Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
irfanyalçınkaya Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitapla ilgili bugüne kadarki en güzel ve anlamlı yorumlardan birini bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Sizin bir okur olarak kitabı alıp okumanız ve çabamı takdir etmeniz, bir yazar olarak benim için en değerli hediye ve onurdur.
Yine bir Livaneli klasiği ve romanı. Romanı yazmadan önce yararlandığı kaynaklara bakmak bile eserini ne kadar özenle hazırladığının, titizlik gösterip emek verdiğinin kanıtıdır. Livaneli'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun bu çok tartışmalı padişahının hayatını Selanik'teki sürgün ve hapis günlerinden hareketle roman tarzında ve tadında yazması harika olmuş. Sanatçı ve araştırmacı kişiliği ile Livaneli güzel bir eser çıkarmış ortaya. Özellikle son yıllarda TRT'deki Abdülhamid dizilerine (güzellemelerine) ve muhafazakar dindar yazarların hakkındaki övgü dolu kitaplarına ve de siyasi iktidarın Abdulhamid'i öne çıkarıp örnek alıp göstermesine ihtiyat ve kuşku ile yaklaşılması gerektiği gibi bazı mahfillerin sövgücü yaklaşımlarından da uzak durulmalı, amaç bir kişi, konu ve olayı her yönüyle ele alıp gerçeğe ulaşmak, çabalamak ve ders almak olmalı. Bu roman, sonuçta bir roman da olsa ifrat ve tefritten uzak kalmaya çalışmış. Mutlaka okuyun derim.
Tarihçi ilahiyatçı akademisyen Mikail Bayram hocanın nehir söyleşisini okudum, yine beğendim ve faydalandım. Kitabı (ki 482 sh) zevkli ve akıcı bulmuş olmalıyım ki, bir haftada bitirdim. Hocanın Selçuklu dönemi ve Celaleddin Rumi ile ilgili değerlendirmeleri yaygın kanaatin aksine tespitler içeriyor. Kanaatimce söyledikleri birebir tarihi gerçekler bile olsa, meşhur görüşler kolay kolay değişmez ve bir de işin özellikle Mevlana bir şehirle simgeleşmiş, şekeri, pidesi, hatıra eşyaları ve müzesi ile ticari&turistik bir figür haline gelmişse, bir de mevlevilik tarikatı diye organize bir topluluk varsa az bir topluluk dışında hocanın verileri, ulaştığı sonuçları güme gider. Hocanın arapça ve farsçaya vukufiyeti ve araştırma azmi dikkate değer ve hayranlık vericidir. Tarihe hem de sözünü sakınmayan bir tarihçinin anlatımı ile meraklı iseniz bu kitabı kaçırmayın derim.
Orhan Kemal'e ait bir romanı ilk defa okuyorum. Sanırım bir zamanlar tiyatro ya da sinemasını seyrettim. Roman ilk başlarda dikkatimi çekmedi ama okudukça sardı beni etkisi altına aldı. Murtaza gibi nevi şahsına münhasır vazife delisi ve dürüstlük timsali bir bekçi bu ülkede ve tarihte yaşadı mı sanmıyorum. Ama bu sıradışı karakter, ailesi, mahallesi ve 1940'lı yılların Türkiye'sinden kesitler de içeren güzel ve düşün-dürtücü bir hikaye bu. Murtaza'ya hem güldüm, hem ağladım hem kızdım hem de acıdım. Klasikler arasına çoktan girmiş bu romanı okumadı iseniz mutlaka alıp ya da bulup okuyun derim.
Yazarın daha önce Devlet Ana, Kurt Kanunu ve Yol Ayrımı kitaplarını okumuş ve beğenmiştim. Uyduruk bir dava yüzünden ömrünün tam 12 yılını hapislerde geçiren yazar, adı cumhuriyet olsa bile rejimin okuyan, yazan, düşünen insanları bırakın ödüllendirmesini cezalandırdığının örneklerinden biridir. Bu sistem aydınlarını öğütür, sürüm sürüm süründürür hatta öldürür, öldürtür, fail-i meçhul (aslında malum) bile yapar. Bu ülkede cahillik, vurdumduymazlık, yolsuzluk ve iktidar yandaşlığı her devirde prim yapmıştır. Gelgelelim yazarın bu kitabını beğenmedim. İşgal altındaki İstanbul'da eski ittihatçı yeni Kuvvacı Kamil Bey isimli birinin hapisteki hikayesini anlatıyor. Ama sıkıcı ve okuyanına fazla birşey vermiyor.