Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ef88 Tarafından Yapılan Yorumlar
Eseri bitirdikten sonra çok hoş bir duygu kapladı içimi. Demek ki bizde de böyle eserler yazılabiliyormuş hissine kapıldım… Ta ki Benim Adım Kırmızı ile Umberto Eco tarafından kaleme alınmış “Gülün Adı” romanının mukayeseli bakışla değerlendirilmesi üzerine yazılan bir makaleyi okuyana kadar. Makaleyi bitirdiğimde büyük bir hayal kırıklığına uğradım çünkü görünüşe göre iki romanın da omurgası aynı temellerden yükseliyor. İlk fırsatta “Gülün Adı” da okunmalı diye düşünüyorum.
Böyle bir eserin eksiklikleriyle bile olsa günümüze kadar ulaşması büyük bir şans. Aristoteles eserinde tragedya ve destan üzerinde yoğunlaşmış. Yazılanları daha iyi anlamak için İlyada ve Odesa başta olmak üzere eserde bahsedilen yayınları okumak gerekli diye düşünüyorum.
Dostoyevski’nin ikinci romanıdır. Döneminde eleştirmenler tarafından beğenilmemiş olmasına rağmen Dostoyevski ileride bu romanının büyük ses getireceğini ön görmüştür. Ve bu ön görüsünde de bence haklı çıkmıştır. Çünkü Dostoyevski, Öteki’nin karakteri Bay Golyadkin’i şizofren olarak başarıyla çizmiştir. Daha o dönemlerde şizofreninin tam olarak ne olduğu bilinmiyorken bile bu durumun bir romanda böylesine yetkin bir şekilde ele alınmış olması başlı başına bir başarıdır. Aslında romanda (pek çok okuyucu yorumunda yanlış olarak anlaşıldığı ve aktarıldığı gibi) Bay Golyadkin’e benzeyen ikinci bir şahıs yoktur, bu sadece Bay Golyadkin’in bir hayalidir. Zaten Dostoyevski son olarak Karamazov Kardeşler’deki ateist İvan’ı da bir şizofren olarak karakterize etmiştir. Buradan hareketle onun bu hastalığı ve hastalığın insan kişiliğine yaptığı etkiyi bildiğini söylemek mümkün. Yani bu romanı okurken başkarakterin bir şizofreni hastası olduğunu göz önünde tutmalıyız. Ben bu romandan oldukça zevk aldım, herkesin okumasını tavsiye ederim.
Tek kelimeyle Dostoyevski’nin şaheseridir. Dostoyevski olayları anlatırken dönemine göre oldukça yenilikçi bir yol takip etmiş. “Çocuklar” bölümü son derece başarılı bir şekilde olaylarla örtüştürülmüş. Açıkçası beni derinden etkileyen bir kitap oldu. Başkarakterlerin hepsinin kişilikleri (Dostoyevski’nin diğer eserlerinde olduğu gibi) etraflıca çiziliyor ve bu durum okuyucuyu kitapla adeta bütünleştiriyor.
Çeviriden söz edecek olursak şöyle bir durum söz konusu: Zamanında çevrilirken sansürlenen birkaç sayfa kitabın bu günkü son haline eklenmiş ve bu eksiklik giderilmiş. Bir de ateist İvan’ın “Büyük Engizisyoncu” hikâyesini pek çok kez okumama rağmen anlayamadım. Bu hikâye için başka bir kaynaktan yararlanmam gerekti. Taluy’un çevirisinde hikâyedeki şahsın İsa peygamber olduğunu çıkaramamıştım…(Aslında bu durum çeviriden mi kaynaklanıyor tam emin değilim.)
Suç ve Ceza mı yoksa Karamazov Kardeşler mi diye bir kıyaslama yapacak olursak ikinci seçenek bende daha ağır basıyor. Aslında Suç ve Ceza’ya hakim olan öykü altıncı kitapta yer alan “Esrarengiz Ziyaretçi” de pek çok değişiklikle beraber öz bir biçimde kendini hissettiriyor. Tekrar tekrar okunası olan bu eseri okumayı herkese ısrarla tavsiye ederim.
Bu kitap için ne yazsam eksik kalır. Bir iki hatırayı okuyayım derken bir de baktım ki elimden bırakamıyorum... Aziz Nesin'in hatıraları halen daha olmadık yerlerde aklıma gelip sebepli sebepsiz güldürmekte beni. Yalnız kitabı okumayanlar kitapta yer alan trajik olaylara rastlayınca hiç ama hiç şaşırmasınlar. Okuyunca ne demek istediğimi anlarsınız.