Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umudun adı: Katy
"Katy Ne Yaptı?", çocuklar için tasarlanmış ancak yetişkinlerinde okuyabileceği, kendisinden sonra yazılacak olan kitaplara ışık olmuş bir roman. Ana karakteri "Katy" adında henüz 12 yaşında bir kız çocuğu. Carr ailesinin 6 çocuğundan en büyük olanı. Annesi ölünce kardeşlerine ablalığı vazife ediniyor. Fazlasıyla hayalperest ve yeterince uçarı bir karakter. Kalbi ise tertemiz.

Katy birgün salıncaktan düşüyor ve artık bir müddet yürüyemeyeceğini öğreniyor. Bu durum onun yaşındaki biri için katlanılamaz bir şey olsa da özellikle yatalak olan kuzeni "Helen" in ona verdiği hayat tavsiyeleri, güçlü bir kimlik olan Katy'yi dönüştürmeye başlıyor. Yattığı yerden de hayata katılabileceğini ve umudun asla tükenmez bir his olduğunu öğreniyor. Ve Katy bedenindeki olgulara rağmen hislerindeki algılarla başta kendini sonra ev halkını dönüştürüyor...

Kitap ergenliğe doğru yol alan gençler için oldukça motive edici bir metne sahip. Hikayeler bölümlere ayrılmış ve her bölüm diğerinin devamı niteliğinde. Katy'yi ve ondaki gücü çok seveceksiniz. Ebeveynlerin çocukları için okuması ve okutturması gereken bir metin olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazmak ve boyamak hiç bu kadar eğitici ve eğlenceli olmamıştı.
Gülay Yener, kitabının ortaya çıkış amacı olarak “Türkçemizin zenginliklerine ışık tutarak sizlere dilimizi daha iyi öğretmek ve günlük yaşantımızda birbirine sıkça karıştırılan atasözleri ve deyimlerin farklı yapılarını sıkılmadan öğrenmenize destek olmaktır.” şeklinde bir açıklamada bulunuyor. Haksız da sayılmaz.

Çok eski zamanlardan bu yana bir birikimle oluşmuş dilimizde atasözleri ve deyimler oldukça geniş bir alan kaplıyor. Bu zengin birikimi de gelecek nesillere aktarmak, çocuklarımıza öğretmekle başlıyor. Yener, kitabında bu öğretimi oldukça keyifli hâle getirmiş.

Boşluk doldurmalı, eşleştirmeli etkinliklerin yanında bir de kompozisyon yazmak için alanlar da bırakılmış. Ayrıca mandala kısımlarının da bulunduğu kitap, çocukların ellerinden düşmeyecek gibi görünüyor.

Keyifli okumalar, eğlenceli çalışmalar.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Yüreğine, yüreğine çok dikkat et!” dedi o patlak gözlü yaşlı Çingene.
Karadeniz’i birçoğumuz yeşilliği ve hırçın deniziyle biliriz. Davulun sesi uzaktan bizlere hoş gelmiş olacak ki orada yaşayan Metin Kondel duruma farklı bir açıdan bakıyor. Gezi yazılarından oluşan eserinde şehirleşmenin boğucu havasından sıyrılıp “doğanın dili üzerinden konuşmaya” okurlarını davet ediyor. Yaylaların serinliğinde yürüyüp tanıdıklarla sıcak çayın sohbetine katılmak da bizlere kâr kalıyor.

"Yolun aşağı tarafında görüntüsü soyut bir resim gibi anlamsız, üstü buzla kaplanmış küçük bir ırmak vardı. Kıran Yayla yolundaki eski bakkala kadar pürüzlü karların üzerine basıp "kart kurt !" diye yürüdük. (....) Sonunda Kıran Yayla'nın girişine gelip durduk. Ahmet neşeli bir dağ keçisi gibi karla kaplı eteğinde zikzaklar çizip yukarılardan bize bakınca Vızvız Tepenin adıyla tezat yüceliğine ayılmış olduk."

Keyifli okumalar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anı ve söyleşilerden ders çıkarmak...
Sosyoloji ve Hukuk alanlarında kariyer yapmış akademisyen yazarı, medyada daha çok gastronomi alanındaki programlarından tanıyoruz. Tıpkı akademisyen Mina Urgan’ın; “Bir Dinozorun Anıları” kitabıyla daha çok bilinmesi gibi. Böylesi durumlar da işte toplumumuzun sosyolojik gerçekliğini yansıtıyor. Fakat “Hesap Lütfen” adlı bu kitap; söyleşi formatında bir anı aktarımı içeriğinde olsa da sürdürülebilir, verimli, kaliteli toplumsal bir yaşamın temel dayanaklarını öngörmektedir.

Anılar, deneyimler ve öneriler neden önemlidir? Başkalarının deneme, yanılma, geliştirme, değiştirme ve uygulamayla elde ettiği sonuçlar; artıları ve eksileriyle kayıt altına alınır. Kazanımlar yaşamın bir parçası haline getirilir, olumsuzluklardan kaçınılır. Böylece bu yaşam tarzı geliştirilerek tüm nesillere aktarılır.
Nerede hata yaptığımızı, nerede tekrara düştüğümüzü, neyi daha verimli kıvamda yapabileceğimizi tespit edebilmek için, yaşanmış olaylardan ibret almamız gerekmektedir. Anılar ve söyleşiler; eğer bize çok özel bilgi ve turistik gözlemlerin dışında bilgi ve deneyim aktarıyorsa anlamlıdır. O zaman toplumsal bir değer niteliği kazanırlar.

Bu kitap; ders, ilke ve öneri kapsamında değerlendirilebilecek yüzlerce yaşam bilgeliği dersi barındırıyor. Tabi ki en değerli hazineler derinlerdedir ve çıkarmak için ustalık gerekir. Her birey ihtiyacı, deneyimi, beklentisi ve birikimine göre yorumlar, anlar ve istifade eder.

Kitap sekiz bölümden oluşmaktadır. Bölümlerin sonuna ise “Hayatımı etkileyen on kitap” ve “Hayatımı etkileyen on film” bölümleri eklenerek listeler sunulmuştur. İkinci bölümde, “İnsan Dünyaya Nasıl açılır?” başlığıyla şu bilgi aktarılmaktadır: “Merak duyan bilginin peşinden gider, bilgi ise hareketle birleştiğinde hayatı anlamlı kılar. Her insandan öğrenilecek bir şeylerin olduğuna inanarak yaşıyorum. Değer verdiğim bir insanın, bilgili olduğum bir konuda bana hak vermesindense, ondan yeni bir şeyler öğrenmeyi yeğlerim.”

Altıncı bölümde ise; “Toplum içinde yaşamanın yolları” başlığı altında şu deneyim paylaşılmaktadır: “İnsanların hemen hemen her konuda kamplaştığı tuhaf bir dünyada yaşıyoruz. Kamplaşmış insan dinlemez, dinlese de anlamaz; her düşünceyi kendi düşüncesine Hizmet eden bir tamamlayıcı ya da potansiyel bir düşman olarak görür. Bu tip insanlarla diyalogda, ilkesiz bir yerden onlar gibi görünmenizi önermiyorum. Ama kışkırtıcı olmak yerine yalnızca dinlemeye ve anlamaya çalışmak size farklı dünyaların kapısını aralayabilir. Kendi fikrimizi söylemeden önce karşı tarafı anlamaya çalışmak hayatı ve insanları kavramak için bulunmaz bir hazinedir.”

Benzer yorum ve sosyal keşiflerle dolu söyleşiyi dikkatle okumanızı öneririm.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan ölür, hayal ölmez...
"İnsan ölür, hayal ölmez" diyor yazar "Fatih Duman"... Ne de güzel başlıyor kitabının satırlarına... Ve şöyle devam ediyor : " Analar babalar ölünce, çocuklarına miras olarak mal mülk bırakmaz sadece; bazen bir hayal bile en büyük mirastır. Ve o hayale mutlaka sahip çıkan birileri olur..." İşte kitabın özü de sözü de burada başlıyor... 13ncü yüzyıla ışınlanıyor okuyucu. Ahmet oğlu Nasüriddin Efendi yani nam salmış adıyla "Ahi Evran"la tanışıyor. Çoğumuz adını duydu belki ama kimdir, necidir bilenimiz var mı?

Hak yoluna gönül vermiş, her ne çile çektiyse...

"Allah'tandır, buna da şükür" demiş, ölüm kapısına dayansa da davasından asla vazgeçmemiş ve her şeyden önemlisi bir "hayale" inanmış bir eren Ahi Evran...

Ve kitabın yazılış amacı da bu ilim aliminin hayalini, mücadelesini ve yolunu anlatmak... Çok da güzel çok da keyifli anlatıyor... Günümüzle başlayan hikaye zaman zaman geçmişe doğru sarıyor makarayı ve Ahi Evran'ın yaşadığı dönemi tüm koşullarıyla ele alıyor.

Ahi Evran'ın yaşadığı dönem, Büyük Selçuklu devletinin var olduğu dönemler. Ahiler birliğini kuruyor gençlik yıllarında. Tek amacı, insanlara "Allah sevgisini" aşılamak ve İslamiyet'in yayılmasına yardımcı olmak... Kısa sürede bir kar topu misali büyüyor dergahı... Müridleri her geçen gün artarak çoğalıyor ve artık Evran ve beraberindekiler sadece İslamiyet için değil vatan topraklarının korunması için gerektiğinde cenk eder duruma geliyorlar... Canları pahasına davalarının adamı oluyorlar...

Yıllar geçiyor, yollar aşılıyor, yeni devletler kuruluyor... Evran gibilerin adı sanı unutuluyor belki ama kalplerde bıraktıkları iz asla unutulmuyor... Yaşam şekilleri, davaları nesilden nesile aktarılıyor... Bir Ahi Evran ölüyor belki ama başka bir kalpte yeni bir Ahi Evran doğuyor... Tıpkı onun gibi...

Yazar, geçmiş ve günümüz arasında bir bağ kuruyor ve yalın anlatımı ile Ahi Evran'ı günümüze taşıyor. Baş karakteri "Ali" ye de araştırmanın ve öğrenmenin sabrını ve güzelliğini öğretiyor... Biraz dini biraz tasavvufi havada yazılan "Ahi Evran" romanı her yaştan her kesime hitap edebilecek çok kıymetli bir eser.





Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.
Hayatta yerini dolduramayacağımız yegâne şeydir aile. Hayatımızda sorgusuz sualsiz kabul göreceğimiz tek yer ailemizin yanıdır. Bir eve rastgele bir dizi karakter yerleştirip, karşılıklı bağımlılık ve duygusal güç dağılımı arasında bir denge oluşturduğumuzda; onların bir senaryoya ihtiyaç duymadan işlevsiz aile hayatını canlandırdıklarını görürüz. Mesela büyük kardeş, ortancanın düşman dramını üstleneceği gerektiren bir rol canlandırıverir, aynı büyük kardeş, ailesine itaat edecek şekilde yetiştirilme ve aynı anda büyük kardeş olma ikileminden bir çıkış yolu arar. Küçük kardeş ise, ailenin geri kalanının bıraktığı boşlukları doldurmak için farklı pozisyonlar arasında gidip gelecektir. Ve bu sadece bir yatay çizgidir. Soy ağacındaki dikey çizgileri de eklersek her an karşılaşabileceğimiz ve alışkın olduğumuz aile diyaloglarında savrulduklarını görürüz. Bu hikâye de biraz aynı, biraz farklı noktalarla aktarılmış.

Tahmin edemeyeceği büyüklükte hayal kırıklığı yaşayan Mürüvvet Hanım, hayata dair tüm umutlarını oğlu Emin'e bağlayarak, içindeki çaresiz öfkeyi, dayanılmaz sahiplenme duygusuna dönüştürüp, Emin'in yaşamını baştan sona eline alır. O hayal kırıklığı ki daha nelere sebep olacak, kaç kişinin hayatına yön verecektir. Belki onca buhranın yaşanacağını bilse bir yerde durup düşünebilirdi, Mürüvvet Hanım. Konu hakkında yorum yapacak olsam tüm hikâyeyi açık etmekten korkarım. O yüzden aktarılan şeyin kıymetini yorumlamak istiyorum.

Şermin Yaşar kâğıda döktüğü ailenin benzersiz olmaktan ziyade oldukça tanıdık olmasını sağlayarak onu her okuyucu için yaşanmış ya da ilgi çekici kılacak bir hikâyeyi anlatıyor. Etkileşim o kadar basit ve doğal ki, hikâyenin olay örgüsüne katılıyor ve sonra bu doğallığı dejavu gibi geçmiş neslimde, dünde ya da şimdiki muhabbetlerimizde içselleştiriyorum. Sayısız kez olaylara doğrudan müdahale etmek istedim. Hatta yardım etmek, teselli etmek, ölümü ve kalp kırıklığını önlemek, kızgın gerçeği fısıldamak, acıya neden olan bencilce ruhları ısıtmak, üzüntüleri gülümsetmek, uyarmak ve umutsuzluğu defetmeyi istedim.

Şermin Yaşar’ın kullandığı dil fazlasıyla doğal, konularıysa gerçek bir ilhamla ele alıyor ve karakterlerin ve onların kaybolan dünyalarının hepimizin aşina olduğumuz tasvirini yaparken aynı zamanda yazılarına tatlı bir ironi, mütevazı bir ihtişam ve nazik bir mizah katıyor. Tıpkı kitabın başında hikâyesini ithaf ettiği karakteri Ethem'e sonunda büyük bir gizli umut, tatlı bir ses ve yaşama tutkusu kazandırdığı gibi. Beğenerek okuyacağınızı düşünüp, tavsiye etmeden geçemiyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Yanıtla
40
3
Destekliyorum  36
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beynimiz Muhteşemdir
Barış Muslu'nun kitabını yıllar önce okumak istemiştim ancak bir türlü fırsat bulamamıştım. En sonunda bu yıl kitabı alıp okuyabildim. Kitabın içindeki yöntemler NLP yöntemlerine benziyor. Zaten yazar da Neuroformat adını verdiği bu tekniği NLP tekniklerinden esinlenerek geliştirdiğini söylüyor. Kendi zihnimizi gözden geçirip kusurlu, hatalı, bize sorun çıkaran noktaları tespit edip bunları temizleme üzerine kurulu bir sistem aslında bu. Özellikle göz taraması şeklinde yapılan uygulamayı çok beğendim. Kitabın içinde anlatılan uygulamaların hepsini yaptım. Fayda gördüklerim oldu. Zaten kişisel gelişim kitaplarının en önemli noktası burasıdır. Yani kitapta anlatılan yöntemleri uygulamak. Bu sayede ancak kitapta anlatılanların faydasını görebiliyoruz. Bu yüzden de kitabı okuyacak kişilerin mutlaka uygulama yapması gerekiyor. Kitabın anlatımı yalın ve sade. Yazar zaten kendi bulduğu yöntemle zihni tamir etmeyi anlatmaya çalıştığı için kitabın içinde pek çok yerde bu yönteme dair bilgiler yer alıyor. Hızlıca okunup bitirilecek bir kitap.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebi türlerin renkli harmanı…
Sıla, belli bir zaman akışına uymadan anlatıyor yüreğinden geçenleri. Bir şiir, bir aforizma, bir hatıra, sosyolojik bilgiler… Kullandığı türe göre bir üslup da oluşturmuş. Metinlerin kendi içerisindeki duygularını gayet güzel hissedebiliyorsunuz. Meraklısına çalışma hayatının teorik bilgisini de sunmuş.

Keyifli okumalar.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Demokrasi Ormanı’ndan öğrenecek çok şey var...
Mehmet Boncukoğlu, “Tüm sanatların temelinde hayal kurmak vardır. Hayalleri olanlar mutluğu arar ve bulur.” anlayışı ile yola çıkmış. Demokrasi Ormanı’nda bir arada yaşamayı öğrenen hayvan dostlarımızla yetişkin okurlara unuttuğu değerleri hatırlatırken küçüklere de ders niteliğinde bilgiler veriyor.

Kitabın içerisinde birbirinden farklı fabl örnekleri yer alıyor. Her birinde ise okuyucuya verilmek istenen mesajlar başarıyla aktarılmış. Ebeveynlerin değer eğitimini eğlenceli hale getirmek için kullanabilecekleri bir kitap.

Keyifli okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  12
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Alman'ın Kaleminden İslam Hukukuna Giriş
Mathias Rohe, İslam hakkında kapsamlı araştırmalar yapan Alman bir hukuk akademisyeni. Mukayeseli araştırmalarıyla biliniyor. 2001-2007 arasında Nürnberg Eyalet Mahkemesi'nde hakimlik de yaparak teorik bilgilerini pratikle birleştirmiş. Almanya İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü "Alman İslam Konferansı" (Deutsche Islam Konferenz) bünyesinde, 2006-2009 arasında üyelik yapmış. Ülkeler arasında diyaloğa yaptığı katkılardan ötürü Ankara Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmiş (2018).

Yazar, İslam hukukunun dayandığı temelleri, bu hukukun temel içeriğini ve şimdilerde nasıl geliştiğini açıklamak amacıyla bu küçük fakat yoğun içerikli eseri kaleme almış. Kitabın hedef kitlesi, hukukçu uzmanlar değil. Bir başka ifadeyle eser, meslekten olmayan ve konuya ilgi gösterenler düşünülerek yazılmış. Kitabın ilk yarısında verilen (şeriat nedir? hukukun temel kaynakları olarak Kur'an, hadis, icma, kıyas, içtihat gibi) bilgilerin, oldukça temel düzeyde olmasından da bu durum rahatlıkla anlaşılıyor.

Eserin ikinci yarısı, 19 yüzyıldan günümüze İslam hukukunda yaşanan gelişmelere ayrılmış (s. 49 vd). Yazara göre, 19. yüzyıldan bu yana İslam hukuku birçok alanda, şeklini temel olarak yeniden tasarlayan bir ölçekte değişiklikler geçirmiş. Rohe, bunlara örnek olarak, Osmanlı'da ilk büyük kanun derlemesi şeklinde hazırlanan Mecelle'yi (1876), Mısır'da Muhammed Abduh gibi reformcuların esaslı yazılarıyla içtihat kullanımına yeniden geniş bir alan kazandırılmasını, farklı mezhep görüşlerinin birleştirilmesini gösteriyor. O'na göre, İslam dünyasındaki kanun koyucular, ilgili politik güç dengesine bağlı olarak reformları ihtiyatlı bir şekilde gerçekleştirme eğilimindeler. "Dini olarak kabul görmüş bir hükümdarın meşruiyeti ne kadar büyükse daha doğrusu laikleşme süresi ne kadar ilerlemişse o kadar çok esaslı reformlar icra edilir." (s. 56)

Yazar, müslümanların çoğunlukta olmadığı Avrupa ülkelerinde, özellikle kendi ülkesi Almanya'da, İslam hukuku ve Batı hukuku arasındaki etkileşimi, ayrı bir başlıkta değerlendiriyor. Çağdaş hukuk uygulamasında, bir yerde uygulanan bir hukukun, başka bir yerde uygulanması, ilgili ülkenin hukuk sisteminde buna ne derece izin verildiğiyle ilgili bir konu. Ancak, olduğu gibi uygulanması ya da tamamıyla uygulanması pek mümkün değil. Bir başka ifadeyle bir ülkede yürürlükte olan hukuk izin verdiği ölçüde ve hatta talep ettiği ölçüde, o ülkede yabancı hukuk kuralı uygulanabilir.

Ceza hukuku gibi ortak davranış kurallarını en güçlü yaptırımlarla destekleyen kamu hukuku alanlarında bireysel inançların uygulanmasına çok az yer bırakılır. Mesela, aile şerefini kurtarma ya da töre gerekçesiyle insan öldürme şeklinde hafifletici bir sebep kabul edilmez.

Yahudi ve İslam inancında var olan erkek çocukların tıbbî sünneti, minarelerden ezan okunması, SMS yoluyla eş boşamanın hukuki geçerliliği, Almanya'ya sığınmış çok eşli birinin durumu (bir evliliğin dışındaki diğer evliliklerin tanınıp tanınmayacağı, diğer eşlerin aile, miras, sosyal güvenlik ve aile yardımı gibi alanlarda nasıl muameleye tabi olacağı), İslamî finans faaliyetleri kitapta yer verilen ilginç konulardan sadece bir kısmı.

Oldukça yüzeysel olarak bahsettiğimiz haliyle bu konulara ilgisi olanlar için, okunması faydalı kitaplardan biri olduğu söylenebilir.

İyi okumalar!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir