Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zorlanarak ve ara vererek okuduğum, fakat istifade ettiğim bir kitap oldu. İyimserliğin karşısına karamsarlığı koymak yerine, bu ikiliğin kendisini sorguluyor yazar. “Her şey daha iyi olacak” düşüncesinin zamanla bir zorunluluğa dönüşerek mevcut düzeni sorgulamaktan uzaklaştırabileceğini savunuyor. Önemli olan, dünyanın iyi ya da kötü olduğuna hükmetmek değil. Dünyanın değişebileceğini ve başka türlü bir hayatın mümkün olduğunu düşünmek. Farklı düşünürler ve örnekler üzerinden ilerleyen tartışma zaman zaman dağınık ve fazla dikkat dağıtıcı kalıyor. Bazı fikirler daha derinlikli temellendirilebilirdi. Kitabın bende bıraktığı en önemli düşünce ise: Bazen iyimserlikten daha değerli olan şey, daha iyi bir dünyanın mümkün olduğuna dair düşünme ve değiştirme iradesini korumaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir gün adaleti makineler dağıtırsa, insan kalmayı kim hatırlatacak? ️

Serkan Ağar’ın Adaletin Terazisini Bir Makine Tutsaydı?

Kitabı, geleceği yalnızca teknolojinin ilerlediği bir dünya olarak anlatmıyor; asıl değişmesi gereken şeyin insanın güç karşısındaki tutumu olduğunu sorguluyor.

Yapay zekânın suçluluk ihtimalini hesapladığı, yalnızlığın bile vergilendirildiği, anıların ve travmaların makineler tarafından değiştirilebildiği bir gelecekte hukuk neye göre karar verecek?

Peki ya bir algoritmanın gözden kaçırdığı o küçük ihtimalin içinde bir insanın bütün hayatı varsa?

Otuz sekiz öykü boyunca hukuk ilkeleriyle bilimkurgunun kesiştiği bambaşka dünyalara konuk oluyoruz.

Ölçülülük, masumiyet karinesi, düşünce özgürlüğü ve kul hakkı gibi kavramlar, geleceğin teknolojileriyle yeniden karşımıza çıkıyor.

Beni en çok düşündüren tarafı ise şu oldu:

Teknoloji değişebilir, dünya değişebilir, hatta insanın hayatı bile makineler tarafından şekillendirilebilir
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alev Alatlı'nın ilk okuduğum eseri. Esasında direkt olarak kendisinin yazdığı bir kitap değil, 2003-2023 yılları arasında çeşitli gazetelere verdiği röportajların bir araya getirilmiş hali. Avrupa Birliği'nden Hollywood'un dünya üzerindeki etkisine, Sovyetlerden çıkan yazar Soljenitsin'den Nobel Ödülüne, Türk-Kürt meselesinden yabancı dilin ehemmiyetine kadar çeşitli meseleler ele alınmış. Ülkemizin yakın tarihinden bahsettiği için de geçmişi günümüzle kıyaslayabilmemize imkan tanıyan bir tarihi döküman niteliğinde. Bazı yerlerde rahmetli yazarın entelektüel seviyesinden ve bilgi birikiminden dolayı metni kavrayabilmek biraz zor olsada okuyucunun ufkunu genişletebilecek, ona çeşitli okumalar yapabilmesi için kaynaklar sunabilecek kıymetli bir eser. Nitekim birçok yan kaynak ve yazar bilgisi edindim bu eser vesilesiyle. Kendisini rahmetle anıyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sabahattin Ali deyince aklımıza hep o sarsıcı öyküleri, romanları gelir ama Bütün Şiirleri bence onun ruhunu en çıplak haliyle gördüğümüz yer. Kitabı okurken, sanki bir edebiyat devinin değil de derdini içtenlikle anlatan bir dostun dizelerinde geziyormuşum gibi hissettim.
Söyleyişi öyle sade, ritmi öyle tanıdık ki.. Şiirlerin çoğunda halk edebiyatının, türkülerin sıcak dokusu var. Yalnızlık, keder ve hapishane duvarları arasında yazılan mısralar bile karamsarlığa teslim olmuyor; bilakis insana garip bir direnç ve yaşama isteği aşılıyor. Sayfaları çevirirken o meşhur şarkılara dönüşmüş dizelere rastlamak da ayrı bir keyif. Sabahattin Ali’nin o derin insan sevgisini ve hüznünü en yalın haliyle hissetmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken çok özel bir durak.

Kalabalıkların alkışındansa, kendi vicdanımın sessizliğini dinlerim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kitabın ardından gayet tatmin edici bir devam kitabı. İlk kitaptaki atmosfer aynen devam ederken, başka karakterlerin bakış açıları ile hikaye zenginleştirilmiş. Kitabın sonu da iki fikre de hak veren, soru işaretlerini yanıtlayan ve tatmin edici bir intikam ile gayet güzeldi. Yaratıkların mahiyetinin ve nereden geldiklerinin cevaplanmaması belki de gizem unsuru açısından daha iyi oldu. İnsan dışarıdaki tehlikeden çok kendi yaptıklarıyla tehlikeye düşüyor teması her ne kadar doğruluk payı olsa da Malorie’nin tavrının yanlış olmadığını düşünüyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bülent Akyürek i çok geç tanıdım diyebilirim. Vefatına çok az kala kitaplarımı aldım. ilk okuduğum kitabı da " içinizdeki öküze oha deyin " Zaten böyle bir başlığı olan kitap ister istemez kendisini sana çekiyor. o kitap kapağı.. içindeki yazılar da muzipçe ,samimice yazılmış , bir o kadar edebi , bi o kadar da argo tabirlerin kullanıldığı, insanı bolca tebessüm ettiren yazılar.. İslami cenah a geçen orjinal insanlardan biri. belki de yaşayışıyla yazdıkları arasında belirgin paralellik olan , bizden halktan biri, . bütün kitapları nı okumak için sıraya koydum. en son da "Satılık Adam" romanı. " Satılık Adam " ı da 20 yıl boyunca peyderpey yazmış, bu da bir dipnot olsun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap tam anlamıyla psikolojik gerilim sevenler için hazırlanmış bir zihin oyunu gibiydi. Elime aldığım anda klasik bir polisiye okuyacağımı düşünmüştüm ama daha ilk bölümlerde olayın çok daha karanlık ve rahatsız edici bir yere gideceği belli oluyor. Fitzek zaten insan psikolojisini altüst etmeyi seven bir yazar ve bu kitapta da bunu fazlasıyla yapmış.
Konusu ilk bakışta basit gibi görünse de ilerledikçe katman katman açılıyor. Milan’ın bir çocuğun yardım çığlığını duyduğu anda başlayan hikâye, kısa sürede paranoya, travma ve vicdan hesaplaşmasına dönüşüyor. En sevdiğim şeylerden biri, kitabın sürekli “Acaba gerçekten olan bu mu?” hissi vermesiydi. Güvendiğiniz karakterlerden şüphe etmeye başlıyorsunuz. Hatta bazen anlatıcının bile sizi kandırdığını hissediyorsunuz. Fitzek’in en güçlü yanı bence tam olarak bu: Okuru sürekli diken üstünde tutabilmesi.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Isabel Allende, Violeta ile 100 yıllık bir ömrü bir coğrafyanın kaderiyle harmanlıyor. 1920’de İspanyol Gribi’nin gölgesinde doğan, 2020’de pandemiyle hayata veda eden Violeta Del Valle’nin mektuplarından oluşan roman, yalnızca bir kadının değil, koskoca bir yüzyılın ve Latin Amerika’nın çalkantılı tarihinin de hafıza defteri. Violeta; zenginliği de yoksulluğu da tatmış, sürgünler ve şiddet görmüş, kadın mücadelesinin içinde yer almış güçlü bir karakter. Hayatındaki kavşaklarda aldığı kararları, tutkularını, hatalarını ve yeniden ayağa kalkışlarını okurken insan doğasına dair çok güçlü gözlemlerle karşılaşıyoruz. Allende’nin dili akıcı, özgün ve trajedilerin arasında bile gülümseten bir mizaha sahip. Roman; aşk, aile, kadın mücadelesi ve toplumsal adalet gibi evrensel temaları etkileyici biçimde işliyor. Kadınların ve dönem romanlarını sevenlerin mutlaka okumasını önerdiğim, geç tanıştığım için hayıflandığım bir kitap. 1920’den 2020’ye uzanan bu büyüleyici yolculuğa mutlaka ortak olun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın en sevdiğim tarafı, hayatın çok sıradan görünen kırgınlıklarını, pişmanlıklarını, ilişkilerini ve keşkelerini hiç büyütmeden ama çok sahici bir yerden anlatması oldu.
Büyük olaylar ya da şaşırtıcı tesadüfler yok; buna rağmen son derece akıcı ilerliyor. Yine de kitabı olağanüstü ya da vazgeçilmez bir başyapıt olarak görmedim. Bence çok iyi yazılmış, sıcak, insani ve akan bir hikaye ve en önemlisi, “artık çok geç” fikrini usulca reddetmesi oldu.
Geçmiş değişmiyor belki ama insanın geçmişiyle kurduğu ilişki hala değişebiliyor. Bugün benim için güzel ama olmazsa olmaz bir okuma değil belki ama Sybil’in yaşına geldiğimde aynı kitabı bambaşka okumayacağımın hiçbir garantisi yok.
Belki de yaş alma ve geçmişe bakma üzerine bir roman için en yakışan ihtimal bu.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mahmud Derviş, düşmanın huzurunu ve rahatını bozmaya en yetkin belde olduğu için Gazze’yi, içimizde sevilmeye en layık yer olarak tanımlar. Belki de bu yüzden Gazze, bizim için sadece Gazze değil; “Sevgili Gazze”dir.
Bugüne kadar her türlü yoksulluğa, terk edilmişliğe ve acıya rağmen dünyanın en özgür beldesi… Kalpsiz bir dünyanın kalbidir.
“Gazze iyileşmeden dünya iyileşmez.” diyor Orhan hoca. Sadece bir hekim olarak değil ,bütün ünvanlarından sıyrılmış bir insan olarak gördüklerine şahit kılıyor bizleri. Bu şahitlik, omuzlarımıza dünyanın en ağır yükünü yüklüyor olsa da, mazlumları destekleyenlerin, ellerinden gelen şey çok az olsa bile, Allah katında ve insanlık vicdanında mutlaka bir değeri olacaktır diyor.
Tolstoy’un veciz ifadesiyle: “İnsan acı duyabiliyorsa canlıdır, başkasının acısını duyabiliyorsa insandır.”
Gazze’nin acısını duyabilmek ve bu acıya omuz verebilmek, insanlığımızı koruyabilmenin belki de en önemli imtihanıdır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir