Toplam yorum: 3.285.014
Bu ayki yorum: 6.540
E-Dergi
Emrah Özkul Tarafından Yapılan Yorumlar
Yaklaşık 250 sayfalık dev ve iddialı eser. Yine ses getirmekte, yine tartışılmakta. Sayın Kongar’ın konulara tarafsız baktığı ve tarihsel süreç içerisinde değerlendirdiği açıktır. Ancak kitapta yer almayan pek çok konu var yüzleşilmeyen. Belki bunlarda alınıp daha fazla yorum yapılabilirdi. Özellikle Osmanlı imparatorluğu bilgileri ve bu bilgileri doğrulamak için derin bir tarih bilincine sahip olmak gerekmekte. Yakın tarih ise net olarak anlaşılmakta. Eleştirel gözle bakmak için bile yazarın bu kitabının okunması tavsiye edilir…
Kendine has üslubu, konulara yaklaşım biçimi, tasavvufi yönü ve Mevlana mesnevisine atıflarla Elif Şafak’ı anlama sürecinde önelcikle okunması gereken eser niteliğinde. “Siğillerin etrafına halkalar çizilirdi ya keçeli kalemlerle, bir şeyi ortadan kaldırmanın yolunun, etrafını kuşatmaktan geçtiğini böyle öğrendim. O gün bugündür bir Yezidi kadar ürkerim etrafıma çıkışsız çemberler çizilmesinden” diyor yazar. Berlin, Amerika ve İstanbul üçgeninde bu çok boyutlu köşe yazıları Elif Şafak’ı gerçekten iyi anlatıyor. Okunmalı…
Bu eser içinde Dostoyevski’nin iki hikayesi bulunmakta. Bunlar; esere ismini veren “bir yufka yürekli” ve “soytarı”. Şumkof ve Nefedoviç’in bugün bulmanın çok azaldığı dostluğu ve Şumkof’un iradesizliği, karar verirlken çektiği acılar, aşık olması ve aşk için her şeyi göze almasıyla birlikte içine düştüğü durum çok derin bir tahlil gücüyle anlatılmakta. Bu tür yazarların büyük eserlerinin yanında pek bilinmeyen, duyulmamış eserlerinin de okunması bakış açılarının ve tahlil güçlerinin anlaşılması bakımından son derece önemli.
“Yetişkin Çocuklar”, “Savaşçı”ya giden yolda yazarın “İçimizdeki Çocuk” tan sonra yazdığı eser. Timur, Leman, Yakup Bey üçlüsüyle yaşam sorunları, onları ele alış biçimi, zorlukları üstesinden gelme yolları yazarın halkın seviyesine inme çabasıyla son derece basit bir dille anlatılmış. Özellikle kişinin sahip olduğu iç dünyasının onun sırtına yük olan yada olacak dış dünya yükünü taşıyıp taşımayacağını belirlemektedir görüşü son derece önemli. Kalıplaşmış insan tabiri ve bunun mükemmeliyetçi yapısı uzun uzun anlatılmış. Yazarın “sağlıklı insan” tanımı ise onun iç çocukla iç ana baba arasındaki ilişki üzerine kuruludur. Hayatta her şeyden zevk alma, kimseyi yargılamama, şikayet etmeme, yaşamında olan zorlukları karamsarlık kaynağı yapmama, aksine bu zorlukları öğrenerek daha güçlü bir insan olacağını düşünme sağlıklı insanın tanımı için ortaya çıkan özelliklerdir. Bu tür kitaplara ilgi duyanlara tavsiye edilir.
%100 Düşünce gücü sanılanın aksine her zaman geçerliliğini koruyacak bir eser. bir zamanlar popülerdi şimdi değil demek o kitaba yapılan bir haksızlık bana göre. Uzun zaman önce okuduğumdan dolayı tekrar inceleme ihtiyacı hissettim. Ve bu eserdeki düşünceleri hayatına geçirmek isteyen insanların bu kitaptan sıklıkla faydalanmaları gerektiği kanaatindeyim. Kitabın daha başında yirmi yılın özetini yazar tek bir cümleyle veriyor: “insan kendisinin en büyük düşmanıdır”. Bu da aslında olayların değil o olaylara bakış açımızın, yaklaşma tarzımızın kendimize vereceğimiz zarar yada bir motivasyon aracı olabileceğini gösteriyor. Bilinç tarzını değiştirmek, her şeyin düşüncede başlaması, içimizdeki bize güvenmek ve daha pek çok konu çok güzel bir dille ele alınmış. Maddileşen ve hayat koşullarının gerçek düşünceler içinde olmamamızı engelleyen bir dünyada bu tür eserlerden faydalanmak oldukça önemli.