Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

gnlcntrk Tarafından Yapılan Yorumlar

15.12.2025

"Yalnızca bir elbise denedi diye kilit altına alınan 16 yaşındaki bir kızdan bahsediyoruz bütün hayatı boyunca hapsedilmiş bir kadından..." Hikâye tam da bu noktada başlıyor: sorular, belirsizlikler, geçmişe uzanan karanlık bir yol… Mantar panodaki tek bir fotoğrafın her şeyi bir anda ortaya çıkarmasıyla gerilim adım adım yükseliyor. Sene kaç olursa olsun, hangi ülkede yaşanırsa yaşansın, t*vüz kadın için hâlâ üzeri örtülen, konuşulmaya çekinilen, “aile şerefine sürülen leke” olarak görülen bir suç.Akıl sağlığı sorgulanıp deli damgası vurulan, bebeği elinden alınan bir kadın o. Ne hesap sorulmuş ne de hikâyesi yüksek sesle dile getirilmiş. Bu kurgu, kadın kıskançlığının ve kontrol arzusunun nasıl insan hayatına mal olabilecek kadar karanlık bir hâl alabileceğini çarpıcı biçimde gösteriyor. Karakterlerin çaresizlikleri, kendini haklı çıkarma çabaları ve kırılgan bilinç akışı zaman zaman yorucu olsa da kitabın kendini okutan bir yönü var.
15.12.2025

"Âh" , "yas" ve "af" ve karşılıksız iyilik üzerine... Âhı alınan, yası tutulmayan, af dilenmeyen, acıları yok sayılan, hayatları paramparça edilmiş, acıları karanlıkta kalmış kimselerin hikâyesi.
İlk başta sıradan bir yalnızlık, toplumdan soyutlanmışlık, hastalık öyküsü okuyorum diye düşünmüştüm.  Bir böbrek nakli ile başlayan Feride'nin öyküsü, sevgi dolu insanların onu sarmalamasıyla ve kalabalıklaştırmasıyla nihayete eriyor. Ağlarken güldüren, düşündüren, hatta biraz sövdüren unuttuğumuz acıları gün yüzüne çıkaran bir öyküye dönüşüyor. Terör, kalabalık yalnızlık, etek altı çocukları ve Dersim'e kadar uzanan trajik, aynı tezatlıkta "Ne olursa olsun yaşayacaksın!" mottosunu ölümün kısyısındaki küfürbaz bir "Servi"nin ağzından kalbine aktarıyor insanın.
Sakin başlayıp çağlayan sonra tekrar sükunetle sona bağlanan bir üslup, basit ama tadı damağınızı şenlendiren cümlelerle bir çırpıda okunuyor.
15.12.2025

“Çığlık çığlığa, avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum: Kimse yok mu?” Kitabın özeti bence bu cümlede saklı!
Kafamın içinde dönüp duran bin bir soruyla kavga ederken buluyorum kendimi şu an. Metnin yaşanmışlığını düşünüyor olmak bile iliklerime kadar rahatsız ederken karşımdakini nasıl eleştirebilirim? 13 yaşındaki kız çocuğu ile 50 yaşındaki tanınmış bir yazarın arasında geçenleri ve toplumun bu duruma nasıl -kayıtlı-kayıtsız kaldığını okuyoruz. İlişki demeye dilim varmıyor çünkü sapıklığın arşa çıktığı, üstelik bunu toplumun gözü önünde meşrulaştırmaya çalışıldığı hatta belki de ihmal edilmiş kız çocuklarını kötü yola düşmekten alıkoymaya çalışıldığına inandırılmaya çalışılan narsist ve bir o kadar manipülatif bir zekayı öven canlı topluluğuna küfürler savurmaktan alamıyorum kendimi. Meselenin feminist olmaktan geçmediğini sadece insani olarak beni çok rahatsız ettiğini söylemeliyim.
15.12.2025

Agnes... Bir cadı mı yoksa gerçekten üstün sezgileri olan yüce gönüllü biri mi?
Shakespeare'in 11 yaşında ölen oğluna yazdığı Hamletin öyküsüdense de adından çok bahsedilmeyen sevgil eşinn öyküsü kitap.
Geçişler, ruh dalgalanmaları ve karakterlerin ruhsal yankılarının aksi kalemin kuvvetini hissettiriyor.
15.12.2025

Yazarla tanışma kitabım oldu. Açıkçası zamana ve ölümlere yenildik birlikte.
Uzun bir sürede zorlukla okuduğumu itiraf etmeliyim. Eğer listenizde varsa yazardan ilk kitap olarak okumamanızı öneririm.
Bilinç akışı tekniği ile yazılmış metin, bir baba ve oğulun gözünden olayları ve durumları gözler önüne seriyor. İç konuşmalar, söylenmeyen cümlelerin verdiği pişmanlıklar, beklentilerin gerçekleşip gerçekleşmediği yer yer ağdalı bir üslupla anlatılmış. Sadullah Efendi ve babasının öyküsü ikisinin birbiri ile ilgili ifadeleri gerçekten içe oturacak cinsten.
Hayatın rutinine karşı iç sıkıntısı, sinir bozucu derecede "Bir evladım olsun." takıntısı ile yola çıkan karakterin hayal kırıklığı ve elbetteki evladın babası ile ilgili umarsızlığının iç hesaplaşmalarıyla ve birbirlerine söyle-ye-medikleri sözlerle birbirlerinden ayrılmaları...
Merak ettiyseniz okuyun derim. Zira pişman değilim, sadece zamanlama kötüydü.