Yolda Üç Kişi Hakkındaki Yorumlar

KY-145830 09.11.2005
tuna kiremitçinin ilk iki romanı kadar içten ve çekici olmayan yolda üç kişide aradığımı bulamadım.kurgusu gerçekçi değil.dili ise ilk romanlardakinin aksine biraz daha edebi gibi.tuna kiremitçi belki bir üslub,dil ndişesi gütmüş olabilir.Dolayısıyla eski samimiyetini,bizdenliğini kaybetmiş.Buna rağmen kitabı okuğuma pişman değilim.Ağır kitapların arasına bir aparatif gibi girebilir.
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
sanemcan07 13.10.2005
Tuna Kiremitçi'nin yalın bir dili var evet, ama, bu kitap fazla durgun başlıyor,ne anlatmak istediğinden emin değilmiş yazar başlarda,ikinci kimliğin Leyla nın devreye girmesiyle konu açılıyor,genişliyor.Tuna Kiremitçi'nin ilk kitabı bu okuduğum ve ilk başlarda kendimi zorlayarak okuduğum Yakup'un Fransa günleri bölümü,beklenen,ama yine de şok eden bir finalle bitince,kendime geldim ve başka bir gözle okumaya başladım kitabı.Sonuç:kendini geliştirecek bir yazar..
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
okur01 04.10.2005
Yolda üç kişi isimli adlı kitabı sadece mecbur kaldığım için okudum.Evde tadilat vardı ve elime yalnızca bu kitap geçmişti.Tarihe olan merakım sebebiyle bu gibi romanlarla pek ilgilenmiyorum..ama kitabı okumaya başlayınca tüm fikrim değişti.Tuna Kiremitçi çok genç bir yazar olmasına karşın insan duygu ve düşüncelerini ,yaşından beklenmeyecek bir ustalıkla yorumlamış ve dile getirmiş.Kitabı okurken kendi hayatınızda yaşadığınız duygusal girdapları, hayal kırıklıklarını ve bizi olgunlaşmaya götüren kabullendiğimiz acıları görmek mümkün.Ancak tam kendinizi kaptırdığınız anda yazarın kendi dili ile araya girmesi tüm konsantrasyonu adeta soğutuyor.Yine de yazarın diğer kitaplarını da alıp okumayı düşündürebilecek bir kitap.Genelde yazar başarılı diyebilirim.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
dr_umit 12.09.2005
İlk iki kitabı gibi bunu da bir solukta,severek okudum.Bence gayet güzeldi.Bence yazarın 'ustalık gösterisi' yapma gibi çocukça bir hevesi kesinlikle yok.Kaldı ki böyle bir şeye gerek de yok.Olayları 3 farklı açıdan anlatması özellikle orjinal geldi.Herhangi bir kopukluğa neden olduğunu da düşünmüyorum.Aksine aynı olayın 2 farklı kişi tarafından nasıl değerlendirildiğini görmek gayet ilgi çekiciydi.Yazar; bir röportajında henüz işin başında olduğunun bilincinde olarak yazdığını belirtmişti.Benim fikrim ne kadar değerli bilmem ama bence baya bir yol katetmiş ve daha da ileriye gideceğine inanıyorum...
Yanıtla
2
3
Destekliyorum 
Bildir
mezopotamyalı 02.08.2005
Batı klasikleri tarzında yazılmaya çalışılmış bir kitaptır. Üç kişi arasında anlatılmaya çalışılan olaylar biraz kopuktur.Özellikle HALİL bölümündeki anlatım tarzını kötü buldum.Konudan başka konuya atlanmış ve tekrar eski konulara dönülüp akıcılık yok edilmiştir. Dil bilgisi kurallarına riayet açısından da hatalar ve kelime düşüklüğü olduğunu gördüm.Yazarların eleştirildikçe daha iyi eserlere imza atacaklarını düşünüyorum.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum 
Bildir
kalemimin ucu 28.06.2005
Bu roman Tuna Kiremitçi'nin okuduğum ilk kitabıydı. Doğrusu romanda pek birşey bulduğumu söyleyemem. Bana roman tadı vermedi. Üç farklı kişiyle ve üç farklı bölümde yazılan romanda olaylar birbirinden tamamen kopuk. Onun için sürükleyiciliği kalmamış. Özellikle Leyla ile ilgili bölüm bana son derece sıkıcı geldi. Yakup ile ilgili bölümde ise olayların arasına cinselliğin bu denli yerleştirilmesini doğru bulmuyorum. Yani bir insan düşünün, tanıştığı karşı cinsiyle hemen yatağa giriyor. Kitapta bunları okuyan gençler acaba neler düşünür, hiç hesaba katılmamış. Cinselliğin bu tarzı normalmiş gibi, ahlaki yanı düşünülmeden işlenmiş. Reklamının büyüsüne kapılarak aldığım bu romanda hayal kırıklığına uğradım. Vasatın altında kalmış bir roman olarak düşünüyorum.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum 
Bildir
barfly 20.06.2005
tarzı ile beklentiler karşılamaktan uzak vasat bir roman. okuduğunuz zaman, sanki tuna kiremitçi'nin söylemek istediği birşeyler vardı, bunu direk yazsa olmayacaktı o yüzden üç zavallı kahramanın günahına girdi gibi hissediyorsunuz. olay örgüsü zayıf ve karakterlerin hayatlarını birbirleriyle kesiştirmek için özel çaba gösterildiği aşikar. diyeceksiniz hiç mi iyi yanı yok bu romanın. elbetteki var. tuna kiremitçi'den beklenmeyecek kadar sade ve akıcı bir dille yazılmış, yerinde göndermelere yer verilmiş. ama bunlarda vasat bir romanın ötesine taşıyamamış kitabı.
Yanıtla
5
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Suat Sungur 17.05.2005
Daha ilk romanı “Git Kendini Çok Sevdirmeden”de dikkatleri çekmiş, ikinci romanı “Bu İşte Bir Yalnızlık Var”la gerçek anlamda best-seller olmuştu Tuna Kiremitçi. Yeni romanı “Yolda Üç Kişi”de, ilk iki romanından farklı bir anlatım tarzını seçen, kurgusunu değiştiren, toplumsal tarihi daha yoğun hissettiren ve karakter tiplerini çeşitlendiren Kiremitçi, karakterlerin bireysel tarihlerinden seçtiği hüzünlü ve duygusal kesitleri dile getirişiyle, ilk iki romanını seven okuyucuların beklentisine bu kez de cevap veriyor.

Tarih sahnesine çıktığı andan bu yana roman sanatının en büyük sorunu anlatım tekniğidir; olayların kime anlattırılacağı, kimin gözünden gösterileceği, her romancının daha yazmaya başlamadan önce çözmesi gereken bir sorudur. Her şeyi bilecek midir, olayların bizzat yaşayanı mı yoksa gözlemcisi midir ya da işe hiç karışmayan bir nakledici mi? Yarattığı kurmaca dünyaya bir gerçeklik ya da doğruluk kazandırmayı amaçlayan yazar, anlattığı dünya kadar anlatım tarzıyla da aşmalıdır bu soruları. Doğrusunu isterseniz sorulara net bir cevap verilemez; çünkü romanın kurgulanmış bir anlatı olduğu yazarla okuyucu arasında daha baştan yapılmış bir anlaşmadır. Ve Sartre’a göre, gerçeklik yanılsaması yaratmayı amaçlayan hiçbir teknik, hiçbir nesnellik yöntemi, roman yazarını sorumluluktan kurtaramaz. Ne kadar gizlenmeye çalışsa da, romancı gene de işin içindedir.

20. yüzyılda bu hakikatten yola çıkılarak yazılan kimi romanda, yani romancının sorumluluktan kurtulamayacağını ve hep orada işin içinde olacağını bilen, ama gene de yapıta bir bağımsızlık, bir gerçeklik kazandırmaya uğraşan yazarlarca yazılanlarda, çelişki aşılmış olmasa da çelişkiyi romanın yapısal öğelerinden biri haline getirmek, yani romanın gerçekliğine konulan şerh, kahramanın sözüyle yazarın sözü arasına konulan mesafe, okuyucuyu edilgenlikte çıkararak gerçeğin parçalanmış yüzeyine yaklaştırabilmiştir. Mesela “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”nda Milan Kundera, bu anlatım tarzını araya deneme güzelliğindeki yorumlarını da katarak iyi kullanmıştı. Prag’lı Marketa ve Eva karakterleriyle o romana gönderme yaptığı anlaşılan Tuna Kiremitçi’nin “Yolda Üç Kişi”de Kundera tarzında bir anlatımı seçtiğini söyleyebilirim. Ancak Kiremitçi’nin bakış açısı da biçime dair basit bir seçim değil; yöntem, uzaktan tanıdığı insanlar, zaman, mekan ve olaylar üzerinde tasavvur ve tahayyüllerde bulunurken yazarı özgürleştiriyor. Anlatı ve Kundera’nınki gibi deneme tadındaki yorumların Kiremitçi’nin yakın geçmiş üzerindeki düşüncelerinin ifadesi olduğu, insanlar ve kuşaklar üzerinde tahakküm kurmaktan kaçınıldığı çok açık.

Önceki romanlarındaki kadar başarılı olay örgüsüyle, kişilerinin ruh hallerindeki çözülme ve yoğunlaşma anlarını ortaya çıkarması, kişilerin en doğal, en kendiliğinden görünen duygulanımlarının bile tarihsel/toplumsal toplumsal dolayımdan geçtiğini gösterebilmesi ve dili kullanışıyla, Tuna Kiremitçi, bir kez daha iyi bir roman sunuyor okuyucusuna.

Yanıtla
3
3
Destekliyorum 
Bildir