Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Özellikle ateistlerin kötülük probleminden tanrının yokluğuna gitmelerinin mantıksız, akla uymayacağını felsefik olarak delillendirmeye çalışmış ve bence başarılı olmuş ancak bir müslümanın hissettiği kötülük problemi için tatmin edici mi dersiniz? Hayır değil. Hatta bazı yerlerde acıyı bence küçümsemiş müslümanların acılardan da sevap kazanıcaklarını düşünmeleri onları nasıl psikolojik olarak yüksekte tuttuğundan ve bizim gündemimiz olmadığından da söz etmiş. Peki hayvanların çektiği acıların sevap karşılığı var mıdır? Bence bu küçümsenicek bir mevzu değil ama evet müslümanların çoğu bu gerçeği kabul etmiştir ama maalesef benim gibiler de bulunmaktadır. O yüzden müslüman olarak bu konuda kitap tatmin edici değil. ACM'nin de bir videosunda dediği gibi 'bilmiyoruz'. Bu cevap beni daha fazla tatmin ediyor. Kötülük probleminden yaratıcının yokluğuna asla gidilmeze güzel bir kitap.
Yanıtla
22
12
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
‎Eleştirel Dipnotlar kitabında, on şairin on şiir kitabının şiir tahlillerini ve şiir eleştirilerini okuyoruz. Bu on şiir kitabının şairleri kimler bir bakalım; "Gökhan Akçiçek, İlhan Kemal, Yaşar Akgül, Şahan Çoker, İlkay Coşkun, Şerif Tezgörenler, N. N. Koçi, M. Ali Özdoğan, Cevat Akkanat, Ahmet Sezgin" Yazarın, şiire bakış açısının bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz. Yazar, fahiş ses tekrarlarına, aşırı benzetmelere ve bulanık melanjlara pirim vermeyi matah görür. Şiiri hem bir soylu yaşam uğraşısı hem de yazarak yaşayan şairlerin şiir üzerine düşünmeleri gerektiğine inanır. Şairin şiirde temayüz etmesi en önemli arzusudur. Şiirin dili, imaj, retorik, eleştirel bilinç gibi çok yönlü bakış açılarıyla şiirleri ele alır. Noktalama işaretleri çok gerekli değil ise okuma hızını düşürdüğüne inanır. Şiirleri kesip biçme, estetik filtreler koyma, boylarını kısaltma ve huylarını düzeltme gibi gerekliliklere inanır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat bir hız yarışına dönüşüyor. En hızlı giden kazanıyor. (Sayfa 58)
Hayat bir koşuşturmaca evet. Teknoloji ile her işimizi daha hızlı yapıyoruz. Telefonla uzağımızdaki kişiyle hemen görüşebiliyoruz, son model araçlarımızla ve modern ulaşım araçları ile gideceğimiz yere hemen yetişiyoruz. Merak ettiğimiz bir şeyi yapay zeka ile hemencecik öğrenebiliyoruz. Ve bunların sonunda zaman kazanıyoruz. Yazar bize şunu soruyor: Peki kazandığımız zamanları ne yapacağız? Anın tadını çıkarmadıktan sonra, yaşamanın ne kıymeti var? Yediğimiz yemeğin bile tadını çıkaramadan acele ediyoruz.
Zamanımızın hastalığı sabırsızlık üzerine, sabırsızların okuyabileceği kısalıkta, yazarın okurla sohbet ettiği keyifli bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerek köyde kalan gerekse de köyden kente göç etmiş, yoklukta var olma çabasını temayüz etmiş karakterleri okuyoruz. Bütün bu hallerde insanlar birbirine yoldaş olduğu kadar, verdikleri mücadeleleri de keskin bir bıçak hüviyetindedir. Mazinin yetersizlikleri ve zorlukları yanında diğerkâmlığa, sabra, sevgiye, imeceye yönelmiş güzel bir anış hali kendisine yer buluyor. Yani yazarın rotası hep kalbe çevrili bir duyarlılıktadır diyebiliriz. Geleneğimizin, göreneğimizin izlerini taşıyan, belleğini oluşturan güzel hikâyeler bunlar. Daha genel anlamda insan yüzlü hikâyeler desek yeridir. Yazarın çocukluğunu da içine alacak şekilde günümüze değin yaşanılan bir ömürlük serüven olsa gerek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jane Eyre'yi bitirdiğimde insanın boğazında o meşhur İngiliz sisinden ziyade, modern bir başkaldırının hissi kalıyor. Charlotte Bronte, dönemin o porselen bebek gibi kadın karakterlerini elinin tersiyle itip karşımıza fakir, silik ama ruhu devasa bir kadın çıkarmış. Jane, sistemin, sınıfların ve hatta aşkın karşısında bile kendi benliğini ön olanda tutan bir savaşçı. Kitabı okurken Thornfield'in o tekinsiz koridorlarında Jane'in hür biriyim ve bağımsız bir iradem var diyen sesini resmen kulaklarımla duymuş gibi hissettim. Kırmızı odadaki o korkmuş çocuktan, sevdiği adamı sırf ilkeleri uğruna terk edebilecek kadar çelikleşmiş o kadına dönüşüm hikayesi, bugünün dünyasında bile insanın omurgasını dikleştiriyor. Kendi iç sesine bu kadar sadık kalan bir karakterle tanışınca, insanın ''ben olsam ne yapardım?'' diye sormaması imkansız..

Açlık geçer, yalnızlık diner. Fakat insanın kendi ruhuna ihanetinden doğan o sızı, hiçbir cennette şifa bulmaz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Leylek Halife, okurken beni hem düşündüren hem de içten içe huzursuz eden bir kitap oldu. Mihály Babits’in dili ilk başta sade gibi görünse de aslında satır aralarında derin bir psikolojik çözümleme var. Bu yüzden kitap ilerledikçe olaylardan çok karakterin iç dünyasına odaklandığımı fark ettim.
Romanın merkezinde gerçeklik ile hayal arasında gidip gelen bir ruh hali var. Baş karakterin yaşadığı iç çatışmalar, kimlik arayışı ve zaman zaman gerçekle bağının zayıflaması beni en çok etkileyen kısımlardı. Özellikle rüya ile gerçek arasındaki geçişler o kadar ustaca yazılmış ki bazen ben de karakterle birlikte hangisinin gerçek olduğunu sorguladım. Bu belirsizlik kitaba ayrı bir atmosfer katmış.
Kitabı okurken insanın kendi iç dünyasının ne kadar karmaşık olabileceğini düşündüm. Bazen insanın en büyük savaşı dış dünyayla değil, kendi zihniyle oluyor. Yazar bunu çok başarılı bir şekilde aktarmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken en çok hissettiğim şey, içime çöken o hüzünlü ve gizemli atmosfer oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren hikâyenin içinde saklı bir acı ve geçmişin izleri olduğunu hissediyorsunuz. Kitap ilerledikçe o “duman” metaforu gerçekten anlam kazanıyor; çünkü karakterlerin yaşadıkları da tıpkı duman gibi dağılmış ama kokusu hâlâ üzerlerinde kalmış gibiydi.
Yazarın dili akıcı ve duyguları aktarma konusunda oldukça başarılı. Özellikle karakterlerin iç dünyasını okurken onların kırgınlıklarını, pişmanlıklarını ve umutlarını çok net hissettim. Bazı sahnelerde durup düşündüğüm oldu; çünkü anlatılan duygular bana gerçek ve tanıdık geldi.
Hikâyede en sevdiğim şey, geçmiş ve şimdi arasında kurulan bağ oldu. Olaylar yavaş yavaş açılıyor ve her yeni detay, karakterlere bakış açımı değiştiriyor. Ancak bazı bölümlerde temponun biraz düştüğünü hissettim; yine de genel atmosfer o kadar etkileyiciydi ki kopmadım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı hikâyeler vardır…
bittiğinde kapağını kapatamazsın.

Çünkü aslında bitmez, içinde kalır.

Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan tam olarak böyle bir kitap.

Daha ilk sayfalarda 1983’te kaybolan itfaiyecilerle başlayan o gizem, seni içine çekiyor ve bir daha bırakmıyor.

Jason’ın hikâyesi ise sadece bir karakterin yaşadıkları değil; bir insanın ne kadar dayanabileceğinin, ne kadar kırılıp yine de ayakta kalabileceğinin hikâyesi.

Yetimlik, kayıp, acı, intikam… Ama en çok da “neden?” sorusu.

Yazarın sahne sahne ilerleyen anlatımı sayesinde okurken bir kitabı değil, adeta bir filmi izliyormuş gibi hissediyorsun.

Her detay, her diyalog seni biraz daha derine çekiyor.

Bu kitapta “süper güçler” yok.

Ama insanı değiştiren, hatta bazen yok eden çok güçlü acılar var.

En sevdiğim şey:
Merak duygusunu son sayfaya kadar koruması.

Kitap bittikten sonra:

Uzun süre düşündüm…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Henüz küçük bir çocukken okumuştum. Hala da okuyunca çocukluğuma dönerim, hayallere dalarım. Bir eser nasıl böyle bir etki yaratır insanın üstünde gerçekten anlayabilmek çok zor. Ama asıl mesele böyle derin bir konusu olan bir kitabı nasıl oluyor da çocuklukla ilişkilendirmiş beynim. Jules Verne, İngiliz centilmeni Phileas Fogg'un zamana karşı giriştiği bu amansız yarışı anlatırken, aslında sanayi devrimiyle küçülen dünyanın ve insan azminin teknik imkansızlıkları nasıl alt ettiğinin büyüleyici bir panoramasını sunuyor. Çok enteresan gerçektende. Bu bence yazarın en büyük başarısı işte. Çocuk da yetişkin de kendine göre bir şeyler bulabiliyor demek ki...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kez anne olduğumdan ötürü bebeğime yetebiliyor muyum sorusunu kafamda susturmak için aldığım sonrasında da bırakamadığım baş ucu kitabım. Yeni anneler bilhassa bunu okumalı. Toplum ve çevre baskısına, söylentilere inat ve şahsen yakın zamanda yaşadığım benim de "o kendini çıkmazda hisseden ruh hali "hissiyatını bildiğimden ben de haykırarak söylemek istiyorum bunu; korkma sevgili anne, sen bebeğin için çok iyi bir annesin. Biliyorum şu an bunu duymaya çok ihtiyacın var, yalnız değilsin bu kaosun içinde. Lütfen kulaklarını kapat ve kendine iyi bak. Çünkü sen gerçekten iyi isen, bebeğin de gayet iyi. :)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir