Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
bir_okuyucu Tarafından Yapılan Yorumlar
Pek çok öğrenciye ödev olarak verilen ve sıkıcı bulunan Saatleri Ayarlama Enstitüsü, son 150 sayfasında hareketleniyor.
Okuruna, başkarakterimiz Hayri İrdal’ın kaleminden aktarılan ve uzunca yer tutan bilgilere olmasa daha iyi olmaz mıydı? diye düşündürten kitap, ne işe yaradığı belli olmayan devlet kurumlarının varlığını da sorgulamaya itiyor.
Enstitü kurucusu Halit Ayarcı’nın girişimci karakterinin sonda uğradığı hayal kırıklığıysa gelenek ve yenilik arasında bocalayan bir topluma ayna tutuyor.
Kitaptan: “Yeniliği kendilerine ucu dokunmamak şartıyla seviyorlardı… Fakat hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih ediyorlar.”
İyi okumalar...
Korkuyu Beklerken’le dâhil 8 öykü var kitapta. Babaya Mektup öyküsüyse yazarın, babasına yazdığı gerçek cümleleri barındırıyor:
“Ben, senin çıktığın köye dönmek istiyorum… Oraya gidişim bana haksızlık eden dünyaya karşı bir başkaldırma hareketi olacak…”
Kitaptan:
“Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.”
“Para kazanamayacağımı, insanları sevemeyeceğimi anlayınca uzaklara gittim, kimse beni bulamasın diye. Onlar da beni ciddiye aldılar, gelmediler…”
İyi okumalar...
Kitabın adı ve konusu ilgi çekiciyken kurgusu ve anlatımının yavanlığı okumadaki akıcılığa engel oluyor. Ünlü bir yazarın kitabı olması, okuyanların yorumlarındaki olumsuzlukları siliyor galiba. Daha iyi olabilirdi, yine de iyi okumalar...
Akıcı, kolay okunan ve anlamlı bir roman. İstanbul ve Kastamonu’da geçen olaylar, 2016 sonbaharında başlayıp 2017 yazına kadar olan bir zaman dilimini kapsıyor. Başkahraman Bedir Tektir, reklam buldukça yayınlanabilen Deryadeniz Gazetesi’nde muhabirdir. Patronun konut projesi üzerinden kentsel dönüşüme ve beklenen büyük İstanbul depremine değinen yazar; işçilerden, sağlık sigortası adaletsizliğinden, ülke insanının umutsuzluk ve bencilliğinden, ataması yapılmayan sosyal bilgiler öğretmenlerinden, her devrin çıkarcılarından ve daha birçok anlamlı konudan samimi duygularla bahsediyor. Yazarın ilk romanı olmasına karşın düzgün, okunaklı ve anlamlı bir eser. Boş vermişliği ilke edinen yeni çıkan ve çok satanlara bakarak namuslu, dürüst bir roman. İyi okumalar.
Şiire, okumaya ve fotoğraf sanatına meraklı güçlü bir genç adam: Pat Glendon. Yaşadığı kırsal bölgeden boksör babanın tavsiyesi ve bir menajer yardımıyla San Fransisko’ya gider. Gücünü boksta iyi kullanır ve kendisiyle yapılan bir röportaj sırasında boks dünyasındaki şikeyi fark eder. 106 sayfalık bu kısa romanı okurken boksu futbolla kıyasladım. Bahisin, biletin ve reklamın olduğu bir spor dalında dürüstlük olmayacaktır tespitine vardım.
Kitaptan: “Boks, spor olmaktan çıkarılıp, ticari bir kazanç kaynağına dönüştürülmüştür. Boks A’dan Z’ye danışıklı dövüşten başka bir şey değildir.” Romanın güzel çevirisine, birkaç imla hatası gölge düşürüyor bu da eserin eksisi. İyi okumalar…