Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
Şarih Tarafından Yapılan Yorumlar
Danışmanlık kurumu büyük oranda psikoloji ve psikiyatri alanlarına has bir durum olarak görülmektedir. Son zamanlarda manevi danışmanlık adıyla ilahiyat alanı içinde de oluşturulmaya başlamıştır. İşte bu alanların dışında kalan sorunlarla veya bu alanlarla kesişmekle birlikte felsefi cihetten farklı ele alınabilecek sorunlarla ilgili de felsefi danışmanlık sistemi yeni yeni gelişmeye başlamıştır. Bu anlayış antik felsefi bilgelik mirasına dayanmaktadır. Bu kitap da felsefi danışmanlık alanına uygun biçimde bir dizi sorunu ele almakta ve onlara dair kısa felsefi öneriler sunmaktadır.
Kitapta çok sayıda konu kısa biçimde ele alındığı için okuması kolay bir metin ortaya çıkmış lakin aynı zamanda cevaplar da yeerince doyurucu olmamış. Fakat gene de felsefi için hayatın sorunlarına kısa bir bakış atmak için güzel bir eser.
Frede'nin 1997 yılında verdiği ama hayattayken hazırlmayı bitiremediği dersinin metnidir. Metinin, yetkin her felsefe tarihi eserinde olduğu gibi hem tarihi kısmı hem de felsefi kısmı oldukça güçlüdür. Özgür irade kavramı üzerine düşünmek ve antik felsefe çalışmak isteyen herkes için başvuru kaynağıdır.
Frede bu kitapta kendisinden önce yaygın olarak kabul edilen "özgür irade anlayışı Augustinus ile başlamıştır" (Dihle ve Arendt) tezini eleştiriyor ve esas olarak Stoacı felsefeyle bunu fikrin ortaya çıktığı, Epiktetos'ta bunu görebildiğimiz ve Augustinus'un da bundan istifade ettiğidir.
İnsan, iyi bir hayat sürmeye muktedirdir ve bunu mümkün kılan şey özgür iradedir. Fakat aynı zamanda nasıl ki bilgisizlik bilgisi bilmeyi önceler, özgür irademizi yanlış yönlendiren şeylerin bilgisi de iyi yaşamı bilmeyi önceler. Antik özgür irade anlayışı, bu iyi hayat imkanına ve bizim özgür irademizi sabote eden yanlış inançlarla savaşmayı içerir.
Filozof bu eserde insan doğasını salt rasyonellik üzerinden değil, aynı zamanda kırılganlık ve bağımlılık ekseninde ele alıyor. Önceki eserlerinde daha geri planda tuttuğu biyolojik boyutu bu kitapta öne çıkararak,insanlar ve hayvanların ortaklıklarını özellikle yunuslar üzerinden, işbirliği, iletişim ve topluluk içinde yaşama pratiklerinin insanın ahlaki gelişimiyle nasıl bağlantılı olduğunu gösterir.
İnsanın yalnızca bağımsız bir akıl varlığı değil aynı zamanda başkalarına muhtaç bir varlık olduğu ve rasyonel kapasitesini ancak başkalarının desteğiyle sürdürülebileceğini kanıtlar.Bu durum, erdemlerin yalnızca bireyin “iyi yaşamı” için değil,aynı zamanda karşılıklı bağımlılığın düzenlenmesi için de zorunlu olduğunu ortaya koyar.Dolayısıyla Klasik erdem etiğinin çoğu zaman göz ardı ettiği bir boyutu, insanın kırılganlığını merkeze taşır.
Siyasi ve toplumsal düzeyde ise liberal ve dar anlamda cemaatçi yaklaşımlara eleştiri yönelterek “ortak iyi”nin yeniden düşünülmesini önerir.
Collingwood'un 1916 yılında 27 yaşındayken yayınladığı ilk kitabıdır. Kitabın temel gayesi başta William James'in "Dinsel Deneyimin Çeşitleri" (1902) kitabı olmak üzere dinin her türlü psikolojik ele alınışını eleştirmek bunların sınırlarını göstermektir. Ona göre ampirik psikolojinin dini olanı ele almak da dahil omak üzere zihne dair kavrayışı varsayımları itibariyle hatalıdır. Filozof bunu şöyle ifade ediyor: “zihin, bu şekilde ele alındığında, bir zihin olmaktan çıkar”. Bu açıdan erken tarihli bir natüralizm eleştirisidir
Ayrıca kitap, Collingwood'un bütün eserlerinde olduğu gibi sadece konusu için deği aynı zamanda düşünme tarzı için de oldukça kıymetlidir. Kitabın temel amaçlarından birisi de felsefi düşünmeye örneklik olmaktır.
Filozof ilerleyen yıllarda elbette fikirlerini geliştirmiş ve değiştirmiştir fakat bu eseri okuduğunuzda onun düşünme tarzının ana hatlarını çok genç yaşta inşa ettiğini ve bütün eserlerinde bu temel yaklaşımı muhafaza ettiğini görürsünüz.
Doğa bilimleri alanında çalışanlar genel olarak kendi tarihlerine pek ilgi duymazlar. Çağdaş bir fizikçi Newton'a oldukça ilgisiz olabilir. Doğa bilimlerine yakınsayan psikolojide de böyle bir temayül vardır. Bilhassa felsefe tarihi olarak görülen kısma ciddi bir kayıtsızlık vardır ki bunun en temel sebebi de yüzyıllar boyunca filozofların ürettikleri bilgilerin ve düşüncelerin bilim öncesi bir döneme ait olduğu ve ancak tarihi bir kıymetinin olduğunun düşünülmesidir.
Bu kitap yukarıdaki bakış açısının tamamen hatalı olduğu, psikolojinin felsefi tarihinden bağımsız düşülmesinin sıklıkla hatalara yol açtığını savunmaktadır. Kitap üç ana bölüm halinde (Felsefi Psikoloji, Felsefeden Psikolojiye ve Bilimsel Psikoloji) antik dönemlerden günümüze kadar psikoloji alanında üretilmiş fikirleri ortaya koymaktadır. Hem felsefe öğrencileri hem psikoloji öğrencileri için öğretici bir el kitabıdır.
Yazara göre kitabın sonunda ortaya çıkan sav şudur:
"Psikoloji düşünceler tarihidir."