İnsan doğduğu andan itibaren çevreden gelen uyaranları ve sonuçlarını bilinç yada bilinçaltı düzeyinde kaydetmeye başlıyor. İlerleyen yaşam içinde, karşılaştığı olayları hafızasındaki verilerle ani bir şekilde karşılaştırıp benzeyenlerin, benzer sonuçlar üreteceğine ilişkin beklentilere giriyor. Fakat yaşamda başımıza gelen olaylar birçok değişkenden dolayı her zaman aynı sonucu üretmiyor. Başka başka şekillerde de tecelli edebiliyor. Ancak biz ilk deneyimimizde kaydettiğimiz şekilde sonuç vereceğine ilişkin beklentiye saplandığımızdan anlık akıştaki farkları ve güzellikleri yakalayamıyoruz. İşte bu yöntem, bilincimizi ve veya bilinçaltımızı doğumda sahip olduğumuz hiçlik seviyesinde temizleyebilirsek anın akışını yakalayabileceğimizi, daha iyi değerlendirebileceğimizi anlatıyor ve bunun için çok basit bir yol öneriyor. Bizim ya da başka birini yaşadığı olayı düşünüp, bu olayda bizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu bilinç seviyemize getirmeyi ve düşüncemizle bu olumsuzluğu kendi içimizde yok etmeyi öğretiyor. Bunu yaptıktan sonra yani bizim duyduğumuz rahatsızlık ortadan kalkınca ve birçok insan bunu aynı anda yapınca, doğal, mükemmel bir akışın ortaya çıkacağını ve sorunun yok olacağını anlatıyor. Tıpkı dua gibi.