Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jean-Jacques Rousseou’nun çocuk eğitimi ile ilgili bu kitabı, özellikle Türk halkına yazılmış gibi adeta. Çocukluktan nokta atışıyla başlıyor. Bebekleri kundağa sarıp onların el kol hareketlerini kısıtlamak, onların özgürlüğünü kısıtlamaktır diyor. Bunun sonucu: Özgürlüğü kısıtlandığı için ya özgüveni eksik kalmış kişilerden; veya gergin yapıya sahip insanlardan oluşan bir toplum.
“Büyüyünce doktor olacaksın” Bir başka yanlış, çocukların geleceğini kendi isteklerimize göre belirlemeye çalışmak. Bu şekilde baskılanan kişi, ailesinin istediği mesleğe ulaşsa da mutsuz oluyor, veya başarısızlıkla karşılaşıyor.
Diğerleri ile kıyaslama, yine en çok yapılan hatalardan. Yazar bununla ilgili “Hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın” diyerek noktayı koyuyor.
Yazarın “Düşüncelerim içinde sizi inandıracak olanlarına sahip çıkın, gerisini kabul etmeyin.” diyerek düşünce özgürlüğünün altını çizdiği, genel anlamda çok değerli fikirlerin bulunduğu kıymetli bir eser.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  14
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'nın mevcut siyasi, sosyal, dini ve demografik yapılanmasının temellerinin 11.-16. yüzyıllar arasında Katolik kilisesinin dışlayıcı, hatta soykırımcı tavrı, tahrikleriyle ortaya çıktığını kanıtlarıyla ortaya koyan Şener Aktürk, bu durumun Avrupa'da milliyetçilik ve ulus devlet anlayışına zemin hazırladığını ifade ediyor. Hatta AB'nin de bu sosyal, siyasi ve dini/mezhebi türdeşlik üzerine inşa edildiği tespitini yapıyor.
Orta Çağ'da bir dönem nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşan Sicilya ve İspanya'nın Papalık ve onunla işbirliği yapan krallar tarafından nasıl da Müslümanlar ve Yahudilerden temizlendiğini üzülerek okuyorsunuz.
Dünya tarihinde soykırımı örgütlü olarak tasarlayan ilk hiyerarşik yapılanmanın Papalık olduğu ve ilk Haçlı seferinin de Müslümanlara karşı değil, Hristiyanların birbirlerine karşı düzenlendiği bilgisi çok ilginç.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şah ve Sultan , İskender Pala ile tanışma kitabım oldu. Bu romanda beni en çok etkileyen şey, iki hükümdarın arkasında mücadele eden insanların sessiz çığlığıydı. Okudukça fark ettim ki asıl yükü taşıyanlar Şah İsmail ya da Yavuz Sultan Selim değildi. Taçlı, Kamber, Hüseyin ve Ömer gibi niceleriydi. Taçlı, inancın ve sevginin insana nasıl ağır bir yük bindirebildiğini gösterdi bana. Seçmediği bir tarafın bedelini ödeyen, susarak direnen bir kalp gibiydi. Kamber, sadakatin en sessiz haliydi. İtiraz etmeyen ama en çok yorulanlardan biri. Hüseyin, taraf olmanın kaçınılmazlığını ve seçememenin insanda bıraktığı o derin çaresizliği taşıyordu. Ve Ömer.. Doğruyu bilmenin ama onu yaşayamamanın ağırlığını omuzlarında taşıyordu. Büyük idealler, büyük sözler ve büyük kavgalar arasında en çok canı yananlar hep arada kalanlar oluyor. Kitabı kapattığımda kazananları düşünmek istemedim, tarihin satır aralarında kaybolan hayatları düşündüm.

Tarih ilerledi ama kimse aynı yere varamadı..
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  4
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhteşem bir kitap. Uzunca bir yaşamın anlatımı ancak bu kadar profesyonel ve böylesine içten yazılabilirdi. Annie Ernaux‘un okuduğum ilk kitabı. Başlarda biraz zorlandım. Ancak okudukça kitabın aslında ne anlatmak istediğini tam olarak anladım; bizi anlatmak istiyordu, hepimizi, insanlığı. Kitap isim seçimi çok yerinde; Seneler. Hani bazı filmler vardır ya bir çocuğun küçüklüğünden ölümüne kadar anlatan, uzunca bir ömrü detaylı detaylı işleyen filmler. İşte bu kitap belirli bir tarih aralığını tüm ayrıntısıyla ve tüm duygularla sunuyor okura. Kitabın ortalarında sanki sürekli konuşan bir kadını dinliyormuş gibi hissettim. Hep anlatacak bir şeyleri var ama hiç dinlemeye zamanı yok gibi. Kitabın sayfalarını ardışık okuduğunuzda hafiften bir baş ağrısı yapıyor gibi. Dinleyici konumunda siz varsınız ve aralara giremiyor olmak kötü. Çok farklı bir kalem, çok farklı bir anlatı, yeterince dolu bir içerik. Çok beğendim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
genç bir şaire mektuplar; rilke'nin, kendisine yazılarını gönderen franz kappus isimli genç bir şaire yazdığı mektuplardan başlıyor, rilke'nin biyografisiyle nihayetleniyor. mektuplar edebi anlamda bir eleştiriden ziyade yaşam hakkında basit ama bilgece öğütlerle dolu. okuyucusuna sabırlı olmayı, doğayı derin bir duyumsayışla kavramayı, insanın gözlerini kendi içine çevirmesini, birtakım cevaplar peşinde koşmadan sorularla yaşamayı öğütlüyor ve sorularla yaşayan insanın bir gün kendisini cevapları yaşarken bulacağını söylüyor. rilke büyük bir sanatçı ve kitabı okurken sanki bilge bir kişinin dizinin dibindeymişim ve yaşamın çeşitli konuları hakkında başımı okşayarak bana öğütler veriyormuş gibi hissettim. rilke; bir şair olmanın hakkını vererek büyük bir söyleyiş güzelliğiyle veriyor nasihatlerini, kamuran şipal de dile usta bir hakimiyetle bu cümleleri türkçeleştirmiş. bu sayfa sayısı bakımından hacimsiz ama hacimli bir yaşamın izlerini taşıyan kitabı tekrar okuyacağım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı üniversitede ders kaynağı olarak kullandım ve gerçekten sistematik yapısından çok faydalandım. İslam Tarihi 1, konuları kronolojik bir düzen içinde ele alırken olayların arka planını da açıklıyor; bu da benim için ezber yapmaktan ziyade anlamaya dayalı bir öğrenme süreci oluşturdu.

Adnan Demircan’ın anlatım tarzı gayet dengeli, akademik bir dil kullanmasına rağmen metin gereksiz derecede ağır değil. Özellikle sebep-sonuç ilişkilerine yaptığı vurgu, olayların arka planı, tarihi sadece olaylar silsilesi olarak değil, bir süreç olarak görmemi sağladı.
Sınavlara hazırlanırken de konu başlıklarının açık ve düzenli oluşu büyük kolaylık sağladı. Bu eser, yalnızca bir ders kitabı değil; İslam tarihini dört başı mamur bir temele oturtan sağlam ve güvenilir bir başvuru kaynağı gibi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir zaman yolculuğu öyküsünü okuduğumuz bu kitapta 1800lü yıllarda yaşayan anlatıcımız, kendini bir anda 2071 yılında buluyor.
Yazar gelecekle ilgili tahminlerini ve bazı konularda olması gerekenleri kurgulaştırarak okuyucuya aktarmış. O yıllardan günümüzle ilgili pek çok şeyi doğru öngörmesi ayrı bir başarı. Zorunlu eğitime geçilmesinden bahsetmesi, telefonun gelecekte alacağı hali, yani şu andaki konumunu gerçeğe yakın bir şekilde bilmesi, mıknatıslama yöntemi ile balon yolculuğunu düşünmesi ve daha birçok konudaki öngörüsü muhteşem.
Savaşla ilgili ise bence bir ironi yapmış veya olumlama yaparak savaşın tamamen bittiği bir gelecek hayali ile bırakmış biz okurlarını. Hele hele o yıllarda yaşamış birisinin savaşın biteceğini söylemesi, temennisinden ibaret bir düşüncedir. O da savaşların bitmesinin bir hayal olduğunun farkında bence.
Sizi kısa bir gelecek yolculuğuna çıkaran, ama bunu yaparken bir düşünce gezisine çıkaran kısa ve okuması gereken bir kitap.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Platon’un karşılıklı diyalog şeklinde ki tartışma kitabıyla yorumum: Diyalogta Sokrates doğrudan yer almıyor Theodorus, Theaitetos ve bir Eleatik yabancı aracılığıyla “sofist” tanımlanıp analitik olarak inceleniyor. Özellikle doğru ve yanlış söylem, varlık ve yokluk, bilgi ve görünüş gibi temalar etrafında ilerliyor. Bence kitap düşünce laboratuvarı gibi Platon’un en “zihinsel olarak yorucu” ama en olgun metinlerinden biri; okurken ilerlemediğimi hissettim, çünkü Platon bir kavramı tanımlıyor, sonra o tanımı bozuyor, sonra yeniden kuruyor ve bu da kitabın gücünü gösteriyor. Ana temalar Sofist kimdir? Filozof ile sofist arasındaki fark, doğru ve yanlış söylem, varlık ve yokluk, bilgi ve görünüş etrafında ilerliyor. Retorik ve felsefe arasındaki farkı tartışmak, günümüz eleştirel düşüncesi için hâlâ geçerli. Felsefeye yeni başlayanlar için akıcı bir kitap değil. Diyalogdan çok teknik bir felsefi çözümleme hissi veriyor. Ama düşünsel derinlik arayan biz felsefeciler için doyurucu.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kintsugi aslında bir Japon felsefesi. Kırılan bir nesneyi altın tozu kullanılarak öncekinden daha değerli hale getirmeyi amaçlıyor. Yazar kitabın ismini rüyasında görüyor ve o yüzden bu ismi veriyor. Hikayeler ise hayli ilginç. Aslında hiçbirimizin hikayesine benzemiyor, ama aslında hepimizin hikayesi. Şu acımasız dünyada hepimizin kendisini değersiz, bir sığıntı gibi hissettiği zamanlar mutlaka olmuştur. Kimi zaman bir kral suretinde, kimi zaman bir yetim çocuk suretinde, bazense bir köpek oluyor sadece kahramanlar. Kitabın bende bıraktığı duygu, "var oluşumuzun ve elimizdeki nimetlerin kıymetini bilelim." Kim bilir biz de uzun zaman içinde bir yokluğun pençesinde kıvranıp kemik tozu olduktan sonra mahşer sabahında uyanmayı bekleyeceğiz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İhsan Öğretmenim,
Kitabınızı okurken sanki satırları sizin sesinizden dinliyormuşum gibi hissettim. Öğretmenlik mesleğinde yaşadıklarınızı o kadar samimi ve etkileyici bir şekilde aktarmışsınız ki her sayfada sizi daha da yakından tanıdım.
“Her şey bir öğretmeni sevmekle başlar” düşüncenizi kitabınızda öyle güzel yansıtmışsınız ki, kitabınızı büyük bir mutlulukla okudum. Hatta bu kitaptan sonra okuduğum diğer kitaplar bana biraz eksik ve sıradan gelmeye başladı.
“Öğretmenim Buradayım” kitabınızı okurken duygularımın tamamı harekete geçti. Özellikle başlangıç kısmında çok duygulandım.
Ben de Adıyaman Üniversitesi’nde Okul öncesi öğretmenliği 4. sınıf öğrencisiyim. Sizi burada da ağırlamayı çok isteriz; burada da sizi seven, sizi örnek alan çok kişi var.
İyi ki varsınız İhsan Öğretmenim, emeğinize sağlık.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir