Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yunanca Dersleri
“Yaşayan bir insanda böyle bir sessizliği ilk defa görüyordum.”

2024’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü alarak beni ve pek çok okuru mutluluğa gark eden Koreli yazar Han Kang’ın eserleri birer birer dilimize çevriliyor, Yunanca Dersleri de yakın zamanda yayımlandı. Yazarın Türkçeye çevrilen her şeyini okuduğumdan bunu da bekletmeyeyim dedim.

Yunanca Dersleri, Han Kang’ın 2011 tarihli romanı. Vejetaryen’den biraz sonra ve Çocuk Geliyor’dan biraz önce yayımlanmış bir roman yani. Bundan sonraysa Beyaz Kitap ve Veda Etmiyorum gibi bence çok daha usta işi kitapları yazacak ve önce Booker’ı sonra Nobel’i kucaklayacak.

Yunanca Dersleri’nde travmatik deneyimler sonrasında konuşma yetisini kaybeden, boşandığı eşinin çocuğunu kendinden alma hedefine karşı savaşmaya çalışan genç bir kadın ve çocukluğundan beri ilerleyen hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybetmekte olan antik Yunanca öğretmeni bir adam var. Bu ikilinin yolları metnin bir noktasında kesişiyor ama esasen ikisinin hikayelerini ayrı ayrı anlatıyor yazar. Kang’ın özellikle Vejetaryen’de oluşturmaya başladığı metaforik üslubunun gitgide zenginleştiğini görebiliyoruz kitapta. Yazar yine kayıp duygusu, yakınlık, bedenle kurduğumuz ve kuramadığımız ilişkiler gibi sevdiği konular etrafında örüyor anlatısını; bu metinde bir de tabii dilin işlevlerine de odaklanıyor. İşaret dili, ölü diller, anadil, yeni bir dili öğrenmek gibi türlü başlıklar altında birbirimizle iletişim kurmamızı mümkün ya da imkansız kılan dinamikleri anlamaya çalışıyor.

Benim Kang’ın edebiyatında sevdiğim şeyler bu kitapta da mevcut; ben yazarın insan bedeninin içine bakma biçimini çok seviyorum. Bedenler resmen şeffafmış, yeterince dikkatli bakarsak içinde akan kanı ve çalışan organları görebilirmişiz gibi yazıyor. Yine yazarın neredeyse tüm eserlerinde karşımıza çıkan kar, ağaç ve el imgeleri de kitapta bolca mevcut.

Ama bana biraz fazla metaforik geldi, ne yalan söyleyeyim. Uzun bir şiir olacakken son anda roman oluvermiş gibi bir kitap. Yazarın ne anlattığından çok nasıl anlattığına bakan biri olmama rağmen hikaye tarafı fazlaca yetersiz geldi, o kısmı zenginleştirmesini isterdim. İşte böyle.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Paris'te Münzevi
Italo Calvino, kendine dair çok az şey fâş eden yazarlardan biri, kendini anlatmayı pek sevmediğini biliyoruz. O nedenle “Özyaşamöyküsel Notlar” alt başlıklı kitabı Paris’te Münzevi’yi nicedir okumak istiyordum, Paris’te okumak kısmet oldu, demek ki varmış bir hikmeti bu bekleyişin.

Gerçi başlık yanıltıcı biraz, kitapta Paris’e dair çok az şey var ama olsun. Neyse efendim, işbu metin Calvino’nun çeşitli yerlerde yazdığı kurmaca dışı metinlerinin ve verdiği türlü söyleşilerin bir derlemesi. Hayat öyküsüne dair bir şeyler öğreniyoruz kitaptan ama metnin önemli bir kısmı Amerika’ya yaptığı uzun seyahat boyunca gönderdiği ve izlenimlerini içeren mektuplarla, siyasi / ideolojik geçmişine dair yazdıklarından oluşuyor. Kitap farklı zamanlarda yazılmış metinleri bir araya getirdiği için tekrara düşen bölümler de var elbette.

Ben özellikle şu bahsettiğim politik kısımları sevdim. 1920’lerde İtalya’da büyüyen ve Mussolini’nin faşizminin inşasını bir çocuk olarak an be an izlemiş birinin perspektifini okumak çok ilginçti. Tarih anlatmanın ne çok yolu var diye düşündüm, örneğin Mussolini’nin okullarda ve devlet dairelerinde asılı olan portrelerinin geçirdiği değişim üzerinden koca bir iktidarın kendini inşasını anlattığı bir makalesi var kitapta ki müthiş. Keza o meşum soruyu yanıtlamaya çalıştığı “Ben de Stalinci Oldum mu?” makalesi de muazzamdı.

Yazmaya ve yazma / okuma pratiklerine dair söylediklerinin de bazıları çok ufuk açıcıydı (Örneğin kendini öykücü olarak tanımlamasına şaşırdım). Seyahat izlenimlerini okurken de esasen Görünmez Kentler gibi bir başyapıtı nasıl yaratmış olabileceğine dair ipuçları aradığımı fark ettim, hangi kentle nasıl ilişki kurdu da o metni doğurdu bu adam sorusuna cevaplar aradım; birkaç tane buldum diyebilirim ama o şaheserin nasıl yazılmış olabileceği meselesi benim için hala gizemini koruyor açıkçası.

Neyse, ezcümle, Calvino’yu birazcık daha (kendi izin verdiği ölçüde, ancak!) yakından tanımak isteyenlere öneririm. Yine de kendini çok açmadığını bilerek, çok büyük beklentiye girmeden okuyunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanların iç dünyasını akıcı ve duru bir dille anlatarak onlarla bağ ve empati kurduran güzel bir eser. Bazı kahramanlarda kendinizi bulabilirsiniz yada bazı karakterler; çevrenizde, hayatınızda, toplumda sıkça karşılaştığınız birer insanlar olabilir. Üslubuna ve anlatım diline, yazdığı konuların bizdenliğine ve özgünlüğüne hayran olduğum Şermin Yaşar’ın mükemmel kitabı daha… Tüm göçüp gidenlerimi anarak okuduğum bir kitap…
Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri…
Şermin Yaşar, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu’nda o çok özlediğimiz “insan”a bütün görkemiyle geri döndürüyor bizi. Hazırlayın yüzünüzü. Gülüşünüzün yanına biraz da keder koyun, okurken biraz ondan alacaksınız, biraz bundan. Kıtlama çay içer gibi...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Selçuk Demirel’in yıllar içerisinde kedilerin derin uykudan, avcı moduna, huysuzluktan şımarıklığa kadar sürekli değişen binbir çeşit hallerini çizdiği külliyat niteliğinde bir kitap.
Yüzlerce kedi çiziminin tek kitapta olması bu kitabı sevmem için tek sebep bile olabilir.
Ünlü şairlerden, yazarlara her sayfada kedilerle ilgili özlü sözlerle birlikte kedi resimlerini incelemek kitabı daha da keyifli hale getiriyor. Sadece hayvansever ya da kediseverlerin değil, sanatla ilgilenen herkesin kitaplığında olması gereken bir özgün bir eser.

“Kedi yavrusı bir başyapıttır.”
Leonardo Da Vinci
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Direnişin Melankolisi, bir taşra kasabasında gücü ele geçirme hikâyesini tek gecede meydana gelen ayaklanma ve sonrasında yaşananlar üzerinden anlatan bir roman. Dili, upuzun bolca zarffiilli cümlelerden oluşuyor. Dilinin işlevsizliğini atlarsak kasabadaki ayaklanmanın neden çıktığını ve kime karşı olduğunu, kasabaya gelen sirkin böyle bir olayda nasıl bir etkisinin bulunabileceğini, 375 sayfalık kitapta Kapanış bölümündeki son 35 sayfada açıklayan/açıklamaya çalışan bir eser. Yaşanan olay sonrası kasabadaki erkin değişimini, gücü seven orta yaşlı bir kadının tüm ipleri eline alışını sanki tüm hikâye buymuş, çok derinleştirilmeden anlatılan ayaklanmanın, lincin, yağmanın bir önemi yokmuş gibi anlatılması çok garibime gitti. Sayfalar boyunca anlatılan karakterden yalnızca birinin öne çıkışı, olayın nedenselliğinin tamamen es geçilişi, üzerine işlevsiz dil bu romanı kendi bakış açıma göre başarısız kılıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı yerler muallakta kalmış gibi olsa da elimden bırakamadan okuduğum kitap. Toplumumuzdaki insanların bakış açıları, diğer insanların üzerimizdeki etkileri, bizim diğer insanlar üzerinde bıraktığımız etkiler, toplumun değerleri, değerlere sahip çıkmanın ya de çıkmamanın içimizde yarattığı sancılar, değersizlik hissinin açtığı yaraların kişiye nelere mal olduğu, pek çok kişinin çocukken aldığı yaraların nelere mal olabildiği Peri karakteriyle güzel bir şekilde verilmiş. Yüksek sosyete ile orta bir seviyede yaşayan insanların hatta daha alt seviyelerde yaşam mücadelesi verenlerin aralarındaki farklar aralara serpiştirilmiş. Zevkle ve merakla okuduğum bir kitaptı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
çok güzel ve akıcı bir kitaptı. yazarın bin muhteşem güneş kitabını da okumuştum. Ancak kesinlikle bu daha akıcı ve güzel geldi. Herkesin hayat şartlarının aynı olmadığını, kıskançlığın nelere mal olabileceğini ve çocuk yetiştirirken ne kadar dikkatli olunması gerektiğini anladığım bir kitap oldu. Aynı zamanda dönemin Afganistan şartlarını ve zorluklarını sunan harika bir kitaptı. Kitabı okuduktan sonra filmini de izledim tavsiye ederim film biraz yavan geliyor ama kitapla birbirini tamamlıyor bence.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu bu kitap. Konusu aslında oldukça dramatik ama buna rağmen insanın içine karanlık değil, garip bir umut bırakıyor. Sanki sayfaların arasına sıcaklık saklanmış gibi… Okurken bazı yerlerde gözlerim doldu, bazı yerlerde ise fark etmeden gülümsedim.

En çok da şunu hissettirdi bana: Hayat bazen insanı çok zor yerlere sürüklese bile, gerçekten isteyen ve biraz olsun farklı bakmayı göze alan insanlar için mutlaka küçük de olsa bir çıkış yolu var. Kitap bunu öyle bağırarak değil, sakin sakin ama kalbe dokunarak anlatıyor.

Belki herkes benim kadar etkilenmez ama ben Willow’un dünyasına nedense çok bağlandım. Kitap bittiğinde içimde tuhaf bir boşluk oldu, çünkü bazı hikayeleri okurken gerçekten bitmesin istiyor insan.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Karakterlerden başlamak isterim. Başkarakterin, ekibindekilerin, savcının kadın olması benzerlerinden ayırıyor. Çok yönlü, gerçeklik duygumuza seslenen, eserin içinde adım adım farklı yönlerini keşfederek ilerlediğimiz karakterler bunlar. Duyguların çözümü, dışa vurumu başarılı. Çaprazlama betimlemeleri ise pekiştirici ve gerçeklik duygumuzu güçlendirici bir işlev üstlenmiş.

Olay örgüsü sürekli değişim ve ileri doğru kurgusuyla okuru hiç bırakmıyor. Salt polisiye olarak okunmayacak bir kitap. Toplumsal kesitler, polis teşkilatı, çarpıcı insan portreleri, kumar alışkanlığına çok farklı açılardan bakış, aile ilişkileri, ebeveyn portreleri, çocuk suçlular, kuşak farkları, kumar piyasası, insan taciri piyasası, fuhuş piyasası, polisliğin çalışma koşulları, farklı aile bireyleri ilişkileri kitabın radarında… Çok iyi kalite bir anlatım. Tablomsu betimlemeler rüya ve anımsamalarla genişletilen öykü zaman ve mekanı bütünsel kavrayışa hizmet ediyor. Tuna Kiremitçi’ye teşekkürler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Akıl karıştıran değişik bir roman. Zafer altmışında bir adam, gençliğinde hayallerini süsleyen, platonik aşkı Elke adlı model bir gün onun butik oteline geliyor. Zafer için tam bir şok ama okurun kafası karışıyor, çünkü kadın neredeyse Afrodit gibi, oysa o da en az altmışlarında olmalı.

Yazar, kurguyu yaparken okuru bu tereddütten kurtaracak tek bir imada bulunmadan Elke ve Zafer arasındaki ilişkiyi bütün ciddiliğiyle anlatıyor. Okur da kafasındaki kurtları çevire çevire okuyor.

Ne var ki Yazar Hakan Karahan’ın bir deneme kitabı mı yoksa psikolojk roman mı yazması gerektiğine karar vermesi gerekirdi. Keza bir hikaye okurken, İstanbul’un sosyal hayatına, Ay’ın yörüngesine, yazarlığın usullerine, romanların film uyarlamalarına, en iyi James Bond’u hangi aktörün canlandırdığına vs. atlayıp konuyu bölüyor, bu da ilgiyi dağıtıyor.

Bu arada yazarın kıvrak dili, dikkat çekici cümleler kurma becerisiyle iyi bir okuma vaat ettiğini de belirtmeliyim.




Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir