Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

irfanyalçınkaya Tarafından Yapılan Yorumlar

28.03.2021

Kitabın yazarı konusuna hâkim ve birikimli biri, hem ilahiyatçı hem de felsefeci. Kitabın adı aynı zamanda yazarın bir projesi, zaten kitabı da bu projenin gerekçesi, temellendirilmesi ve anlatılması için yazmış. Türk müslümanlığı tezinin bir versiyonu gibi geldi bana. Projesini izah ve ikna sadedinde geniş bir kaynak taraması var, yer yer tekrarlar göze çarpıyor. Konuya ilgi duyanlar için faydalı bir eser. Ben projeye bir iki eleştiri getirmek isterim. Yazar felsefeyi Anadolu'da yeniden yurtlandırmaya çalışırken, Türkler'in Anadolu'ya girdikten sonra yüzyıllarca birlikte yaşadığımız başta özellikle Ermenilere ve Rumlara geçen yüzyılda ne olduğu, başlarına ne geldiği konusuna tek kelime değinmiyor. Anadolu onların da yurdu değil mi idi? Yazar ayrıca günümüzün ana ve temel sorunlarından olan Kürtler konusunu da adeta yok saymış. Projede serdedilen fikirlerin bir kısmına katılmasam da nitelikli, ciddi ve emek mahsulü bir kitap olarak okunmaya ve kaydadeğer buldum.
28.03.2021

Kitapta söyleşi yapılan kişi ilginç bir doktor hanım. İlkokul bir'den Tıbbiye'nin (İstanbul Çapa) son sınıfına kadar okul birincisi ve bu ülkede açılan ilk imam hatip lisesinin müdürü Mahmud Celaleddin Öktem'in de kızı. Muhafazakar dindar, evlenmemiş, kendini hastalarına ve İslam'a vakfetmiş bir doktor abla. Doktorlukla ilgili anılardan ziyade yaşadığı yıllara (eski İstanbul) ve Mekke-Medine'nin eski zamanlarına dair yer ve insanlarla ilgili düşünce, gözlem ve hatıralarına yer vermiş. Samimi, hasbi ve adanmış bir ömür. Fakat bir tespitimi yapmadan geçemeyeceğim. Doktor hanım o yıllarda pozitivist bir zihniyetin hakim olduğu bir ülkede, okulda okumasına rağmen inanç olarak halktaki geleneksel anlayıştan en küçük bir farkı yok. Kitabı okurken öğrendim ki, Dr. Ayşe Hümeyra Ökten geçtiğimiz yıl Eylül'ün birinde son üç yıldır daimi ikamet ettiği Medine-i Münevvere'de vefat etmiş ve Cennet'ül Baki mezarlığına defnedilmiş. Allah rahmet eylesin.
28.03.2021

Ben kitapta bir hekimin hatıralarını okumayı beklerken, karşıma müthiş bir ego (benlik, ene) çıktı. Tam 218 sayfa 'ben ben ben' diyen birini okudum, sanki etrafındaki herkes bile kendisiyle ilgili ve onun kendisini övmesine vesile oldukları için vardı, zikredilmeye değer idi. Sonraki 156 sayfa tümüyle başkalarının kendisi hakkında yazdıklarından ibaret idi, okumadım sadece kabaca göz atıp geçtim beş on dakikada. Tavsiye etmiyorum.
28.03.2021

Geçen Burgazada'da Sait Faik Abasıyanık müzesini gezdikten sonra aldığım iki hikâye kitabından ilkini okudum. Burgazada, adalar, balıkçılar, ada insanları ile dolu dört kısımdan oluşan bir kitap. 1940'lı yılların başında maarif vekâltine bağlı neşriyat müdürlüğü, içinde çok az da olsa yer yer sosyalizmi andırır ifadeler geçtiği için olacak, basımına izin vermemiş, basılmış olanları da toplatmış. Yoksa maazallah memleket elden gidermişmiş. Hepi topu iki sayfayı bulmayan kısım sorun olmuş, yasakçı tek parti (CHP) dönemi ve 2. dünya savaşı ortamı zihniyeti hâkim olduğu içindir herhalde. Hikâye kitabının fazla bir özelliği yok, sıradan insanların sıradan hayatları, ama Sait Faik'in kalemi ve anlatımı edebi bir tat katmış. Hikâye sevenler ve Sait Faik hikâyeciliğini tanımak isteyenler okuyabilir, bende pek bir iz bırakmasa da.
28.03.2021

Smyrna, İzmir bölgesinde tarihteki bir kent ismi ve aynı zamanda efsaneye göre amazon kadınlarından biri. Ama bu romanda yürek parçalayıcı hüzünlü hayat hikayesi anlatılan kadın, tabir-i caizse "acıların kadını". Yeşilçam filmlerine benzer bir film sanki ama filmde bir kadının başına gelebilecek her felaket var. Adeta ortaya karışık bir acılar sofrası var ve biz o sofraya davetliyiz. Romanı teknik ve içerik olarak biraz zayıf ve abartılı buldum ama yazarın bu toplumda kadınların karşılaştığı bütün sorun ve sıkıntılara yer vermeye çalıştığı da farkediliyor. Yıllar önce okuduğum çok naif, hayattan ve gerçeklerden uzak romantik bir hidayet romanı olan Huzur Sokağı'ndan sonra bu roman tam anlamıyla Huzursuzluk Sokağı romanı adeta. Ve gerçekler abartılı ve kurgu da olsa insanın yüzüne yüzüne çarpıyor, kalbini kanatıyor. Evli erkek ve kadınlara özellikle tavsiye ediyorum. Sürükleyici, dizi film tadında ve düşün-dürtücü.