Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
Suat Sungur Tarafından Yapılan Yorumlar
Sultan II. Abdülhamid Türk siyasi tarihinin en önemli ama yanlış bilinen devlet adamlarından biridir. O'nun Osmanlı tahtında oturduğu yıllarda izlediği "denge politikası" hiç kuşku yok ki, çökmek üzere olan imparatorluğun ömrünü uzatmıştır. Abdülhamid'in kötü bilimesinin bir nedeni kendisnden sonra gelen yöneticilerin o dönemi kötü göstermek istemiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bana sorarsanız Sultan II. Abdülhamid'in hayatı ve pay-i tahtta oturduğu yıllardaki siyaseti objektif gözlele araştırıldığında kafalarda yer edinmiş "kötü imajdan" daha faklı bir sonuçla karşılaşılacaktır. Ben bu kitabı inadına "TAVSİYE EDİYORUM!" Suat Sungur
Günümüzün kültür seviyesini göz önünde bulundurarak hazırlanmış olan bu eserin en dikkate değer özelliği eski dilde yaşayan Osmanlıca kelimelerle Arap ve Acem kurallarına göre yapılmış bütün tamlama ve bileşik isimleri kısa, anlaşılır yaygın birer Türkçe kelime ile karşılamış olmasıdır. Türkçe'nin sadeleşmesini ve uzun yıllardır içinde barındırdığı yabancı dil etkisinden kurtularak yazmak ve konuşmak isteyenlerin ellerinden düşürmeyecekleri bir eser...
Tatil anlayışı bar, disko gibi sabahlara kadar izbe yerlerde vakit geçirmek olanlar bu kitabı almasın. Bu kitap ayağına yürüyüş ayakkabılarını giyip, küçük bir sırt çantasıyla kendini yollara vuracaklar için müthiş bir rehber...
Nedim Gürsel'in "Boğazkesen" romanının hemen ardından "Resimli Dünya"'yı okuduğumda malesef büyük bir hayal kırıklığına kapıldım. Oysa Boğazkesen'i okurken kaleminden bal damlayan bir yazar daha keşfettiğimi sanmıştım ama peşin hükümlü olduğumu bu romanda anladım. Romanın karakterinin kendi iç dünyasında yaşadığı gel-gitler beni daralttı. Romanın sonu ise hiç beklemediğim bir şekilde bitti.
Hiç kuşku yok ki bu romanda Fatih'in İstanbul'a duyduğu özlem aşktan daha şiddetli... Öyle olmasa yanıp tutuştuğu kızı fetih planlarında aklını karıştırıyor, konsantrasyonunu dağıtıyor diye kendi elleriyle öldürmezdi... Kitap 12 bölümden oluşuyor. İlk 6 bölüm Nicollo isimli bir seyir katibinin günlüğünden aktarılıyor. son 6 bölümse kitapta daha az yer tutuyor. Yazarın 7. bölümün başında yazdığı cümle çok ilginç: "Seyir katibinin günlüğü burada bitiyor ama hayatının burada bitip bitmediğini bilemeyiz. her ne kadar onun alınyazısını burda ellerimde tutuyorsam da romanın devamında yaşatıp yaşatmmak benim elimde" diyor ve yaşatmıyor. bana sorarsanız en doğrusunu yapıyor. 15 yüzyıl Osmanlı tarihini ve İstanbul'un fethini tüm ayrıntılarıyla ama bir roman kurgusu içinde ele alıyor. Harika bir üslup, harika bir anlatım tarzı...