doğduğu yıla ait olmadığı serzenişlerinde bulunan,tamamıyla yalnızlığı seçmiş, insanın yalnızlığı elzem saymaması gerektiğini anlayamayan sonralarda ise iş işten geçtiğinden midir bilinmez yalnızlığa veda edemeyen feylesof nietzsche..karısı ve beş çocuktan ibaret bir aileye sahip başarılı doktor josef breuer..zaman zaman akılcı diyalogların tarafı olarak karşımıza çıkan sigmund freud ve olağanüstü olarak defalarca vurgulanan, baştan çıkaran, erkeklerin tesirinden nedense kopamadığı kadın lou salome.nietzsche ile breuer arasındaki seanslar hayatı sorgulamaya yönelik..ikisi zamanla oluşacakları dostluklarına doğru yol alırken birbirlerinden habersiz çıkışlara ilerleyeceklerdir..yalom'un psikolog olmasının yansıması olarak kitapta aşk acılarına dair klasik ve kendine bile yetmeyen çaresiz öneriler bulunmakta..ümitsizliğe çözüm aranmaktadır, nietzsche tutkunu olduğu salome'de ne bulduğunu aslında pek bilmez..breuer de bertha da..kalbimizdeki tahtlara oturttuğumuz ancak oturtulananın sağır ve kör olduğu sevgilerimiz tahttan inme zamanı geldiğini anlamalı...bakın bu nasıl dile getiriliyor:"o gün öğrendiğim şeyler arasında en güçlü olanı belki de benim bertha'ya bağlı eğil, ona yüklediğim özel anlamlara-onunla hiçbir ilgisi olmayan anlamlara bağlı olmamdı"
anlamlı bir kaç paragraf daha aktaralım:
"hepimiz bazen birileriyle okadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu yada kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür;bizi ayıran küçücük bir köprü vardır hepsi o kadar.ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: 'bu köprüyü geçip bana gelir misin?'işte artık o anda bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlarsam öylece suskun kalırsın..ilginç bir öykü.bir daha gözden geçirelim.bir kişi köprüyü geçmek üzre öteki kişiye yakınlaşıyor, o anda karşıdaki kişi o kişinin zaten yapmayı düşündüğü şeyi yapmaya davet ediyor, o zaman birinci adam adım atamıyor, çünkü artık yapacağı şey diğerine boyun eğmek gibi geliyor, belli ki yakınlaşma yolunu engelleyen şey, güç.."
"hassas olmayı ben istiyorum.içimdeki yaşadığım hiçbir parçanın benden ayrılmasını istemiyorum!ve eğer bu içgörülerin bedeli gerilim ise ne yapalım,öyle olsun!bu bedeli ödeyebilecek kadar zenginim!"
"görmüyor musun josef,problem senin huzursuzluk duyman değil!göğsündeki baskının ya da gerilimin ne önemi var?sana kim rahatlamayı vaad etti?bu yüzden mi uykuların kaçıyor?nedir yani?sana kim deliksiz uykuyu vaad etti?hayır, problem huzursuzluk değil.asıl problem yanlış bir konuda huzursuzluk duyman"(bertha sevdasını hazmedememesi üzerine nietzsche tarafından breuer'e söylenen söz)
bir de son olarak yalnızlığı kutsal görenlere ve "yalnızlık güzel şey" cümlesini fütursuzca sarfedenlere..
"bir başkasının yanında olmak kendini terk etmekle aynı şey midir!"