Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
incipyn Tarafından Yapılan Yorumlar
Tarihi aşk romanı (historical romance) türünde bir kitaptı ama bu sefer alışılagelmiş bir kadın karakter yoktu karşımızda. Kızılderililer tarafından yetiştirilmiş bir kadın vardı. Dolayısıyla fazlasıyla cesur, cüretkar ve özgür hareket ediyordu ama bunun yanında çok da güzel konuşuyordu. Lyon yani erkek karakterimiz ise bir marki olmasının yanında bir savaşçıda... yani en azından Christina'nın deyimiyle öyle :) Christina annesinin dileğini yerine getirmek için İngiltere'ye geliyor ve Marki Lyon ile tanışıyor o an anlıyorlar ki bu ikisinin "kaderi" beraber olmak... Christina ve Lyon arasındaki her sohbetten çok keyif aldım. Christina'nın davranışları ile çok eğlendim ama bir de Lyon'ın en yakın arkadaşı Rhone'da var... onunla da çok eğlendim. İlk defa bir kitabı okurken sinir olacağım hareketler yapmadı bu karakterler.. Eğlenceli sohbetler, muhteşem bir kurgu ile birleşince yeme de yanında yat misali bir tat oluşturmuştu. Bir de bölüm başlarında Christina'nın annesinin günlüğünden satırları okumak hem değişik hem de geçmişe dönüş gibi oldu. Normalde bu tür kitaplarda olmuyor bunlar; cidden çok hoş ve okuru tatmin eden bir bir detaydı. Keyifle okuyup elinizde bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap.
Gülşah Elikbank, daha önce hiç okumadığım bir yazardı, dolayısıyla bu da ilk okuduğum kitabıydı ve beğendim. Kalemi hafif, akıcı ve sade... Okuru sıkmayan, kendine çeken ve etkileyen bir kalemi vardı bu kitabında. Genelleme yapamayacağım diğer kitaplarını okumadım ama bu kitabında öyleydi. Yazarın kelimeler üzerindeki hakimiyetini sevdim. Zaman zaman detayların fazla acıtasyon yaptığını düşünmedim değil, hatta yaşanan olayların yeterince duygusal olduğunu düşündüğümden bu kadar acıtasyona gerek yoktu da dedim ama kitabın bütünlüğünde, kitabı bitirdiğimde her şey yerli yerindeydi. Okurken fazla gelen kısımlar aslında fazla olmadığını fark ettim. Anlayacağınız okurken fazla gelen şeyler aslında kitabı bitirdiğinizde yerli yerine oturmuş oluyordu. Kitap için kitap okuyoruz ve yazar bunu bütünlükten kopmadan başarabilmiş. Kesinlikle tavsiye ederim okuyun.
Kitabın konusu ise; annesiyle sorunları olan Ece, annesine ait bir kitap bulur ve gizlice onu okumaya başlar ve o kitap ile annesi arasındaki ilişki annesini daha iyi tanımasına yardımcı olur... Kitap, Ece'nin duygularını düşüncelerini annesi ile yaşadıklarını ve Ece'nin okuduğu kitabın içeriğini anlatıyor. Duygusal, zaman zaman dramatik, harika bir kurgu.
Çok zor durumdan olan bir kadın ve onu zor durumdan kurtarmak için teklifte bulunan bir adam... planlandığı yönde gitmeyen duygular ve sonucunda mutlu bir son... Ecrin kreşi kurtarmak için para için Ateş ile evleniyor ama hesapta olmayan şey ise birbirlerine aşık olacakları... Kazalar, terk edilmeler, ihanetle suçlanmalarla dolu bir kitap ve her şeye rağmen aşk kazanıyor!
Yazarın diğer karakterlerinden de izler görüyoruz, onları da kısa süreliğine olsa da kitaba davet ediyoruz. Eğlenceli sohbetlerin yanı sıra insanı sinir edecek sohbetlerde oluyor... Eğlenceli biraz sinir bozucu romantik bir aşk hikayesi... tavsiye ederim okuyun! :)
Akıcı bir üslubu vardı yazarın okuru sıkmıyor ve tek bir konu üzerine yoğunlaşmıyor. Bir cinayet işlenip de sadece polisiye türünde kalmayıp karakterlerin hayatlarına da dokunuşlar vardı kitapta bu da yazarın kalemini ve kurgusunu bir üst kademeye ulaştırıyor dolayısıyla...
Mark Billingham bu kitapta tam benim istediğim kıvamda bir kurgu yaratmış. Cinayetler, polisiye, gizemin yanında karakterin özel hayatına da dokunmuş kalemi ve bu benim hoşuma gitti
Kitabı genelde anlamda beğendim. Zaman zaman durağan geldiği yerler oldu ama konusu güzeldi, kurgusu güçlüydü yazarın. Polisiye, dedektifli kitapları severlere tavsiye ederim okuyun eminim ki yazarın kitaplarını takip etmek isteyeceksiniz. Sanki polisiye bir dizi izliyormuş gibi hissedeceksiniz...
Bir FMArsal klasiği daha bitti! Zoraki Koca Serisinin ikinci kitabı olan Yemin'de Karahan ile Tuğçe'nin aşklarını okuduk... İtiraf ediyorum daha Osman'da sinirden köpürdüm diyordum ama yanılmışım Karahan'da çok daha fenaydı durum!
600 sayfalık ansiklopedi gibi kalın kitap bir Türk yazardan asla çıkamaz muhtemelen hep aynı şeyleri tekrarlamış durmuştur diye düşünebilirsiniz ve bende size keyif olarak söylüyorum ki yanılıyorsunuz. Evet oldukça kalın ve evet bir Türk yazar ama her satırından keyif alarak okuyacağınız ve nasıl bittiğini anlamayacağınız bir kitap da aynı zamanda.
Hiç sıkılmadan 600 sayfayı okudum diyebilirim ve zaman zaman sinirlendim aslında çoğu zaman sinirlendim ve zaman zaman eğlendim ve zaman zaman da bir aşkın yeşermesini izledim. Osman ve Gülay'ın hikayesindeki gibi durgun ama iliklerine kadar aşkı hissettiren bir kitap değildi hala benim için favori kitap Şahane Gelin ve favori karakterlerim onlar ama Karahan ve Tuğçe'nin ki de fazla itişmeli kakışmalı oldu. Gerçi onların bu hallerini okumak çok eğlenceliydi. Ben her sayfasından zevk alarak okudum ve sizlere de tavsiye ederim güzel, çekişmeli bir aşk hikayesiydi. Ama... baştan okuyacakları uyarıyorum her ne kadar Kara'ya aşık olsanız da baya bir söveceksiniz de :) Ve bir de yorumumu bitirmeden Ephesus'u tebrik etmek istiyorum. Kapak tasarımı müthişti. Her gören bir kere daha bakıp çok güzel dedi :)