Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar
Öyküleriyle tanıdığımız Polat Özlüoğlu'nun ilk romanı olan Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar’ın çok, çok sert bir kitap olduğunu söyleyerek başlayayım. Ben okurken nefessiz kaldım, kendisi bunları nasıl yazmış bilmiyorum.
Meşhur Kara isimli bir kadının hayat yolculuğuna eşlik ediyoruz romanda. Yetiştirme yurdunda büyümüş, 12 Eylül sonrası lisedeyken yakalanıp ağır işkenceler görüp bir şekilde hayatta kalmış ve şimdi bir peruk dükkanı işleten bir kadın kendisi. Günlerden bir gün dükkanına gördüğü kanser tedavisi nedeniyle saçları dökülmüş, suskun bir genç kadınla yaşlı, yorgun, çökmüş dedesi geliyor. Meşhur’un içinde bir ses; o dedenin yüzünü hiç görmediği işkencecilerinden biri olduğunu fısıldamaya başlıyor.
İnsan yıllar sonra işkencecisiyle karşılaşırsa ne olur gibi yakıcı bir soru etrafında örülü bu kitabın büyük bölümünde Özlüoğlu Tanrı anlatıcı kullanıyor olsa da yer yer başka sesler de duyuyoruz ki bu teknik oyunları çok sevdim ben. İşkence sahnelerini maalesef bizzat işkenceci polisin ağzından okuyoruz, onun sesini duyduğumuz tek kısım buralar ve bence çok iyi bir tercih olmuş bu - mağdura değil faile anlattırmak. Zaman zaman konuşamayan hasta kız Elmas’ın iç sesini sunuyor bize. Bir de kitabın ortasından itibaren başlayan Külliyat bölümleri var ki burada ana karakterimizin çevirdiği ve odağında işkence olan romanlara dair yazılmış incelemeleri okuyoruz; eleştirmen yazıları üzerinden çevirmenin yani Meşhur’un bir portresini de koyuyor ortaya. Bu yazılardan birinde başka bir kitap için bir eleştirmene şunları dedirtiyor yazar: “Niye bu kitabı okuyayım, diye soranlar olacaktır. Hepsini biliyoruz, tekrar hatırlamak, üzülmek istemiyoruz, diyebilirsiniz. (...) Haksızlığa uğramış, suçsuz yere öldürülmüş, işkence görmüş, kaybedilmiş, faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş son insanın da hikâyesi anlatılana kadar yazılmalı, çizilmeli, söylenmeli bunlar.”
Bu cümleleri bu kitabın bizzat kendisi için de sarf edebiliriz kanımca. Çok zorlansam da okuduğum, Meşhur’la ve içindeki kızlarla (ne güzel bir imgeydi o; içindeki kızlar!) tanıştığım için mutluyum. “Uğultulu sessizlik”lerden bir roman devşirmiş Polat Özlüoğlu, ne iyi etmiş.