karakterleri, istekleri, varoluş amaçları birbirinden farklı iki dosttu onlar:Narziss ve Goldmund.ayrılışlara rağmen ruh kopuşu olmadı hiç bir zaman..biri us yönünde uğraş veren bir din adamı diğeri tutkuları yönünde yol alan bir göçebe.kim der idi Goldmund anın bir öğrencisi ve geleceğin din adamı olma amacıyla geldiği Mariabron manastırından öğretmeni ve dostu geleceğin başrahibi Narzizss'in onu ittiği kendini bulma çabaları sonunda ayrılacaktı..
türlü hayatlar görür, türlü kadınlar tanır, düşer, kalkar..sevmeler ortasında yalnızlıklar içinde uzun zaman geçirmiştir ona göre..kendisine dostunun anımsattığı annesini arayışları bunlara sebebiyet verir.zaman zaman Tanrı'dan kopar.Narziss ona kendin ol dediğine asla pişman değildir..hatta der ki:"ilerde bir rahip olmaktan alıkoydum seni,ama buna karşılık sana sıradan denemeyecek bir yazgının yolunu açtım.ilerde kalkıp gelsen kiliseyi yakmak istesen yaptıklarım için bir an pişmanlık duymam"
"ne olurdu yaşam bir kuru "ya-ya"ile parçalanmayıp ancak her ikisinin ele geçirilmesiyle bir anlam taşısaydı.." ortaları aradı durdu belki..
"anlaşılan tüm varoluş ikilik üzerine, karşıtlıklar üzerine dayanmaktaydı;ya kadın ya erkekti insan, ya gezgin ya belli bir yere kök salmış yerleşik biri, ya mantığı ile davranan biri ya da duygusal..birini kazanmak için ötekisini gözden çıkarmak gerekiyordu.her zaman da biri ötekisi kadar önemli ve arzu edilmeye değerdi" o anne duygusu peşinden koştu..aradı durdu..özgürlüğü seçti..tüm kaybedilişlere rağmen özgürlüğü..