinden de anlatımlarını çeşitlendirip okurun dikkatini bir nevi celp etmektedir. “Akbaba Savaşları” tek bölümlük uzun şiirinde de “Afrika’da ev” metaforunu işleyip şiirlerine bu temayı da dâhil eder. Ayrıca şair, bir nevi düzensizlikler içerisinde kendisine bir düzel kurmaya da çalışır. Ve karmaşadan çıkmayı, sivrilmeyi amaç edinir bir taraftan. İlkay Coşkun
Tarihimizin, kültürümüzün, mazimizin biriktiregeldiği şuur ile şekillenmiş bir vakur duruş… Geçmişimize dair daha çok övgü yüklü bir dil… Anadolu insanının içinde yürüyen senkronik bir duygudaşlık... Geçmişe ilişkin burkucu bir özlem de değil bunlar elbette. Şairin kimi şiirlerini, Yahya Kemal ve Nurullah Genç şiirleri okur gibi okudum diyebilirim. Medeniyet olgusunu taşıyan şiirlerin yanında başka bir taraftan da toplumsal içerikli şiirler olarak da görülebilir. Şehre ve medeniyete dair motiflerin, bütünlükçü bir formda işlendiği, şiirlerde ahengin, uyumun gözetildiği; dilimizin, sesimizin gürlüğünün yansıtıldığı güzel şiirler bunlar. İlkay Coşkun
Safiyane samimi bir bakışla yüzü insana dönük, sokaktaki, hanedeki ve ailedeki kendi hallince yaşayan insanı okuyan bir gözle süzüp yazıya döker yazar. Hayatlar hep çekidüzende ve yeknesak değildir elbette. Yazar gibi, rutin dünyaların dışındaki sokakları da görmek gerekiyor. Sokaklar, kam alıp sırrına mazhar olmuşlarla doludur. Görene bir adım mesabesinde ne hayatlar yaşanmakta... Böylelikle daha çok hüzünler taşınır öykülere. Ailede, çevrede, sokakta sorunlarıyla, güçlükleriyle ve güzellikleriyle yaşayan sımsıocak kişilikler bunlar. Namazlısı da, harabat ehli de eyyamcısı da hep bizim insanımız, bizim mahallemizin müdavimleri değil mi? Her şeye rağmen öykü kahramanları güzelliklerle hizalanmaktadırlar. Sonuçta insan hikâyeleriyle yazılı sokaklar da bir kütüphanedir. Ilkay Coşkun