Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir zombinin gözünden yaşam ve ölümün anlamını, hüznü ve fosilleşen acıyı okuyorsunuz. Kitap geçmiş ve gelecek muhasebesi yapan zombiyi anlamamızı sağlarken, parçalanan beden bölümleri üzerinden karmaşık yasa değiyor bir yandan da, ayrıca ana karakter zombi olsa da aslında siz de içinizde bir yerlerde “yaşayan ölü” olma ihtimalinize kafa yoruyorsunuz. Kitabın en sevdiğim bölümü “Sana nasıl ölmek isterdin, diye soruyorum. Cevabın hazır. “İyi bir günün ardından, uykumda,” diyorsun. “ kısmı oldu. Yaşama ‘elveda’ demekten kaçıyoruz çoğumuz, gerçekten de sonsuza dek sürüyor derken, bitiyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kent hayatında doğadan uzaklaştıkça ağaçlarla olan bağımız da zayıflıyor. Onları sevmek ve korumak için önce tanımak gerekiyor. İşte Evini Arayan Ardıç Tohumu, tam da bu ihtiyacı giderme amacıyla hazırlanmış çok özel bir kitap.

Ardıç tohumlarının diğer ağaçlardan farklı bir yolculuğu var:
Ardıç kuşu tarafından yeniyor, midesinde dönüşüme uğruyor ve tekrar toprağa bırakıldığında yaşam başlıyor…
İşte bizim küçük tohum da kendine en uygun yuvayı bulmak için macera dolu bir yolculuğa çıkıyor

Her durakta başka bir ağaçla tanışarak:
Ağaçların özelliklerini
Doğaya katkılarını
Hangi bölgelerde yetiştiklerini
öğreniyoruz.

Kitabın sonunda ağaçların görselleriyle hazırlanmış bir bölüm var. Bundan sonra yanından geçtiğimiz her ağaca başka bir gözle bakacağız diye düşünüyorum

Severek öneriyorum
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orhan Kemal’in Cemilesi bence hem sade hem de çok güçlü bir roman.
Küçük bir fabrikanın içinden koca bir toplumun fotoğrafını çekiyor. Cemile karakteri, sadece bir kadın ya da işçi değil — onurlu, ezilmeye direnen bir insanın sembolü.

Romanın değeri sadece bireysel hikâyede değil, aynı zamanda işçi sınıfının gerçek yüzünü göstermesinde.
Yoksulluğu, adaletsizliği, patron baskısını anlatırken bile yazar “acıdan” değil, insanın direncinden söz ediyor.
Bu yönüyle Cemile, hem hüzünlü hem umut dolu bir roman.

Benim gözümde Cemile, Türk edebiyatında en içten kadın portrelerinden biri.
Orhan Kemal, ne kahramanlık destanı yazmış ne de aşk masalı — sadece hayatı olduğu gibi, dürüstçe anlatmış.
Ve belki de bu yüzden, Cemile yıllar geçse de gerçek kalabilen bir hikâye.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikâyenin çizgi roman olarak tasarlanması beni ayrıca mutlu etti. Macera ve gizemin yüksek dozda olduğu bir kitap!

Tatil biter, okullar açılır ve sınıfa yeni bir arkadaş gelir: Aysel…
Sessiz, içine kapanık ve gizemli biri. Tam onu anlamaya çalışırlarken, çocukların dünyasına bir anda konuşan hayvanlar girer ancak onları yalnızca Ömer Ali duyabiliyor! Dahası, Ömer Ali’nin sakladığı çok önemli bir sırrı vardır

Bu kitabın çocuklara kazandırdığı çok kıymetli değerler var:
- Şükür bilinci
- Sahip olduklarımızla mutlu olma
- Arkadaşlığın ve dayanışmanın gücü
- Karşılıksız iyilik yapabilme
- Yardımlaşmanın şifası
- Empati kurma ve her varlığın sesini duyabilme
- Hayatı eşyalara hapsetmeden yaşayabilme

Hepsi hikâyenin içinde çok doğal bir şekilde, akıcı bir dille veriliyor

Ve en etkileyici detay:
Kitabın tamamı siyah-beyaz ilerlerken, son sayfanın renkli olması!
Hem sürprizli hem de derin bir anlam barındırıyor…

Çok beğendim.
Devamını sabırsızlıkla bekliyorum!
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kemal Sayar hocamı okuyan hayata başka bir perspektifle bakar. kendisini görmekten ve dinlemekten memnun olduğum Değerli büyüğümüz Saadettin Öktem'le oluşan söyleşileri okumuştum onlar da ayrı bir güzeldi tavsiye ederim. Yeni eserini de almak için sabırsızlandım. Bu eseri de kanal, gazete, dergilerdeki söyleşilerinden oluşuyor. “Bizim için küçücük ve anlamsız görünen şeylerin kelebek etkisi gibi yayılıp gelişeceğini düşünüyor musunuz? “Benim gibi kendi çapında bir şeyler yapan acizin yaptığı ya da yapmadığı ufacık şeylerin kime ne faydası var ki?” Diye düşünmenin kaynağı nedir? Bu tür düşünceler değiştirilebilir mi? Okudukça düşünmeye sevk eden akıcı bir üslupla okuyucuyu yormayan bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Farklı Bir Yerden Bakmak : Suyun Üzerindeki Tarih
Dünyanın XVI. yüzyılı sadece denizlerin keşfiyle değil, aynı zamanda düşünce alanında da çalkantılı bir yeniden yapılanmanın yüzyılıdır. Edward Wilson-Lee'nin bu eseri de bu dönemin merkezinde yer alan Damiao de Gois ve Luis de Camoes karakterleri üzerinden düşünmeye davet ediyor. Bu davet, okuyucuyu erken modern dönemin epistemolojik ve politik sınırlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor. Bu eser, biyografi ile dünya tarihi, arşivle anlatı, şiirle siyaset arasında kurduğu geçişken yapı sayesinde yalnızca bir anlatı değil, metodolojik bir öneri de sunuyor.

Wilson-Lee, karakterleri yalnızca yaşamlarıyla değil, temsil ettikleri dünya görüşleriyle de mukayese eder. Bilhassa, Damiao de Gois'un izlerini ararken, farklı halkların anlatılarına da yer verilmesi, onun tarihçiliğinin çok sesli bir karakter taşıdığını gösteriyor. Bu çokseslilik, Batı dışı kültürleri nesneleştirmeyen bir bilgi yapısına işaret eder. Eserde;

"...başka yerlerdeki insanların tanrıları, kahramanları, yaşamları ve düşünceleri hakkında bir bilgi selinin de önünü açtı; bir anlığına tüm dünya birbirine akacakmış gibi olmuştur belki de." (s.15)

Eserin başında, de Gois'in 1574'teki şüpheli ölümünün detaylarına yer veriliyor. Wilson-Lee, bu olayı "tarihi gizem" olarak değerlendiriyor. Bu giriş, okuyucuya iki farklı tarihsel tutumun -çoğulculuk ve milliyetçilik- yaşam sonuçlarını gösterirken; de Gois'in özgürlük tutkusu ölümle sonuçlanırken, Camoes'i de olağanüstü bir şöhrete kavuşturdu.

Wilson-Lee, eserinde yalnızca tarihsel bir biyografi değil, aynı zamanda Rönesans zamanının bilgi üretimi, kimlik inşası ve iktidar ilişkilerine dair derin bir sorgulamadı. Damiao de Gois ile Luis de Camoes'in kesişen yaşam öykülerini merkeze alarak, Avrupa'nın keşifler çağını bir "keşfedemeyiş" hikayesine dönüştürür. Yazar, de Gois'un engizisyon karşısındaki trajik çöküşünü ve Camoes'in Lusiadlar destanıyla şekillenen ulusal kimlik anlatımını paralel bir şekilde işliyor. Bu ikili yapı, Rönesans'ın yalnızca sanatsal bir uyanış değil, aynı zamanda düşüncenin disipline edildiği bir dönem olduğunu gösterir. Gois'un serbest düşünce arayışı, Avrupa'nın hoşgörülü mitiyle çelişirken; Camoes'in destanı, bu çelişkinin edebi biçime bürünmüş halidir.

Wilson-Lee, arşiv belgeleri, seyahat kayıtları ve çağın entelektüel ağlarını titizlikle inceleyerek, Rönesans'ın "merkez"inden "çevre"ye yönelen bir tarih anlatısı kurar. Bu anlatıda su metaforu, hem sürekliliği hem de unutuluşu temsil eder. Tarih, su gibi akışkandır; kim ne anlatıyorsa onun ellerinde yeniden biçimlenir. Yazar bu nedenle "keşif"i coğrafi bir hadiseden çok, epistemolojik bir süreç olarak ele alır. Eserin en çarpıcı katkısı, "keşif çağı"nı Avrupa-merkezci tarih anlatısının dışına taşırmasıdır. Wilson-Lee, Portekiz örneği üzerinden Batı'nın kendi dışındaki dünyaları anlamakta nasıl başarısız olduğunu gösterir. Bu açıdan Suyun Üzerindeki Tarih, tarih yazımı, kültürel bellek ve entelektüel özgürlük konularını kesiştiren disiplinlerarası bir çalışma örneğidir.

Netice olarak, Wilson-Lee'nin eseri tarihsel biyografi ile düşünce tarihini birleştiren özgün bir eserdir. Rönesans'ı yeniden yorumlarken, geçmişin bugünkü bilgi rejimleriyle olan ilişkisini de tartışmaya açar. Böylece bu eser, sadece tarihçiler için değil, edebiyat, felsefe ve kültürel çalışmalarla ilgilenenler için de zengin bir referans kaynağı olma özelliğini taşır. İncelemeyi bahane ile, bu değerli eseri dilimize kazandırarak bu başarılı aktarıma katkı sağlayan Kadir Annak'a teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na diyerek daha nice kaliteli yayınlar diliyorum...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
patricio rago sahaf anılarını yazmış. dükkânına gelen giden kişileri. kitaplıkları görmeye gittiğinde başına gelen olayları. duyduğu hikâyeleri. yirmi beş anekdotluk toplam okuru da peşine takıyor. müthiş bir enerjiyle katılıyorsunuz maceralara. şahitlikten fazlasına teşvik ediyor. yerine geçip yorumluyor belki değiştiriyorsunuz bazı yerleri. kitapçılık nadir kopyalar'daki gibi zaten. çalıştığım süre boyunca hayatlara dokunuyor, karakter koleksiyonu yapıyorum derim hep. hep de farklıdır. kitap fuarında başka kitapçıda başka kitap-cafe'de başka. karşınızdaki değişse de hissiniz, heyecanınız aynıdır. kitaplara ve okurluğa dair tadına doyulmaz bir okuma sunuyor nadir kopyalar. ıskalamayın derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sultan Doksöz'ün kaleminden çıkan bu hikaye, çocuklara kitapların da bir kalbi olduğunu, onlara değer vermenin önemini anlatan sıcacık bir dille yazılmış. Üç arkadaşın "Çizgi Ötesi" adındaki gizemli ve sihirli bir kütüphanede yaşadıkları macera, baştan sona merak uyandırıcı ve sürükleyici. Kitapların renklerinin solması gizemini çözmeye çalışmaları, dostluğun ve umudun gücünü harika bir şekilde ortaya koyuyor.
Karakterler çok sevimli, hikayenin kurgusu ise hem fantastik hem de duygusal. Çocuklara kitap okuma sevgisi aşılamak, onlara dostluğun ve yardımseverliğin önemini göstermek için mükemmel bir seçim. Kızım/oğlum elinden bırakamadı, biz de ona okurken büyük keyif aldık. Kütüphane kokusunu ve kitapların dünyasını seven herkese şiddetle tavsiye ederim!
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Usta ve Yazar C. Aytmatov mitolojik unsurları çağının modern anlatım tarzıyla ustaca birleştirdiği bu eserde, okuyucuya adeta denizin o muazzam esintisini ve kokusunu insana hissettiriyor. Kitaba gelecek olursak Kirisk, geçimini denizden sağlayan ailesi ve akrabalarıyla birlikte ilk av deneyimi için denize açılıyor ve olaylar zinciri bu macera da vuku buluyor. Bu macera ile Aytmatov, insan, yaşam ve doğa arasındaki ilişki ve mücadeleyi; kara ile deniz arasındaki insanın içsel çatışmalarını, insanın direncini, yalnızlığı ve onuru etkileyici bir şekilde anlatıyor. Ayrıca kitaba adını veren “Ala Köpek Dağı" yön bulma anlamında sembolik bir değer taşıyor ve kitabın ana unsuru olan deniz de mitolojik deniz kızı hikayeleri ile destekleniyor. Özetle Aytmatov’un yalın ve etkileyici dili okuyucuyu olayların içine çekiyor. Kısa ama etkileyici öyküleri sevenlerin bu kitabı çok beğeneceğine inanıyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bekle Beni’yi okurken bir sevginin sessiz mücadelesine, söylenemeyenlere, yarım kalmış cümlelere ve zamana emanet edilmiş umutlara tanıklık ettim. Her sayfada özlemin kalp atışını duydum. Öyle bir özlem ki, yakmadan ısıtan, unutmadan yaşatan cinsten. Karakterlerin iç dünyası, o bekleyiş hali hem yorgun hem de dirençliydi. Bence Bekle Beni geçmişle, pişmanlıkla, ama en çok da umudun tükenmeyen direnciyle yüzleşmeyi gösterdi. Kitap bittiğinde içimde bir sessizlik kaldı, ne tamamen hüzün ne de tam bir huzur. İkisinin arasında, insanı uzun süre düşündüren bir sükunet gibi.

Unutmak kolay sananlar, bekleyenin kalbinde zamanı hiç duymamışlardır.
Yanıtla
27
7
Destekliyorum  30
Bildir