Çok sürükleyici; fakat kurgu olarak zayıf bir kitap. Kurgulamada yer yer çelişkiler göze çarpıyor. Sayın Ümit, romanın sonunda kırkı aşkın kaynak kitap göstermiş. Lakin tasavvuf, mevlevilik ve Rumi ile Şems'i anladığını, öğrendiğini söylemek imkânsız. Çünkü tsavvufda hiçbir zaman Tanrı olmak yoktur; Allah'la bir olmak, Allah'ın varlığında kendini yok etmek vardır. Bunun yanı sıra, roman kahramanı Karen, Şems ile karşılaşmalarını rüya, hayal, bilinçaltı oyunları vs olarak yorumluyor. ama bunun en bariz kanıtı elindeki kanayan yüzük; bu delil her daim gözardı ediliyor. Yine romanın sonuna doğru Karen, babasıyla karşılaşmasını da rüya ve hayal olarak kabul edip bunu sorgulamıyor bile. Oysa yüzüğün kendisinde olup olmadığını kontrol etse bunun gerçek veya rüya olduğunu anlayacaktır. Fakat yazarımız bunların gelişimini çok temelsiz bir şekilde okuyucuya bırakmıştır. Yine yazarın Rumi, Şems ve aşkları ile ilgili söylediklerinin çoğu gerçek olanı çarpıtmıştır. Tarihî romanların -her ne kadar kurgu da olsa- gerçeği çarpıtmamaları lazım. Yine Hallac-ı Mansur hakkında verilen bilgi de yanlıştır. Hallac-ı Mansur derisi yüzülüp el ve ayakları kesilerek değil; bir meydanda taşlanıp asılarak katledilmiştir. Kitabın 46. bölümü -son bölüm- romanda çok iğreti durmakta, emanet bir görünüm arzetmekten kendini kurtaramamaktadır.
Son bir not: Poyraz Efendi ve onun meşrebinde olanlar Londra'ya uçmaz, Londra'ya giderler.