Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
Berrin GÜNDOĞDU Tarafından Yapılan Yorumlar
Yaman bir coğrafyada, yaman törelerle, yaman yaşam şartlarıyla yoğrulmuş, erkek gibi, yiğit bir kadının öyküsü. Sevdikleri için ağaya bile başkaldırabilen, herşeyini ortaya koyabilen bir kadın. Cumhuriyetin yeni kurulduğu dönemlerdeki ağalık sistemini, insanların ağalara bağlılıklarını ve bağımlılıklarını, aşiretleri, göçleri çok güzel anlatan bir kitap. Okuyun derim.
Roman ile hikaye arasında kalmış bir kitap. Aslında bir çocuk romanı da diyebiliriz. Düz bir mantıkla yaratılabilinecek en mükemmel dünyanın bile yaşadığımız dünyaya değiştirilmeyeceği anlatılıyor. Sorunsuz, tasasız, işsizlik, açlık, kıtlık ve geçim derdinin olmadığı, herşeyin saat gibi işlediği, ama çok keskin hatları olan ve uyulmasında kat’ilik bulunan kuralların olduğu, renklerin olmadığı bir dünya hayal edin. Yaşanan bazı şeylerin, hayatlarındaki rutin olayların asıl yüzünün yaşayanlar tarafından bilinmediği bir dünya!! Böyle bir dünyaya, şu an yaşadığımız dünyada kimse katlanamazdı sanırım. Kitabın kahramanı da bizimle aynı fikirde!!..
Paris’teki küçük Türkiye! Farklı olayların içindeymiş gibi anlatılmaya başlanan iki grubun aynı olaylar zincirinde ustaca birleştirilmesi.. Mafya, kaçakçılık, tıptaki buluşların kötüye kullanılmak üzere insanların kobaylaştırılması, insanın özüne dönmesi son derece akıcı bir dille anlatılmış. Soluk soluğa okunan bir kitap. Grange’ın okuduğum ilk kitabıydı ve bu türü sevmememe rağmen diğer kitaplarına referans olacak gibi geliyor. Şimdi okunma sırası onlarda..
Bir Ülkücü ve MİT tarafından kullanılan Abdullah ÇATLI’nın hayatı!! ÇATLI ile MİT’in ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanıyordu ve bence bunda da şaşıracak bir şey yok. ÇATLI’nın elinde gerekli bilgiler veya bu bilgileri edinebileceği kişisel ilişkiler; MİT’te de bunlara karşılık olarak, sıradan bir vatandaş için açılamayacak kapıları açan anahtar, bazı işleri görmezden gelebilme yeteneği(!) (üç maymun oyunu) vardı. Karşılıklı çıkarları çerçevesinde bunları değiş tokuş ettiler. Tabi bu değiş tokuşlarda neler yaşandı, neler sır kaldı bilinmez. Bir kısmını kitapta bulabilirsiniz. Kalanın bir kısmı MİT’te, bir kısmı ise Abdullah ÇATLI ile mezara gömüldü.. Bence doğru olan da bu!! Herşeyi herkesin bilmesi gerekmez..
Bir MİT ajanı olan Hiram ABAS’ın kısa bir hayat hikayesi ile (önce öldürüldüğü günden sonra da tarihsel bir geri dönüş ile doğup büyüdüğü günleri anlatarak) başlayan kitap, MİT’in kuruluşundan itibaren 50 yıllık geçmişi ve bu arada yaşanan siyasi olaylarla devam edip, yine Hiram ABAS’la son buluyor. Hiram ABAS’tan çok MİT tarihini anlatan bir kitap olmuş. Benim aklımı kurcalayan elbetteki bu değil; 50 yıl bir devlet ve MİT gibi teşkilatların tarihinde çok uzun bir süre değil. Bu kadar kısa olan bir sürede bu kadar çok deşifre olmak neden?? Eğer bu yazılanlar buz dağının görünen küçük bir parçasıysa buz dağını düşünmek bile istemiyorum!!!!