Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Görme Biçimleri
Övüldüğü kadar varmış bu kitap ‑ nefis. Gören / görülen / bakan / gösterilen / gösterilmek istenen üzerine çokça fikir. Üniversitede ilk kez Benjamin ve Adorno okuduğumda hissettiğim heyecanı hatırlattı, benzer bir zihinsel süreci tetikledi. Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala geçerliliğini koruyor olması (örneğin reklamlarla ilgili deneme, reklam bugün bambaşka alanlar üzerinden hayatımıza daha çok nüfuz edebilmeyi başarıyor ama yöntemleri nasıl da tanıdık) çok etkileyici. Bu meseleler üzerine okumuş, özellikle akademik metinlere dalmış kişilere belki yavan gelebileceğini de düşündüm okurken ama benim de dahil olduğum daha genel okuyucu kitlesi için fazlasıyla tatmin edici. “Geçmişin tüm sanatı bugün siyasal bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.”
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öteki / Toplu Eserleri 14
Öteki, Dostoyevski’nin ikinci kitabı. Yazar bu kitabını “başarısızlık” olarak niteliyor, hatta eleştirmenlerce de vaktiyle çok sert eleştiriler almış bir kitap. Kusursuz bir kitap olmadığı şüphesiz olmakla beraber, (ve her ne kadar sonradan biraz değiştirmiş olsa da) bir insanın şunu 25 yaşında yazabilmiş olması pek acayip cidden. Edebiyatta “kötücül ikiz” meselesinin işlenişinin ilk örneği deniyor Öteki için. Baş karakter Golyadkin’in kendi düşman ikiziyle, ötekiyle karşılaşmasını epey muğlak bir yerden anlatıyor Dostoyevski. Ne kadarı kahramanın sanrısı, ne kadarı gerçek kısmına karar vermeyi bize bırakıyor. Bu aşırı muğlaklık okurken beni epey zorladı. Kitaptaki epey Kafkaesk boğuculuk da okuru yoruyor ‑ bu kitabın Kafka’yı etkileyen eserlerden biri olması şaşırtıcı değil. Tam olarak anlaşılamayan olayların içinde kendini bulup büyük bir çaresizlik hisseden kahramanın sıkıntısını iliklerinde hissediyor insan. Ancak Kafka bunu bir sistem/bürokrasi vb eleştirisi yapmak için kullanırken, Dostoyevski daha kişisel bir yerden ilerliyor. Neyse, ilginç bir kitaptı neticede. Bu “ikiz” konusu ilginizi çekiyorsa, Saramago’nun Kopyalanmış Adam’ını da fena halde tavsiye edeceğim. Bence bu meseleyi ele alan kitaplar arasında en iyilerinden biri o zira.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Burma Günleri
Orwell’in ilk romanı – tam bir ilk roman gerçekten. Kötü mü, değil, ama Orwell’in Orwell olmaya daha yolu olduğunu seziyorsunuz. (İlk kitabı olan ‑roman değil‑ Paris ve Londra’da Beş Parasız bundan çok daha başarılıydı bence) Orwell ne yazsa okunur mu, bence okunur, ki bu da dediğim gibi kötü bir kitap değil zaten. Konu çok ilginç, Burma’da (bugünkü Myanmar) sömürge polisi olarak geçirdiği günlerdeki gözlemlerinden bir roman devşirmiş, ırkçılığa ve (ne acı ki bugün hala üzerine konuşulabilen) beyaz ırkın üstünlüğüne dair çok şey var içinde. Flory karakteri çok iyi çizilmişti ama diğerlerini biraz fazla karikatürize buldum, özellikle “ırkçı beyaz İngilizler”i. Yani umarım karikatürizedir de gerçekten bu kadar korkunç değillerdir diyeyim yahut. Sevdim ben, ama Orwell külliyatının en iyilerinden biri diyemeyeceğim. Ne çok ama dedim ya. İşte bu da öyle bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günlükler III (Savaş Sonrası)
Orwell’in günlükleri, yazarla ilişkisini epeyce derinleştirmek isteyenler için ideal. Ben tüm kurgu eserlerini ve İspanya İç Savaşı’ndaki günlerini anlattığı Katalonya’ya Selam’ı okuduktan sonra okudum, sanırım doğru da yaptım. Kitaplarını oluşturma sürecinde etkilendiği insanları ve öyküleri daha iyi tespit edebildim böylece. 1. Kitap; Savaş Günlükleri çok çok iyi, II. Dünya Savaşı’nı bireylerin nasıl deneyimlediği konusunu zaten ilgimi çektiğinden büyük zevkle okudum. 2. kitap olan Savaş Öncesi Günlükleri’nin ilk kısmı çok iyiydi, Wigan İskelesi Yolu’nu yazmadan önce gittiği maden kasabası ve orada yaşayan işçilerle ilgili gözlemleri müthişti. Sonrasında Ev Günlükleri başlıyor, ki 3. kitap sadece bunlardan ibaret, buralar biraz sıkıcı geldi. Küpeçiçeği nasıl budanır, tavuklar günde kaç yumurta verir, tavşan derisi nasıl tabaklanır filan gibi şeyleri Orwell’den öğrenmek gibi bir acayip hevesiniz varsa okuyabilirsiniz tabii. Benim yok şahsen. Ama genel olarak bu günlükleri Türkçe’de okuyabildiğim ve Orwell’in müthiş hayatının içine biraz olsun dalabildiğim için mutluyum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günlükler I (Savaş Öncesi)
Orwell’in günlükleri, yazarla ilişkisini epeyce derinleştirmek isteyenler için ideal. Ben tüm kurgu eserlerini ve İspanya İç Savaşı’ndaki günlerini anlattığı Katalonya’ya Selam’ı okuduktan sonra okudum, sanırım doğru da yaptım. Kitaplarını oluşturma sürecinde etkilendiği insanları ve öyküleri daha iyi tespit edebildim böylece. 1. Kitap; Savaş Günlükleri çok çok iyi, II. Dünya Savaşı’nı bireylerin nasıl deneyimlediği konusunu zaten ilgimi çektiğinden büyük zevkle okudum. 2. kitap olan Savaş Öncesi Günlükleri’nin ilk kısmı çok iyiydi, Wigan İskelesi Yolu’nu yazmadan önce gittiği maden kasabası ve orada yaşayan işçilerle ilgili gözlemleri müthişti. Sonrasında Ev Günlükleri başlıyor, ki 3. kitap sadece bunlardan ibaret, buralar biraz sıkıcı geldi. Küpeçiçeği nasıl budanır, tavuklar günde kaç yumurta verir, tavşan derisi nasıl tabaklanır filan gibi şeyleri Orwell’den öğrenmek gibi bir acayip hevesiniz varsa okuyabilirsiniz tabii. Benim yok şahsen. Ama genel olarak bu günlükleri Türkçe’de okuyabildiğim ve Orwell’in müthiş hayatının içine biraz olsun dalabildiğim için mutluyum.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günlükler II (Savaş Günlükleri)
Orwell’in günlükleri, yazarla ilişkisini epeyce derinleştirmek isteyenler için ideal. Ben tüm kurgu eserlerini ve İspanya İç Savaşı’ndaki günlerini anlattığı Katalonya’ya Selam’ı okuduktan sonra okudum, sanırım doğru da yaptım. Kitaplarını oluşturma sürecinde etkilendiği insanları ve öyküleri daha iyi tespit edebildim böylece. 1. Kitap; Savaş Günlükleri çok çok iyi, II. Dünya Savaşı’nı bireylerin nasıl deneyimlediği konusunu zaten ilgimi çektiğinden büyük zevkle okudum. 2. kitap olan Savaş Öncesi Günlükleri’nin ilk kısmı çok iyiydi, Wigan İskelesi Yolu’nu yazmadan önce gittiği maden kasabası ve orada yaşayan işçilerle ilgili gözlemleri müthişti. Sonrasında Ev Günlükleri başlıyor, ki 3. kitap sadece bunlardan ibaret, buralar biraz sıkıcı geldi. Küpeçiçeği nasıl budanır, tavuklar günde kaç yumurta verir, tavşan derisi nasıl tabaklanır filan gibi şeyleri Orwell’den öğrenmek gibi bir acayip hevesiniz varsa okuyabilirsiniz tabii. Benim yok şahsen. Ama genel olarak bu günlükleri Türkçe’de okuyabildiğim ve Orwell’in müthiş hayatının içine biraz olsun dalabildiğim için mutluyum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aspidistra
Orwell’in en iyilerinden diyemem ama iyi bir kitap bu. Özellikle 1984’e giden yolun taşlarını görebiliyoruz sanki ufak ufak. Sevdiği konularda dolaşıyor yine; sınıf meselesi, yozlaşma, kapitalizm. Baş karakter Gordon bir protagonist değil, basbayağı antagonist bence, bu da biraz zorlaştırıyor kitabı. Kendi kendini imha etmeye odaklanmış bir karakter, sistem eleştirileri çok yerinde olmakla beraber “kendini batırarak sistemi değiştirmek” diye özetleyebileceğimiz hedefine giden yolda kendisini izlemek asap bozucu. Yazarın bir diğer eseri Wigan İskelesi Yolu ile beraber okunmalı diye düşünüyorum, anlattığı dönemki tabloyu daha doğru anlamak için. Bir de sevgili beyaz yakalılar – bu kitabı en çok siz okumalısınız sanki. Neredeyse 100 sene sonra içinde hala kendinizden bir şeyler bulacaksınız zannediyorum. Bu da içinde yaşadığımız dünyaya dair ne çok şey söylüyor. “Peki, öyleyse ne istiyoruz? Tanrı bilir. Bildiğimiz tek şey neyi istemediğimiz. İşte çağımızda bizim yanlışımız bu. Hepimiz kararsızız.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Papazın Kızı
Orwell sevdiği konular etrafında dolaşıyor, toplumun ve özellikle toplumsal kurumların (din, okul, güvenlik güçleri vd.) ikiyüzlülüğünü ifşa etmeye soyunuyor yine. Kitap bazı ilginç tespitler barındırsa da dilini Orwell'in ortalamasının altında ve biraz yavan buldum açıkçası. Esprili ve alaycı biçimde yazdığı şeyleri kesinlikle daha çok seviyorum ben. Şu sevdiğim alıntıyla bitireyim: "Sevgili evladım, bana hedonist olmayan bir yaşam felsefesi gösterebilir misin? Senin asalak Hristiyan azizler hedonistlerin önde gideni. Ebedi mutluluğun peşindeler, oysa biz biçare günahkarlar birkaç yıla razıyız. Neredeyse hepimiz azıcık eğlenmeye çalışıyoruz."
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
George Orwell
Orwell maceram sürüyor ama keşke tadında bıraksaydım dediğim bir noktaya geldim galiba. İskoç yazar Norman Bissell’in Orwell’in hayatının son dönemini romanlaştırarak anlattığı kitabı o kadar olmamış bir kitap ki... Of yani. Yıldım azıcık.

Bu arada kitap mı kötü yoksa çeviri mi kötü tam emin değilim ama sanırım ikisi de. Çeviri; çevirmenin tercih ettiği “bilirsin”, “pekala” gibi çeviri kokan ifadeler nedeniyle bana 1994’teymişim de dublajlı film izliyormuşum duygusu verdiğinden zaten metnin içine tam giremedim. Üstüne “Erkekler pisliğin tekidir” gibi dilbilgisi kurallarını alaşağı eden cümlelere ve İngiliz İç İstihbarat Teşkilatı meşhur MI5’in metin boyunca M15 (evet, on beş!) diye yazılmasına da maruz kalınca tadım iyice kaçtı.

Çeviriden bağımsız kitabı değerlendirmek mümkünse şayet, sezebildiğim kadarıyla kitabın kendisi de kötü gibi. Orwell’in hayatının ağırlıkla Jura Adası’nda geçen son yıllarını kurmacalaştırarak anlatmış Bissell. Ana karakterlerin tümü gerçek, bazı yan karakterleri de hikâyeyi zenginleştirmek için kendi yaratmış. Bence fikir baya güzel, ben böyle yazarların hayat öykülerinden roman devşirilmesini çok severim ama yani... Roman 101 gibi bir metin. Dümdüz akan, hiçbir özelliği, oyuncağı, zekice sürprizi olmayan, kuru bir metin bu. Orwell gibi bir dâhiyi odağına alırken insan azıcık daha cesur olmaz mı ya? Diyalogları, karakterleri, mekân tasvirleri filan o denli basit ki insan bunalıyor, ilkokulda okuduğum şeyler gibi resmen. (Bu duygum çeviriden kaynaklanıyor olabilir mi diye hala endişe ediyorum ama değil sanki.)

Ayrıca Orwell’in kız kardeşi Avril’i de, ölümünden üç ay önce evlendiği Sonia Brownell’i de epey kötücül anlatmış bence yazar, hiç hoşlanmadım. Özellikle Avril’in Orwell tarafından epeyce hor görüldüğünü biliyoruz, hayatı boyunca evlenmeyip ailenin tüm yükünü sırtlamak zorunda kalmış bir kadın kendisi, böyle şeytan gibi anlatılmasından epeyce rahatsız oldum.

Maalesef hiç sevmedim sonuçta. Olmadı, olamadı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Don Isidro Parodi'ye Altı Bilmece
Öncelikle; ortaya çıkan şeyin niteliğinden bağımsız -oraya geleceğim aşağıda- Borges ve Casares'in bir araya gelip bu absürt şeyi yazarken ne kadar eğlendiklerini düşünmek çok güzel. Arjantin edebiyatının iki büyük isminin beraberce ve Honorio Bustos Domecq mahlasıyla yazdıkları kitapların ilki Don Isidro Parodi’ye Altı Bilmece. Bu oyuncaklı kitabı yazarken de, Domecq'i yaratırken de çok eğlenmişler besbelli. Üşenmeyip Domecq için bir hayat öyküsü ve külliyat da yaratmışlar (Fernando Pessoa bunu beğendi), hatta kitap epeyce inandırıcı gözüken bir uydurma takdim yazısı ile başlıyor.

Kitabın adındaki Don Isidro Parodi eski bir berber, haksız yere yirmi sene hapse mahkûm edilmiş ve hapishaneden dedektiflik yapıyor. Kitaptaki 6 bölümün her birinde birinin kendisini hücresinde ziyaret edip gizemli bir olay anlatışını ve Parodi'nin sırf dinlediği hikâyelerdeki detayları yakalayarak bu gizemli cinayet, intihar ve hırsızlıkları açıklığa kavuşturmasını okuyoruz. Bir tür polisiye diyebiliriz romana ama tabii alıştığımız polisiyelerden epey farklı.

Ayrı ayrı çok sevdiğim Borges ve Casares bir araya gelince ortaya çıkan şey, tuhaf ki ikisinin ayrı ayrı yazdıkları kadar güçlü değil maalesef, bir voltran oluşmamış yani. Borges'in öykülerindeki akışkanlık yahut Casares'in kusursuz romanı Morel'in Buluşu'ndaki dahiyane numaraları arıyor insan ancak o kudrette bir metin değil bu. Belki üzerinde fazla mı çalışmışlar diye düşünüyor insan? Sanki bilmeceler çok iyi, cevaplar çok şaşırtıcı olsun diye fazla uğraşmışlar ve ortaya çıkan şey biraz zorlama olmuş gibi geldi bana.

Ben Borges külliyatını tamamlama yoluna baş koyduğum için okudum elbette ama şart mıdır, bence değildir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir