Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
irfanyalçınkaya Tarafından Yapılan Yorumlar
Aliya İzzetbegoviç, 20. yüzyılda İslam Dünyası'nda yetişmiş seçkin düşünce ve devlet adamlarından biridir, sembol bir şahsiyettir. 1969 yılında yazdığı bu kitap onun ne kadar cesaretli, derinlikli ve şuurlu olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir. Bu esere onun ilk ve fikir dünyasına giriş eseri olarak bakabiliriz. Farklı ve nitelikli bir ilim erbabı ile karşı karşıya olduğunuzu kitabı okurken farkedebilirsiniz. Daha önce okuduğum "Doğu ve Batı Arasında İslam" ve "Çağa Tanıklığım" eserlerinden sonra bu eser belki daha basit, tekrar ve özet geldi ama okumayanlar için bu kitap Aliya'yı okumaya başlamak için ilk eser olabilir. Sosyalist Tito Yugoslavya'sında, 1969 yılında taa Balkanlar'dan tüm dünyaya ve tüm İslam Topluluğuna (Ümmetine) sahih bir bildiri, bir deklarasyon, bir çağrıdır bu, salih bir alim ve mücahid bir müslümandan, kulak verilmeye değer. Zira o fikirlerinin bedelini yıllarca hapis yatarak ödedi.
Tam ismi Ömer Zülfü Livaneli olan bu çok yönlü sanatçımızı, gençlik yıllarımda dillerden düşmeyen ve bir döneme damga vuran şarkıları ile bilirim. Yazarlık özelliğini de bilirdim ama doğrusu bugüne kadar bir romanını okumamıştım fakat filme alınan mutluluk romanı çok etkileyici idi. Bu roman beni daha da etkiledi ve sarstı. Okurken içimi bir hüzün, bir huzursuzluk kapladı. İnsan, insan oluşundan utanır mı? Romanı okurken aynı dünyada yaşadığımız ve aynı havayı soluduğumuz hatta aynı inanca sahip olduğumuzu zannettiğimiz insan müsveddelerinin yaptıklarından dolayı utandım, üzüldüm, kızdım, yandım. Roman hakkında iki kelam etmeyeceğim zira hem arka kapaktaki tanıtımı hakkında bir fikir veriyor hem de mümkünse mutlaka alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Sözümü yine yazarın "duvarlar" şarkısından bir dize, bir temenni ile bitirmek isterim. "Ne böyle zulümler olsun, ne de böyle şarkılar (romanlar)".
Şehid alim Prof.Dr. Seyyid Kutub'un Mısır zindanlarında mahpus iken yazdığı "Kur'an'ın Gölgesinde" adlı meşhur tefsirini baştan sona okumadım ama onun bir nevi özeti olan "Yoldaki İşaretler"ini okumuştum. Gençlik yıllarımda okuduğum önemli ve başucu kitaplarından olan bu kitabı sanırım "İslamcı" olup da okumayan yoktur. Onunla hapiste iken tanışıp talebesi olan Mustafa Kamil Muhammed, bu kitabında deyim yerindeyse hocasının kitabının şerhini yapmış. Ben tanıklık derken daha çok hatıralar, izlenimler ve gözlemler bekledim yazardan, ama yanılmışım. Yoldaki İşaretler'i iki üç defa okumuş biri olarak benim açımdan yıllar sonra bir çeşit tekrar oldu ama doğrusu yeni bir şey katmadı. Elbette bu benim kanaatim, bir diğer okuyucu farklı düşünebilir. Farklılıklar zenginliğimizdir.
Dün başladım, bugün bitirdim. Zaten hepi topu 115 sahife. Bir edebiyat öğretmeni olan Ahmet Örs, İstanbul Üniv. Fen-Edebiyat Fakültesi'nde okuyup Vefa İlim Yayma Cemiyet'inde kaldığı 90'lı yıllara ait anı, gözlem ve değerlendirmelerini bu kitapta toplamış. Hatıra, biyografi, söyleşi kitapları her zaman ilgimi çekmiştir. Kitabı okurken yer yer 80'li yıllardaki üniversite günlerim gözümde canlandı. Ne iyi yapmış da hatıra ve izlenimlerini kayıt kuyut altına almış Ahmet Örs Hoca. Anı kitaplarından hoşlananlar ve 90'lı yıllara özlem duyanlar için ilginç olabileceği kanaatindeyim.
Yeni yılın okuduğum ilk kitabı, Cihan Aktaş'ın İz Yayıncılık'tan 2018 yılında çıkan ve içinde 11 adet öyküyü barındıran "Unutulmayan" kitabı oldu. Kitapta yer alan "Pasajın sesleri" öyküsü gerçekten unutulmazdı. "Büyüsü eksik bir orman masalı" ve "eksik birkaç harf ve annem" öyküleri ise anılmaya değerdi. Diğer öyküler ise dikkatimi çekmedi. On üzerinden altı'yı hakediyor, tavsiye etmesem de okunabilir kanaatindeyim.