Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Eugénie Grandet Tarafından Yapılan Yorumlar
Kişilik bölünmesini konu alan bir eser Öteki. Yakov Petroviç ya da bilinen adıyla Golyadkin, sıradan bir memur. Küçük ve kasvetli dairesinde, Petruşka adlı tembel bir uşakla yaşıyor. Kahramanın kendi içinde sürekli bir mücadelesi var. Toplum içinde yer edinmeye çalışan, asla istediği gibi olamamış bir adam Golyadkin. Kendi halinde, dürüst, hile hurda bilmeyen bir insan olmakla gurur duysa da aslında içten içe bunun aksini dilediği için kendine tamamen zıt olan ikizini yaratıyor. Yani içine sıkışıp kaldığı bu "ahlâklı insan" kalıbından kurtulmak için uyduruyor o özgür ruhlu, üç kağıtçı Golyadkin'i. Uydurduğu bu kötü Golyadkin'le de savaşına şahit oluyoruz kitabın sonuna kadar. Çizdiği bu ilginç karakterle yine başarılı bir esere imza atmış Dostoyevski.
Herkesin ismini çok duyduğu ve merak ettiği için alıp okuduğu ancak tatmin olmadığı bu kitap, okuldan atılan Holden Caulfield'in Noel'den önce dışarıda geçirdiği ve psikiyatri koltuğunda sonlanan üç gününü anlatıyor. İçinde taşıdığı nefret ve insanların sahte dünyasına karşı gösterdiği öfke ile dikkat çekiyor Holden. Onun bu duruma gelmesinde, ergenlik döneminde olmasının yanı sıra çocukken yaşadığı travmanın da büyük payı var. Hayatta en çok sevdiği insanlardan biri olan kardeşi Allie'nin ölümü onu çok sarsıyor ve teselliyi küçük kız kardeşi Phoebe'de buluyor. Yetişkinlerden tiksinmesine karşın çocuklar onun gözünde en değerli varlıklar olarak yerini alıyor. Bu isyankar çocuk "çavdar tarlasında koşan çocukları yakalayan biri olma" gibi masum hayaller bile kuruyor. Konu fena sayılmaz ama karakterin yarattığı itici hava ve edebî yönü zayıf anlatım, okuyucuyu kitaptan uzaklaştırıyor.
Kitabın büyük bir kısmını kaplayan uzun ve gereksiz betimlemelerden sıkılıp kitabı bırakmayı düşünsem de, iyi ki bırakmamışım diyorum şimdi. Fransız İhtilali'nden sonra toplumda meydana gelen ekonomik değişim ve bunun toplum üzerindeki etkisi, eserin sosyolojik yönünü oluşturuyor. Cimri babası yüzünden varlık içinde yokluk çeken, içindeki saflığı ve iyiliği koruyabildiği bir taşra kasabasında büyüyen, annesi ve Koca Nanon'dan başka dostu olmayan Eugénie'nin dokunaklı yaşamı etrafında çiziliyor roman. Eugénie Grandet, okuduğum kitaplar içinde beni en fazla etkileyen karakterlerden biri oldu. Çocuksu masumiyeti, içinde değişmeden kalan iyilik, aşkına sonuna kadar sadık kalması ve zorluklara karşı güçlü durması onu etkileyici yapan özelliklerdi. Cimri babası ile evde dönen küçük tartışmalar okurken gülümsetti. Her açıdan en sevdiğim ve etkilendiğim klasikler arasında yerini çoktan aldı, klasik tutkunları için bu eseri mutlaka tavsiye ederim.
"Ancak tutku kural dinlemez, kıskançlıksa var olan en müstesna tutkudur."
Karakter psikolojisini başarılı bir şekilde işleyen Dostoyevski, bu öyküde kıskanç ve kuşkucu bir kocanın ruhsal portresini çiziyor okuyucuya. Orta yaşlı ve saygın bir adam olan İvan Andreyiç, kıskançlık krizi yüzünden aşağılayıcı ve birbirinden komik durumlara düşüyor öykü boyunca. Yani kıskançlık tehlikeli bir duygu ve insana olmayacak şeyler yaptırır mesajını veriyor yazarımız. Hem güldüren hem de düşündüren kısa bir öykü, Dostoyevski okumak için iyi bir başlangıç olabilir. Çünkü Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Budala gibi eserleri okuduktan sonra bu kitabı elinize alırsanız aynı tadı bulamazsınız.
William Beckford'un gotik edebiyatın temeli sayılan fantastik eseri. Doğu kültürü ve İslâmiyet'ten beslenen zengin bir içeriğe sahip ve kendinden sonraki yazarlara da ilham olmuş. Abbasi halifesi Vathek'in bilinmeyen güçlere merakı, kibri ve açgözlülüğünün sonuçları gözler önüne seriliyor eserde. Nereden geldiği bilinmeyen dilenci kılıklı ve çirkin bir adamın daha önce hiçbir yerde görülmemiş değerli eşyaları sergilemesi Vathek'in merakını kamçılıyor. Bu eşyaların geldiği yerin neresi olduğunu bulmak ve Kâfir'in bahsettiği yer altı sarayına girebilmek her türlü yolu deniyor. Yazıldığı döneme göre çarpıcı bir kitap, gotik tutkunları mutlaka bu kitaba bir şans vermeli.