Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Sırrı Ataman ‘Unutturulan Ayetler’de, zamanında Turan Dursun ve Süleyman Ateş arasındaki İslamiyet tartışmasına, Dursun’un tezlerini destekleyerek yanıt veriyor. Süleyman Ateş, Dursun’un meşhur ‘Din Bu 1-2-3’ serisine cevap vermiş, Dursun öldürüldüğü için de Ateş’in iddialarına yanıt verememişti. İşte Ataman’ın kitabı, bir anlamda bu cevap hakkını kullanıyor. Kuran’ı esas alan ve Hadislere mümkün olduğu kadar az itibar eden Ataman, “İslam’da hoşgörü var mı?”, “Rüşvetle kâfir Müslüman yapıldı mı?”, “Allah insanla aracısız konuşur mu?”, “Nuh Tufanı gerçek mi?”, “Tanrı her şeyi önceden bilir mi?” ve “Tanrı beddua eder mi?” gibi soruları, ayetlerden örnekler vererek yanıtlıyor.
Casim Avcı’nın, diğer adı ‘Muhammedü’l-Emin’ olan bu çalışması, Muhammed’in peygamberlik öncesi çocukluğunu, gençliğini, Hatice ile evliliğini ve kendisine vahiy gelene kadarki hayatını anlatıyor. Bu dönem içindeki belli başlı tarihi olayları anlatan Avcı, İslamiyet’ten önce toplumun örf, adet ve ibadetlerini; bu coğrafyanın öne çıkan şehirlerinden Mekke’nin portresini sunuyor. O dönemin sosyo-ekonomik hayatı ve putlar; Muhammed’in soyu ve ailesi; Kutlu Doğum, süt annesi Halime’ye verilişi, annesi ve dedesinin ölümü, amcası ile yaptığı Suriye seyahati; Ficâr Savaşı’na katılması ve Hilfu’l-Fudûl cemiyetinde bulunması, kitapta yer alan konulardan sadece birkaçı.
İtalyan edebiyatçı Claudio Magris’in ödüllü kitabı ‘Tuna Boyunca’ hem gezi, hem de bu ünlü nehrin kaynakları ve güzergahına dair bir araştırma. Kitabın asıl ilgi çekiciliği, Tuna’nın kaynağına inerek, bu nehrin geçtiği ülkeleri, şehirleri, zevkle okunan bir üslup ve entelektüel bir bakış açısıyla ele alması.
Kanat Güner, eroin kullanmaya başladığında bir gün bu yoldan dönebileceğini düşünüyordu. Ne zaman ki, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini anladı, işte o zaman, insanlarla, hayatla son bir iletişim denemesi yapmak için Eroin Güncesi’ni yazdı ve kitap çıktıktan on üç ay sonra da kasığında iğneyle Beyoğlu Sineması’nın tuvaletinde ölü bulundu. Geçen o on üç aylık süre içinde Kanat muhtemelen ‘iletişim denemesi’nin başarısız olduğunu düşünmüştü. Ama on yıl sonra bugün eğer yaşasaydı, yanıldığını anlayacaktı. O günlerde toplum dışına itilen, bir televizyon kanalının ana haber bülteninde bir suçlu, bir zavallı gibi topluma takdim edilen Kanat Güner ve kitabı hakkında bugün düşünülenler, onun ‘son iletişim denemesi’nin geç de olsa başarılı olduğunu gösteriyor.