Toplam yorum: 3.284.564
Bu ayki yorum: 6.070
E-Dergi
Yeter Özhal Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabı okurken aklıma daha önce okuduğum Elif Şafak kitabı "On Dakika Otuz Sekiz Saniye" kitabı geldi. Elif Şafak da Irmak Zileli de bir kişinin ölmek üzereyken hissettiği şeyleri yazmışlar. Son Bakış kitabı "Bilinç Akışı" tekniği ile yazılmış. Çokça devrik cümle kurulmuş, hatta kitabın tamamı devrik cümlelerden oluşuyor diyebilirim. Bilinç Akışı anlatım tekniği ile yazıldığı için bir cümle neredeyse bir paragraf uzunluğunda olmuş. Sürekli virgülle ayrılmış bitmeyen cümleler var. Tekrar eden kelimeler insanın sinirlerini hoplatabilir, örneğin "tık, tık, tık," gibi. Hikâye çok dokunaklı, Gürcü bir kız, sevdiği adamla ülkesinden ayrılıyor. Türkiye'ye geliyor, sevgilisi İranlı bir şair ve aranan bir adam. Yakalanıyor ve roman kahramanı tek kalıyor. Gurbet, yabancılık, ötekileştirme, başka bir ülkede varlığının kabullenilmemesi, geçmişte yaşanmış acılar, bir ailenin acı kaderi gibi durumları etkili bir şekilde anlatıyor. Okuması zor, bazen sıkıcı ama bittiğinde içinize oturan bir kitap.
Irmak Zileli'nin okuduğum ilk kitabı. Okumaya başladığımda hikâyenin bir mail ile başlaması bana tanıdık geldi açıkçası. İsmini gizli tutan bir öğrenci, bütün okula ve velilere topluca çok ciddi iddialar içeren bir mail atıyor. Mailleri her gün ciddiyet dozunu arttırarak devam ettiriyor. Attığı mailler sayesinde okul çalkalanmaya başlıyor. Gizemli kişi bir öğrenci grubunu hedef alıyor. Hikâye ilerledikçe bir grup öğrencinin yaptığı hata ve o hataya şahit olan bir başka öğrenci olduğunu anlıyorsunuz. Mailler geldikçe okulda birbirini suçlamalar, itiraflar, günah çıkarmalar, küslükler başlıyor. Mailler ısrarla geldikçe okul birbirine giriyor. Müdür olaya el atıyor ama durduramıyor. Kitabın sonuna kadar maili atan kişiyi asla merak etmiyorsunuz :) (çok enteresan) kitabın sonunda kısa bir mail atarak kim olduğunu itiraf ettiğinde, o olduğunu anlamalıydım diyorsunuz. Bu kitabı üç sene evvel izlediğim yabancı bir diziye benzettim (ölmek için on üç sebep) Güzel ve akıcı bir kitap bence
Kitabı alıp okuduğumda başlangıcı ağır ilerliyordu. Distopya edebiyatını ve sinemasını sevdiğim için ara vererek kitabı okumaya devam ettim. Bir noktadan sonra kitabın ağır akan kısmı sonlandı ve akıcı bir şekilde ilerlemeye başladı. Kitapta anlatılan distopik dünyada küçük çocuklarda beliren özel yetenekler ve bu yeteneklerden korkan normal insanların bir çeşit savaşı var. Özel yetenekli çocukları renklere ayırmışlar. Her yeteneğin bir rengi var. Zihin okuma, eşyaları hareket ettirme, düşünceleri değiştirme, elektriksel kıvılcımlar çıkarma vs gibi. Bu çocukların var olan topluma zarar vereceğini düşünen bir kesim var. Bunlar aşırı güvenlikçi olduğundan, özel yetenekleri olan çocukları toplama kamplarında tutuyorlar. Toplama kampındaki çocukların bir araya gelmesiyle ne ortaya çıkar? Bunu kitabı okuyarak anlayacaksınız. Bence Karanlık Zihinler iyi bir distopya, en azından uzaylı istilası yok :) Okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sından sonra bence dünya klasiklerinin içindeki en iyisi.
Raskalnikov ve ömrümü yiyen cinayeti. Dostoyevski denince bütün dünyada akla ilk gelen kitaptır. Uzun uzun betimlemelerinin yanı sıra o dönemin Rusya'sı, insanların hayatları, koşullar... Bir suç varsa mutlaka cezası da olmalı. O yüzden bu kitap alınır, zorlanılsa da mutlaka okunur. Öfleyin, bitirdiğinizde entellektüel anlamda çok kazancınız olacak, öflemeyin duyuyorum :)