Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

ilkay coşkun Tarafından Yapılan Yorumlar

04.03.2023

Kitabın içeriğinde bir gezintiye çıkacak olursak; Yazarın gönül diliyle, şairane üslubuyla, Peygamber efendimizle karşılıklı kurgusal bir hasbihali işlenmektedir. Yazarın; Ayetler ve Hadisler ışığında, Peygamberimizden öğrenilmek istenen seksen soru ve seksen hadisi şerifi ihtiva etmektedir. Bu seksen hadis ışığında İslam ahlâkı, temel esaslar, Allah'a itaat, Peygamber sevgisi, komşuluk, kanaat, iyilik, hayırseverlik, sevgi, selamı yayma, alçakgönüllülük, kardeşlik, misafirperverlik, bunların karşısında mal, servet, kötülük, kibir, gıybet, haset, zan gibi birçok konuya, seksen hadisin ışığında cevapların verildiğini görmekteyiz. İlkay Coşkun
28.02.2023

İnsanın, zamana karşı biricik şansı olan aşk, hüznü de beraberinde taşınmaktadır maalesef. Hüzünlü bir aşkla daha çokta kavuşulamayan olanlar şiirleşiyor ve hatta efsaneleşiyor diyebiliriz. Son tahlilde, içinden aşk geçen, hayatlara dokunan şiirler bunlar. Çokça lirizm içermektedir. Sızı toplayan hüzünler taşınmaktadır ama daha çok umut nüveli. Arka kapakta, kısa bir dörtlükle şiir kitabı özetlenmiş. Bakalım “Bu şehirde sonbahar/ gönlümde hüzün var/ ben hiç büyümedim/ terk ettiğin yaştayım yâr” Kısa bir şiir olan “Şehir / Saksı” şiiri ile yazımı sonlandırayım izninizle. “Çiçekleri saksıda/ beni şehirlerde öldürdüler/ Çiçekleri saksıya/ Beni şehirlere gömdüler” İyi okumalar.
22.02.2023

Öykülerin bazıları yazarın kendi başından geçtiği gizemli olayları kurguyla harmanlayarak okura taşıdığını görmekteyiz. Öykü anlatımlarının, birincil tekil şahıs üzerinden yapıldığını görmekteyiz. Bu öykülerin bir kısmında yazar, hem öykü baş kahramanı hem de anlatıcısıdır. Diğer bazı öykülerde de erkek, kadın ve hatta çocuk öykü kahramanları görev yaparak öyküleri anlatmaktadır. Geçimini mezar hırsızlığı ile idame ettiren bir adam, fotoğraftaki gizemli kız, insanlara musallat olmuş başka bir ruh, mezarlıktan gelen ses, otostopçu kız, evdeki yabancı, Kıbrıs şehidinin zaman zaman köy okuluna gelmesi ve okulda yaşanan esrarengizlikler, çocuk bakıcısı, kırmızı oda, fotoğraftaki kız, mezarlıktaki gelin, kambur çoban, ruh çağırma” gibi birçok öykü ismini sıralayabilirim. İlkay Coşkun
20.02.2023

Hayata, dünyamıza, insana, bakış açılarımıza, yanlışlarımıza, doğrularımıza yönelik derinlikli mülahazalar okudum desem yeridir. Kötülerin yanında; kanaati başına taç yapanlar da, Âşık Veysel ve Borges gibi gözleriyle görenlerden daha fazla görenlerde, maddi ve manevi birçok setreden insanları da bolca görmek mümkün ve hep olacaktır da... Bakış açıları serimlenirken ve fikir teatisinde bulunulurken, kıyaslamalar da yapılır ve bolca sorular sorulur. Okuru düşünmeye, sorgulamaya iten, düşünce atını kamçılayan bu yazılanları, en iyi betimleyen arka kapak yazısındaki bir bölümle yazımı nihayete erdireyim. “…Yaşamak nesnelerden daha derin ve güzel bir edim değil midir? Kendimizden uzaklaşmaya çalışırken içimizde oluşan hayat adlı boşluğu ne kadar doldurabiliriz ki…?" Ama her türden olumsuz gidişata rağmen biz de yazar gibi düşünüp umudu taze tutmanın gücüne inanalım ve var oluşun rüyasını hep görmeye çalışalım. İlkay Coşkun
16.02.2023

Öykülerin birçoğunun; genç ve çocuk gözüyle ele alındığını, daha çok konu ve olay olgusu üzerinden ele alındığını görmekteyiz. Alzheimer hastası olan bir baba, Ali kıran baş kesen başka bir ağa baba, kendi anlatımıyla Davulcu Uluk Muharrem, esrar satıcısı başka bir ihtiyar, misafirlik, öğretmenlik, keklik avı, kanarya, köpek, buzağı, güvercin, kumru, korona günleri gibi birçok konu ve olay kahramanlarıyla birlikte, kurgudan daha çok yaşanmışlık hissiyatıyla ele alındığını görmekteyiz. Öykülerde mekân ve coğrafya olarak; Toroslar, Amanoslar, Adana, Afşin, Binboğa, Üçkoz Yaylası gibi yerleri öncelikli olarak sıralayabilirim. Yazarın Afşinli olmasından dolayı, yörenin kültürüne, diline, yaşayışına hâkim olduğunu görmekteyiz. Başka bir ifadeyle yazarın kullandığı yerel-yöresel dilde, işlediği kültürde ve yaşanmışlıklarda, bu içselleşmiş bütünlüğe şahit oluyoruz.