Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
ilkay coşkun Tarafından Yapılan Yorumlar
Biçem olarak anlatımda, bazen zamanın gerisine gitme, bazen de bu güne geri dönme döngüselliğiyle ilerliyor. Olay örgüsünde de aynı yol izlenmiş. Bu da okuyucunun merak ve ilgi duygularını besliyor. Olay ve tarihler arası geçişler ilgi uyandırıyor. Anlatım daha ziyade üçüncü bir şahıs tarafından yapılmakta. Öykülerde ve romanda yer alan karakterlerin çok fazla sayıda olmaması okuru yormamaktadır. Günümüzün konuşulan Türkçesi akıcı bir üslupla anlatımda yerini almış. Duraksamadan keyif alarak okudum. Arkaik öğeler yok denecek kadar az. Anlatımlarda yer alan örnek karakterler vicdani, insani yönleriyle tebarüz etmiş. İyi ve doğru yanında, toplumumuzdaki fasit unsurlar irdelenmiş. Fırsat eşitsizlikleri dillendirilmiş. Her bir öykü ayrı ayrı mesajlar içeriyor. Fikri altyapı, düşünsel olgular üzerinden ele alınıyor. Değişik zamanlarda yaşanan siyasi ortamlar tartışılıp değerlendiriliyor. Aynı zamanda sonuçları irdeleniyor.
Yönü sadece batıya dönük olan aydınlar için ‘Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan’ diyen Nuri Pakdil’in çizdiği portrenin yanında; ‘İslam Medeniyeti’nin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak, batılılara anlatmaktan daha zor’ diyen merhum Fuat Sezgin’in sözünü de hatırlamak gerekir. Genel anlamda ufkumuz olan Avrupa çabalarına, merhum Prof. Dr. Fuat Sezgin’in ‘Batı uygarlığı, İslam Medeniyeti’nin çocuğudur’ tespitini de buraya ekleyip unutmamak gerekiyor. Kitabın önemli bir bölümünde ele alınan Anadolu irfanının manevi mimarlarının yanında özellikle Anadolu irfanını genel boyutlarıyla ele alınıyor. Sadece bilgiyi değil hikmeti de içeren irfan olgusunu inanç boyutuyla daha geniş anlamda ‘Şiir ve İrfan’ kitabında bulabiliriz.
Yazılar arkaik unsurlardan uzak, akıcı, samimi bir anlatımla kaleme alınmış. Zamanın yorgunluğunu taşımıyor satırlar. Gençler başta olmak üzere geniş bir okur kitlesine hitap ediyor. Çocuklar, aile, anılar, öğretmenlik, eğitim, Kudüs, 28 şubat, sevgi, diğerkâmlık, renkler gibi bir çok farklı konu işlenmiş. Her bir yaşanmışlıkta renkler farklı farklı çizilmiş. Hayatın künhüne vakıf bir bütünlükte mucibince amel arzulanıyor. Yazar, aforizmalarla, şiirleriyle eserini daha da zenginleştirmiş. Anne ve öğretmen duyarlılığı ön safta yer aldığı açıkça görülüyor. Orta Doğu’da yaşayıp da kalbi yaralı olmamak mümkün mü? Munis Anadolu insanı kültürüyle, manevi ve dini yönüyle ele alınan yazılar da mevcut. Hayatın zorlukları, çabaları, güzellikleri nümayişten, alegorilerden uzakta ele alınıp gerçekçi ifadelerle temellendirildiğini görmekteyiz.
"Aşk Medeniyetine Yolculuk"ta insanlığın hastalıklarına dikkat çekilmekte ve çözüm noktasında istikamet gösterilmektedir. Haz ve hızda huzur arayanlar, ruhun yolunu tıkayan huzursuz zavallılar olarak görülüyor. Merhum Nuri Pakdil’in “içe bakış, dehşetli hazinedir” sözündeki gibi sık sık içe bakış vurgusu yapılıyor. Kendi kültürüne, tarihine, coğrafyasına yabancı bir nesli edilgen ve özentili olacağı uyarısı yapılmaktadır. İş, dil ve fikir birliğin ipuçları verilmiştir. Kültürümüzden, medeniyetimizden gelen birikimle Anadolu insanının arif tarafları ve bugünün yaşantısına, insanına karşı eleştiriler etraflıca ele alınıyor. Ne toplumsal bir nostaljizm ne de duygusal ve kişisel romantizmdir bu. İstidada malik olabilmenin şifreleridir bunlar. Tarihimizde yer etmiş güzel örneklerinin yanında bugünün serdengeçtilerine dikkati ve umudu her dem diri tutuluyor eserde. Ayrıca Türkçemiz üzerine de derinlikli tahlillerin yer aldığı konular kaleme alınmıştır.
Milli ve manevi değerlerle örülü şiirler, Müslüman Anadolu ve Ortadoğu coğrafyasını daha çok kapsamaktadır. “Hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür” diyen Ahmet Hamdi Tanpınar sözünde olduğu gibi mütevazıdır şiirler. Duygulara hitap etmektedir. Kibir ve benlik duygularından uzakta, arındırılmıştır. Şiirler daha çok aşk, mekân, coğrafya ve sosyal konuları içermektedir. Şiirlerde hep bir coğrafya vurgusu görülmektedir. Bu da şairin eğitiminin coğrafya alanında olmasının bir sonucu olsa gerek. Konusu ve teması olan şiirler tanımlaması yapsak çokta yanlış olmaz. “Kerbela Ah! Kerbela” “Kan Çiçekleri Bosna” “Afganistan Coğrafyası Al Karanfil” “Uyan Burası Gazze” “Mısır’da Kan Kusar Nil” “Gün Ağarmaz Soma’da” “Mescid-i Aksa” “Güneşle Doğan Iğdır” isimli şiirler bu bağlamda okura bir fikir verecektir.