Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce bu tarz kitapları beğenerek okumuştum. Herkese öneririm:
⁃ Bitkilerin Bildikleri
⁃ Bitkilerin Gizli Yaşamı
⁃ Arıların Bildikleri
⁃ Balıkların Bildikleri

Doğanın bir parçası olduğumuzu ve bu dengede özne olmadığımızı hatırlatan metinler olarak görüyorum bu çalışmaları. Dünyaya insan odaklı bakmamayı, bu makro alemde mikro oyuncular olduğumuzu bir kez daha gösteriyor.

Yazar bu çalışmada, bitkileri “insanın kullandığı nesneler” olmaktan çıkarıp, insanı kendi çoğalmaları için kullanan aktörler gibi gösteriyor. Ve bunu çok güzel bir şekilde işliyor. Doğayı biz yönetmiyoruz; çoğu zaman karşılıklı bir çıkar ilişkisi içindeyiz.

Çevirisi başarılı, akıcı. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Benim için hem masalsı hem de derin bir yolculuk oldu. G. Willow Wilson’un anlatımı o kadar akıcı ki sayfalar ilerledikçe kendimi Endülüs’ün büyülü atmosferinin içinde buldum. Tarihle fantastiğin iç içe geçtiği bir hikâye okumak gerçekten çok keyifliydi.
Kitapta en çok hoşuma giden şey, büyünün sadece gösterişli bir unsur olarak değil; özgürlük, inanç ve kimlik temalarıyla birlikte işlenmesiydi. Fatima karakteri bence oldukça güçlü ve etkileyiciydi. Onun cesareti ve sadakati hikâyeye duygusal bir derinlik katıyor. Hasan’ın haritalara hayat veren yeteneği ise kitabın en özgün taraflarından biri. Haritaların kapı gibi açılması fikri bana çok yaratıcı geldi.
Aynı zamanda kitapta dostluk ve fedakârlık temaları da ön planda. Karakterlerin yol boyunca yaşadıkları zorluklar ve birbirlerine tutunmaları hikâyeyi daha anlamlı kılıyor. Bazı yerlerde tempo biraz yavaşladı ama atmosfer o kadar güzel kurulmuş ki bu durum beni çok rahatsız etmedi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Özellikle ateistlerin kötülük probleminden tanrının yokluğuna gitmelerinin mantıksız, akla uymayacağını felsefik olarak delillendirmeye çalışmış ve bence başarılı olmuş ancak bir müslümanın hissettiği kötülük problemi için tatmin edici mi dersiniz? Hayır değil. Hatta bazı yerlerde acıyı bence küçümsemiş müslümanların acılardan da sevap kazanıcaklarını düşünmeleri onları nasıl psikolojik olarak yüksekte tuttuğundan ve bizim gündemimiz olmadığından da söz etmiş. Peki hayvanların çektiği acıların sevap karşılığı var mıdır? Bence bu küçümsenicek bir mevzu değil ama evet müslümanların çoğu bu gerçeği kabul etmiştir ama maalesef benim gibiler de bulunmaktadır. O yüzden müslüman olarak bu konuda kitap tatmin edici değil. ACM'nin de bir videosunda dediği gibi 'bilmiyoruz'. Bu cevap beni daha fazla tatmin ediyor. Kötülük probleminden yaratıcının yokluğuna asla gidilmeze güzel bir kitap.
Yanıtla
13
4
Destekliyorum  7
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nermin Yıldırım’ın kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım; yazarın dilini ve anlatımını gerçekten başarılı buldum. Ancak kurgu bazında beni ikilemde bırakan bir eser oldu. Öncelikle yolculuk temalı hikayelerden pek keyif almayan bir okur olarak, olay örgüsü beni içine çekmekte zorlandı. Karakterimiz Adalet’in sevilmeden büyümesi, sevginin ne olduğunu tam olarak kavrayamaması ve aşkı tam bulmuşken hayata veda etmesi okurken içimi burktu. Finalde kısmen huzura kavuşması teselli olsa da, hikaye genelinde bazı boşluklar hissettim. Özellikle Adalet’in muzdarip olduğu hastalığın ne olduğunun tam olarak netleşmemesi, karakterin yaşadığı güçlüğü somutlaştırmamı zorlaştırdı ve aklım sürekli kurtulduğu ölümcül hastalığın ne olduğuna takıldı ve kitaba odaklanamadım. Yazarın üslubunu sevsem de kurgudaki bu belirsizlikler ve yol hikayesinin durağanlığı nedeniyle beklentimin biraz altında kalan bir okuma süreciydi. Dil için okunabilir ancak kurgusal doygunluk arayanlar için yer yer eksik gelebilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
‎Eleştirel Dipnotlar kitabında, on şairin on şiir kitabının şiir tahlillerini ve şiir eleştirilerini okuyoruz. Bu on şiir kitabının şairleri kimler bir bakalım; "Gökhan Akçiçek, İlhan Kemal, Yaşar Akgül, Şahan Çoker, İlkay Coşkun, Şerif Tezgörenler, N. N. Koçi, M. Ali Özdoğan, Cevat Akkanat, Ahmet Sezgin" Yazarın, şiire bakış açısının bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz. Yazar, fahiş ses tekrarlarına, aşırı benzetmelere ve bulanık melanjlara pirim vermeyi matah görür. Şiiri hem bir soylu yaşam uğraşısı hem de yazarak yaşayan şairlerin şiir üzerine düşünmeleri gerektiğine inanır. Şairin şiirde temayüz etmesi en önemli arzusudur. Şiirin dili, imaj, retorik, eleştirel bilinç gibi çok yönlü bakış açılarıyla şiirleri ele alır. Noktalama işaretleri çok gerekli değil ise okuma hızını düşürdüğüne inanır. Şiirleri kesip biçme, estetik filtreler koyma, boylarını kısaltma ve huylarını düzeltme gibi gerekliliklere inanır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat bir hız yarışına dönüşüyor. En hızlı giden kazanıyor. (Sayfa 58)
Hayat bir koşuşturmaca evet. Teknoloji ile her işimizi daha hızlı yapıyoruz. Telefonla uzağımızdaki kişiyle hemen görüşebiliyoruz, son model araçlarımızla ve modern ulaşım araçları ile gideceğimiz yere hemen yetişiyoruz. Merak ettiğimiz bir şeyi yapay zeka ile hemencecik öğrenebiliyoruz. Ve bunların sonunda zaman kazanıyoruz. Yazar bize şunu soruyor: Peki kazandığımız zamanları ne yapacağız? Anın tadını çıkarmadıktan sonra, yaşamanın ne kıymeti var? Yediğimiz yemeğin bile tadını çıkaramadan acele ediyoruz.
Zamanımızın hastalığı sabırsızlık üzerine, sabırsızların okuyabileceği kısalıkta, yazarın okurla sohbet ettiği keyifli bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerek köyde kalan gerekse de köyden kente göç etmiş, yoklukta var olma çabasını temayüz etmiş karakterleri okuyoruz. Bütün bu hallerde insanlar birbirine yoldaş olduğu kadar, verdikleri mücadeleleri de keskin bir bıçak hüviyetindedir. Mazinin yetersizlikleri ve zorlukları yanında diğerkâmlığa, sabra, sevgiye, imeceye yönelmiş güzel bir anış hali kendisine yer buluyor. Yani yazarın rotası hep kalbe çevrili bir duyarlılıktadır diyebiliriz. Geleneğimizin, göreneğimizin izlerini taşıyan, belleğini oluşturan güzel hikâyeler bunlar. Daha genel anlamda insan yüzlü hikâyeler desek yeridir. Yazarın çocukluğunu da içine alacak şekilde günümüze değin yaşanılan bir ömürlük serüven olsa gerek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jane Eyre'yi bitirdiğimde insanın boğazında o meşhur İngiliz sisinden ziyade, modern bir başkaldırının hissi kalıyor. Charlotte Bronte, dönemin o porselen bebek gibi kadın karakterlerini elinin tersiyle itip karşımıza fakir, silik ama ruhu devasa bir kadın çıkarmış. Jane, sistemin, sınıfların ve hatta aşkın karşısında bile kendi benliğini ön olanda tutan bir savaşçı. Kitabı okurken Thornfield'in o tekinsiz koridorlarında Jane'in hür biriyim ve bağımsız bir iradem var diyen sesini resmen kulaklarımla duymuş gibi hissettim. Kırmızı odadaki o korkmuş çocuktan, sevdiği adamı sırf ilkeleri uğruna terk edebilecek kadar çelikleşmiş o kadına dönüşüm hikayesi, bugünün dünyasında bile insanın omurgasını dikleştiriyor. Kendi iç sesine bu kadar sadık kalan bir karakterle tanışınca, insanın ''ben olsam ne yapardım?'' diye sormaması imkansız..

Açlık geçer, yalnızlık diner. Fakat insanın kendi ruhuna ihanetinden doğan o sızı, hiçbir cennette şifa bulmaz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Leylek Halife, okurken beni hem düşündüren hem de içten içe huzursuz eden bir kitap oldu. Mihály Babits’in dili ilk başta sade gibi görünse de aslında satır aralarında derin bir psikolojik çözümleme var. Bu yüzden kitap ilerledikçe olaylardan çok karakterin iç dünyasına odaklandığımı fark ettim.
Romanın merkezinde gerçeklik ile hayal arasında gidip gelen bir ruh hali var. Baş karakterin yaşadığı iç çatışmalar, kimlik arayışı ve zaman zaman gerçekle bağının zayıflaması beni en çok etkileyen kısımlardı. Özellikle rüya ile gerçek arasındaki geçişler o kadar ustaca yazılmış ki bazen ben de karakterle birlikte hangisinin gerçek olduğunu sorguladım. Bu belirsizlik kitaba ayrı bir atmosfer katmış.
Kitabı okurken insanın kendi iç dünyasının ne kadar karmaşık olabileceğini düşündüm. Bazen insanın en büyük savaşı dış dünyayla değil, kendi zihniyle oluyor. Yazar bunu çok başarılı bir şekilde aktarmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken en çok hissettiğim şey, içime çöken o hüzünlü ve gizemli atmosfer oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren hikâyenin içinde saklı bir acı ve geçmişin izleri olduğunu hissediyorsunuz. Kitap ilerledikçe o “duman” metaforu gerçekten anlam kazanıyor; çünkü karakterlerin yaşadıkları da tıpkı duman gibi dağılmış ama kokusu hâlâ üzerlerinde kalmış gibiydi.
Yazarın dili akıcı ve duyguları aktarma konusunda oldukça başarılı. Özellikle karakterlerin iç dünyasını okurken onların kırgınlıklarını, pişmanlıklarını ve umutlarını çok net hissettim. Bazı sahnelerde durup düşündüğüm oldu; çünkü anlatılan duygular bana gerçek ve tanıdık geldi.
Hikâyede en sevdiğim şey, geçmiş ve şimdi arasında kurulan bağ oldu. Olaylar yavaş yavaş açılıyor ve her yeni detay, karakterlere bakış açımı değiştiriyor. Ancak bazı bölümlerde temponun biraz düştüğünü hissettim; yine de genel atmosfer o kadar etkileyiciydi ki kopmadım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir