Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Hikmet Koraş Tarafından Yapılan Yorumlar

23.01.2008

Dr. Bayram Polat tarafından yazılmış olan "Evanjelik Bir Hareket Metodist Kilisesi" adlı eser, bu günkü ABD politikasını ve Ortadoğu üzerine oynanan oyunları anlamak isteyenler için değeri ölçülemeyecek bir kaynak.
Özellikle, Amerika bürokrasisi ve başkanlarının kendisini bir peygamber gibi takdim etmeleri devletin büyüklüğü ve gücüyle değil kitapta izah edilen zihniyetle ilgilidir. Kitap Evanjelik hareketin ve metodist kilisesinin inanç kaynağını açık bir dille ifade ederek, ABD ile şu veya bu şekilde ilişkisi olan politikacılar, iş adamlarının ülkenin Avrupa ve orta doğu ile ilgili politikasını anlamaları için bulunmaz bir kaynaktır.
21.09.2005

Tahtacılar kitabı, bu sahada bir boşluğu doldurmaktadır. Adına tahtacılar denen ve kapalı bir topluluk olduğu için, halkın önyargı ile yaklaştığı bu topluluk hakkında bilinmeyen pek çok hususu aydınlatan bir kitap. Yabancı araştırmacılar ve taraflı bakan kişiler tarafından hep ayrı bir etnik kökenin mensupları gibi gösterilen bu topluluğun gerçekte hepimiz kadar Türk olduğunu ispat eden ilmi bir araştırma. Aslında içinde bulunduğumuz eşmekeş dikkate alınırsa çok geç kalmış bir çalışma. Bütün bunlardan dolayı araştırmacıyı tebrik eder benzer çalışmalarının yayınlanmasını merakla beklediğimi belirtmek isterm.
12.01.2005

Metal Fırtına'yı her şeyden önce edebiyatımızda pek örneğine rastlamadığımız türde bir (Politik kurgu) roman örneği olması bakımından değerli bulduğum gibi, Amerikanın Ortadoğu emellerini konu edinmesi bakımından da çok beğendim. Yazarlarını tebrik ederken tüm Türk okuyucusuna tavsiye ediyorum.
Amerikadaki düşünce kulüplerinin veya strateji enstitülerinin yaptığı işi iki genç yazar çok başarılı bir belgesel romanla ortaya koymuşlardır.
Arzumuz Türkiye'de bu yönde yazılmış eserlerin çığ gibi çoğalarak ülke meseleleri konusunda hassas bir kamuoyu oluşmasıdır.
Kurgudaki başarının da altını çizmemiz gerekir...
Emeği geçenleri kutluyorum.
29.02.2004

Sayın paşanın yazdığı her şeye katılıyorum. Hatıralarına, yaşadıklarına, duygularına saygı duyuyorum. Amerikalıların PPK'ya yardım ettiğine ise kesinlikle katılıyorum. Bütün bu yazılanlardan hareketle sayın Paşamızın bir şeyli açık ve net olarak tespit etmesi ve bu konuda açık ve net bir hüküm vermesi gerekirdi.
Bizler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları beyni iğfal edilmiş ve bunun farkında olmayan insanlarız. Amerikanın PKK'ya yardımının devamı kuzey ırakta askerimizin başına çuval geçirmekle başka bir anlam kazanmıştır. Bu şu demektir:
Bilim adamı yetiştirmek adıyla yetişen aydınlarımızın, asker yetiştirmek adı altında askerimizin kafaları iğfal edilmektedir. Dikkat edersek yurt dışına gönderdiğimiz insanlardan özellikle aydınlarımızın kafaları iğfal edilmiştir. Buna aydınlarımızın kafasının yıkanması da diyebiliriz. Bu bizde tanzimatla birlikte başlar. Kabul etsek de etmesek de aydın insanını yurt dışında yetiştirmek kendi ülkesine ihanettir.
paşanın bütün bu anlattıklarından sonra hala amerika taraftarı olan, avrupayı kucaklamaya çalışan, kurtuluşu batıda gören insan sayısı az değildir.
Paşanın bütün bunları tespit ettikten sonra devletin şu politikası yanlış bunun kesinlikle şu şekilde düzelmesi gerekir gibi hükümlerde bulunması gerktiğine inanıyorum. "koçi bey risalesi", "başımıza gelenler" gibi benzer meseleleri gündeme getiren pek çok eser olmasına rağmen yanlışların hala devam etmesi yanlışların tespit edilmesinin bir şey ifade etmediğini göstermektedir.
Atatürk'ün ölüm döşeğinde bile dille ilgili sorular sorması ve dil konusunun ihmal edilmemesi vasiyeti meseleyi bize özetlemektedir.
Paşanın, asıl terörün "Türkçe bilim dili olamaz" kompleksinden kaynaklandığını, esas terörün bu olduğunu söylemesini bekliyordum. Maalesef "Türkçe bilim dili olamaz" dendiğinde ne asker ne sivil, ne bürokrasi, ne cumhurbaşkanı, ne başbakan, ne milli eğitim bakanı, ne kültür bakanı, ne rektörler, ne de üniversite hocaları ses çıkarmadılar. işte anlatılması gereken esas mesele budur. Bir paşanın veya paşaların bu gerçeği tespit etmesi çok önemlidir. Tali şeyleri tespit etmek meselenin çözümüne yerdımcı olmuyor, sadece olması gereken kötü sonucu geciktiriyor.
Yine de tespitlerinden ve bunları açıkça yazmasından dolayı sayın paşayı kutluyorum.
Çünkü yazılmayan şeyler unutulmaya mahkumdur. Bu unutulanlar ise bizim tarihimizdir. Bu yazılanlar inşallah son olur ve milletimizin artık yüzü güler.
23.05.2003

Yazarın çalışması çok güzel, aslında bir boşluğu da doldurmuş demek mümkün; ancak niçin İstanbul değil de Konstantin sorusunun cevabı pek tatmin edici değil. Bana göre yazar bunu inançla irtibat kurmadan izah edemez. Bu mantıkla düşünürseniz bütün kavim ve kültürleri de yok sayarsınız ve yok edersiniz. Halbuki ayeti kerime "biz insanları kavim kavim yarattık" buyuruyor.
Yazara yine de başarılar diler, daha güzel eserler vermesini temenni ederiz.