Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

ilkay coşkun Tarafından Yapılan Yorumlar

06.10.2021

Şairler yüklerini sırtlarından çok içlerinde, yüreklerinde taşımazlar mı? Bu yük, insanımızın, biz Müslümanların yüküdür. Bu yük, dalga dalga büyüyerek yayılan bir kuvvettedir. Bu da şairin dünyaya bakışını ve sorumluluklarını belirler. Yazmanın, çizmenin bir amacı da biz insanların yaralarını sağaltmaya çalışma gayretleri değil midir? İşte böyle bir gaye güdülerek yazılmış şiirler bunlar. “Gül” şiiri ile başlayan kitapta, “Gül”, “Gül Vakti”, “Arzum” şiirleriyle Hz. Peygamberimize duyulan sevgi şiirleri konu edinilmiştir. “Arzum” şiirinin son bölümünde; “Gül olsam, bülbül olsam/ aşk ülkesinde feverân eden/ Ravza-yı Mutahhara’da açan bir gül olsam/ Muhammedî” mısralarında olduğu gibi, Peygamber efendimizin remzi olan gül, kitapta nakış nakış işlenmiş. Ayrıca “Sonsuz Kerem Sahibi” şiirinde; “gönül terazimin kefelerine/ gül yaprakları koydum özenle” mısrasıyla gül ile gönül köprüsünü kurup gönül olgusuna geçiş yapmıştır.
06.10.2021

Rüya, anahtar, naneli şeker, gurbet, kurtuluş, kar, kayıp şiir, sevgi, ölüm gibi temalarla beraber tasavvuf, sufilik, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Ma’rifetnâme’si, Şeyh Bedreddin, Ahmet Muhip Dıranas’ın Olvido’su ve Yahya Kemal gibi önemli kişilikler yazıların konularını oluşturmaktadır. Yazarın; tasavvuf, sufilik konularında özel çalışmaları olduğu görülmektedir. "Naneli Şeker”in özünde, dibacesinde sevgi var. Bu sevgiyi bayraklaştırmış Pir-i Anadolu'dan Derviş Yunus, Hz. Mevlana gibi büyük değerler var. İdeolojiler üstü bir yaklaşımla sevgiyi şiar edinmiş değerlerimizdir anlatılanlar. İlahî aşka, sevgiye götüren bilimum beşeri sevgilerde hayatın içerisinde alıcılarını bekleyen, arzulayan numuneleridir bunlar. "Mecazi aşk ancak Allah'ı arayan gezginin geçmek zorunda olduğu bir köprüdür" tanımlamasıyla esas gidilmesi gereken istikamet çiziliyor.
06.10.2021

Yazma biraz da hayatı anlama, dünyayı gözlemleme gayretleri değil midir? Şiir, bıkmadan usanmadan aramanın, hep tecessüs halinde olmanın, yeni damarlar bulmanın, keşfe çıkmanın gayretleri değil midir? Şair, kendi özgün tarzını, şiir sesini bulmuş, özgün imgeler yakalamış diyebilirim. Şiirler, fikir zeminine oturmuş, estetik haz veren ve hayatla bağlarını kurmuş. Sofistike imajlardan uzakta yalın ve doğal anlatımlar. Zamana karşı yenilmeyecek şiirlerden olacak inşallah. Şair Cengizhan Konuş'un bulduğu şiir damarı her dem kavi olur inşallah. Bireyselleşme dozunun gün geçtikçe arttığı günümüze bu güzel şiirler renk, sıcaklık ve gölgelik olacaktır.
06.10.2021

Kûşe-i uzlet; yalnızlık köşesi, tenha ve ıssız köşe anlamına gelmektedir. Bu bilgiyi de buraya not olarak düşmek isterim. Bu yirmi günlük tecrit döneminde yaşananların yanında aile, iş, okul, çevre ve ülke ortamı lisan-ı münasiple, günlük yazım türü samimiyetiyle ele alınmış bir eser. Yazarın ifadesiyle "yaşamaktan mülhem bir günlük" olarak nitelendiriliyor. İnsanlığın, ülkenin, milletin, telaşlı şehirlilerin yaşadıkları hâl resmediliyor adeta. Yaşanan yirmi günlük uzlet dönemi gün gün şu şekilde tasniflenmiş; "haber, alışmak, huzuru aramak, inanmak, sarılmak, sohbet, kayıp saat, meşguliyet, Pir'in izinde, çoğalmak, dost olmak, insan unutur, hakikat, insanın limanı, münzevi ve sohbet, şükür daima şükür, dert ve düşünce, hatırlamak, göç mevsimi, mesafe bilinci, beklemek" başlıklarıyla yaşananlar özetlenmiştir.
06.10.2021

Kitaba isim olan "Dünya Telaşı”na kim ve kimler daha çok maruz kalıyor diye birçok soru akla takılıyor. Dünya telaşına en fazla hangi yaş gurubu, hangi iş kolu, şehirli mi, taşralı mı daha fazla maruz kalıyor şeklinde birçok soru aklı meşgul ediyor. Bu soruların izlerini şiir kitabının içeriğinde aradım. Kitap içersin de yer alan onlarca imge içerisinde yer alan "şehir" ifadesi beni yanıltmadı. Şehir olgusunun olumlu ve olumsuz çağrışımlarının iç içe geçtiğini görmekteyiz. Anlatım tamamen "şehir" kelimesi üzerinden ele alınmış. Mesela "şehirli" ifadesi hiç kullanılmamış. Sadece bir yerde "kentli" ifadesi kullanılmış. Şöyle ki, "babasına benzeyen çocuklar barikat olacak kentli bakışlara" (Sayfa 14) Kent ve kentli tarzı adlandırma daha çok batılı bir tarz olarak görülürken, şehir ve şehirli, bizim kültürümüzde vücut bulmuş hâlidir.