Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
93erhan Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın babasını kaybetme süreci üzerine yazdığı kısa kısa günlük gibi bölümlerden oluşan çarpıcı bir eser. Eser beni çok etkiledi. Ölüm karşısında insanın doğal tutumu yoğun düşüncelere sevk etti. Kitap çok başarılı ama tavsiye etme konusunda çekincelerim var. Benim gibi hassa ruhlu iseniz okumak istemeyebilirsiniz.
Malinowski’nin Büyü, Bilim ve Din adlı eseri, basit bir akademik incelemeden çok daha fazlası. İlkel toplumların inanç sistemlerini, günlük pratiklerini ve onlara biçtikleri anlamları yakından izlerken, bize kendi modern dünyamızdaki düşünce biçimleriyle yüzleşme fırsatı veriyor. Büyü ve din gibi kavramlar sadece mistik ritüeller olarak değil, insanın evrene ve topluma tutunma yolları olarak betimleniyor. Bilim ise akıl ve gözlem çerçevesinde bu yapılarla kesişirken, yazar sahadan gelen somut örneklerle karşılaştırmalı bir bakış sunuyor. Katılımcı gözlem metoduyla yazılmış bu eser, antropoloji meraklıları için hem düşünsel bir meydan okuma hem de kültürel çeşitliliğe dair zengin bir pencere aralıyor.”
Çalınan Dikkat, modern yaşamın dikkat üzerindeki etkilerini sadece bireysel hatalar üzerinden açıklamak yerine, bizi çevreleyen teknoloji, alışkanlıklar ve kültürel yapı gibi dışsal faktörlerin rolünü cesurca sorgulayan bir kitap. Bazı anlatım ve çeviri zorlukları olsa da, düşünceyi derinleştiren ve yeniden değerlendirmeye teşvik eden güçlü bir içerik sunduğunu düşünüyorum.
Freud, resmi dini anlatıların güvenli sınırlarını yıkarak Musa’nın aslında yüksek sınıftan bir Mısırlı olduğu ve Akhenaton’un tek tanrılı Aten dinini yaşatmak için İbranileri seçtiği iddiasıyla radikal bir zemin kurar. Bu anlatıda Musa, bir kurtarıcı olduğu kadar halkına ağır bir ahlaki yük dayatan otoriter bir "baba" figürüdür. Freud’un meşhur "baba katli" teorisi burada toplumsal bir boyut kazanır; halkın bu baskıcı figüre dayanamayarak onu öldürdüğünü, ancak bu cinayetin yarattığı devasa suçluluk duygusunun nesiller boyu bastırılarak yüce bir inanca ve Mesih beklentisine dönüştüğünü savunur. Ve bunu yaparken de kiitabın başında da belirttiği gibi bunu ancak içeriden bir ses duyurabilir. Yahudi kökenli olmasa bunları söyleyemezdi. Freud meraklılarına tavsiye ederim, keyifli okumalar.
Trevanian’ın Şibumi eseri, bir anti-kahraman anlatısı olarak sunulsa da yazarın karakteri fazla yüceltmesi kafa karıştırıyor. Kitaba adını veren spiritüel "Şibumi" felsefesinin olaylara yön veren bir farkındalık olmasını beklerken, bunun sadece kahramanın bir "yeteneği" olarak kalması hayal kırıklığı yaratıyor. Kitap; küresel düzene ve siyasete dair keskin eleştirilerle okuru heyecanlandırıp derinleşeceği algısı oluştursa da bu potansiyeli havada bırakıyor.
Alt metni güçlü bir aksiyon filmi fragmanı hissi uyandıran eser, son 100-200 sayfasında yazarın hikâyesi tükenmişçesine dağınık bir hâl alıyor. Başta felsefi bir öğreti ve güç odaklarına özgün bir yorum vadeden kurgu, detaylarda heba edilmiş bir maceraya dönüşüyor. İnsanüstü özellikleri olan bir karakterin serüveni, vaat ettiği o derinlikli zemine oturmadan, aceleye getirilmiş bir aksiyonla sınırlı kalıyor. Özetle; büyük bir potansiyelin, anlatıdaki tıkanıklık nedeniyle yüzeysellikte kayboluşu.