Ali URAL kelimelerle tek başına konuşmuyor. Sizi de davet ediyor kelimelerle tanış olmaya. Kimlerle mi tanışıyorsunuz kelimelerde. En başta ayet ve hadislere yolculuk var sonra Kutsi Nebi’nin o kutlu arkadaşları. Sonra bakıyorsunuz ki Attar, Şeyh Galip, Sadi, Niyaz-i Mısri, Molla Cami, Hugo, Goethe, Nietzsche gibi meşhurlarla aynı kelimeleri konuşuyorsunuz.
Kelimelerle ilgili başucu bir ayet, hadis ya da İslam klasiklerinden, batı klasiklerinden örnekler veriyor, yazar. Dipnot olsun diye yapmıyor alıntıyı bazen okuyucunu, o kelimeyle bir ayete muhataplığını gösterirken bazen de hadiste müjdelenen kişi olduğunu hatırlatıyor. Sadece müjde de taşımıyor kelimelerde kemalin celal ve cemal dengesinin tam da sonucunda gerçekleştiğini bilerek, aynı alıntılarla uyarabiliyor da Ali URAL.
Raskalnikov’u konuştururken bir kelimeyle okuyucuyla bir başka yerde Şeyh Galip ansızın karşınıza çıkabiliyor. Her kelime en güzel nasıl söylenmişse onu söyleyen kişiyi çağırıyor satır aralarına okuyucuya konuk olarak. Benzetmeler ve temsillerle güçlendirilen kelimeler anlatılanları daha da renklendiriyor.
Yazar okkalı kelimelerle modernizme tokat atarken ardındaki kelimede vicdana övgüler diziyor. Modern çağlarda tam da vicdanın gökdelenlerin arkasında kalışına inat olarak. Kadim sözlere sürekli vurgusu kelimelerin sergüzeşti hayatını ortaya çıkarıyor. Kelimeler daha da değerleniyor bu kitapta.
Tek Kelimelik Sözlük kitabının ikincisi olan Ejderha ve Kelebek okuyucunun beğenisini kazanırken serinin üçüncü kitabını da dört gözle bekliyor. Kimi zaman kelimelerin köklerine de yolculuk yapıyor Ali URAL, unuttuğumuz köklerine. Kamusun elimizden gitmemesi için adeta gönüllü kamus bekçiliği yapıyor.
Bu bağlamda kitap okunmayı ama teenniyle okunmayı hak ediyor.