Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Suat Sungur Tarafından Yapılan Yorumlar

28.04.2005

Durup dururken niye şimdi bu kitap,niye böyle bir araştırma? Birileri tarihin yalnış olduğunumu söyledide,doğrusunu bulma çabası içine giriliyo diye sorası geliyor insanın kendine.Burdan bakınca ihanet ve yalakalık görünüyor.
Şunu kimse unutmamalı ki:
Değil bu kitap,bunun gibi bin kitap olsa değiştirmeye yetmeyecek o şehvetiyle damarlarımıza işlemişliğini tarihimizin. Ancak:
Bir öz eleştiri yapmak ve biraz silkinmek gerektiğini düşüncesi içinndeyim.Bu tür kitaplar
yazılmadıkça uyanmak mümkün olmayacak gibi ''Lale'' yataklarından,kimse bir ecdadının ve onun müthiş bir inançla çarpışarak miras bıraktığı bir toprak üstünde yaşamış olduğunun farkına varmayacak gibi...Ecdadımız eli silahlı düşman işgali altındaydı,bizse fikirlerin işgali altındayız...Uyandırıcı bir kitap
Yöntem doğruluğunda tavır yalnışlığı olan bir yazıt...
28.04.2005

bence film yapılması gereken bir kitap veya dizi.Son zamanlarda okuduğum eniyi konu.Ben bu kitap senaryo olursa Hülya Avşarı düşündüm gerçekten.tam ona göre bir rol.Kitabı okumayanlara tavsiyem arka kapağı okumayın sürprizi kalmıyor ama romanı mutlak okuyun.
28.04.2005

MS 2150 isimli kitabı 2 sefer okudum. Böyle bir geleceğin oluşması; bu kitabı okuyanların ve bu konu hakkında pozitif düşenenlerin çokluğuyla alakalı. Kitabı okuyup bu konuda olumlu eleştiride bulunanların oluşturduğu düşünce havuzuyla böyle bir gelecek oluşmasından mutluluk duyulabilir. Tek eleştiri şu olabilir. mikro adamlarında evrimi için birşeyler yapılabilir. Sadece makro düzeye gelmiş insanların daha çok evrimleşmesindense Mevlana felsefesiyla bakıp, Mikro yada makro düzeyde her birey için buna benzer eğitim çalışması yapılabileceği kanaatindeyim. Bu kitabı İ N S A N olmaya aday olan herkese tavsiye ederim.
28.04.2005

Türkiye Cumhuriyetinin hangi koşullarda kurulduğuna ilişkin çok güzel bir anlatım biçimi vardı. Hele, Harf Devrimi'ni yapanların nasıl, hangi koşullarda bunu gerçekleştirdiğini gördüğünüzde Atatürk'ün ne kadar büyük bir deha olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. İlkokullarda bile ders kitabı kadar okutulacak kadar güzel ve duru bir dili olan eser. Mutlaka okuyun!
12.04.2005

"Oteldeki Cinayet", Martin Beck dizisinin bütün kalıplarının yerli yerinde kullanıldığı bir roman. Her zamanki gibi bir cinayetle başlıyor hikaye; Stockholm’ün en büyük ve lüks otelinin restoranında, güpegündüz, herkesin gözü önünde bir iş adamına yaklaşan katil silahını ateşleyip öldürüyor adamı. Kimsenin müdahale etmesine fırsat bırakmayan katil ise elinde susturucu takılmış tabancasıyla hiç acele etmeden kaçıp gidiyor. Şimdi sıra Martin Beck ve ekibindedir. O yılların polis tekniklerinin yardımıyla titizlikle ve hiçbir prosedürü ihmal etmeden işe koyulurlar; tanıkların ifadesi alınır, katilin bindiği araba araştırılır, ölenin geçmişi araştırılır, gelen ihbarlar –inandırıcı olmayanlar bile- dikkate alınır. Ama kesin sonuca ulaşabilmek için her zamanki gibi biraz da şansa ihtiyaçları vardır. Elbette bütün bu soruşturma sürecinde gündelik olayları da sürmekte, Martin Beck ve arkadaşlarının özel hayatları da inişli çıkışlı bir grafik izlemektedir. Diğer Beck polisiyelerinde –aslında vasatın üzerindeki bütün çağdaş polisiyelerde- olduğu gibi “Oteldeki Cinayet”de de polisler –İtalyan ve Fransız polisiyelerindeki kadar duygusal ve sevimli olmamakla birlikte- insani boyutlarıyla çıkıyorlar karşımıza.