Soner YALÇIN’ı severim. Daha önce diğer kitaplarından da Efendi 1-2’yi okumuştum. Sahip olduğu bilgiler ve olaylara derinlemesine inmesi beni etkiliyor doğrusu. Son kitabı diğerleri kadar iyi değildi ama. Sanki biraz zorlama yazılmış gibiydi. Hatta Hürriyet Gazetesinde çıkan köşe yazılarından okuduklarım arasında olanlardan bazıları bu kitaptaydı. Gelelim kitaptaki bilgilere:
Kitabın giriş bölümünde AKP üst kadrosunun türbanlı eşlerinin nasıl türbana girdiği ile başlıyor ve oldukça iyi yaklaşımlar var. Münevver ARINÇ( Öğretmen), Ahsen UNAKITAN(hukuk), Mehtap GÜLER(Meteoroloji), Gülten ÇİÇEK( Öğretmen), Semiya YILDIRIM( Öğretmen), Fatma Şeyda AKDAĞ(İlahiyat), Meserret EKREN(Eczacı), Zeynep BABACAN(Mütercim) ve diğer eşler üniversite okumuşlar ama hemen evlendirilip türbana girmişler ve çalışmamışlar. Yazar diyor ki: “Türbanlı kızlar üniversiteye gitsin, aydınlansın, toplumsal hayatın içinde yerlerini alsınlar” gibi hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen romantik sözleri bir yana bırakalım. Türbanlı kızlarımız okulları bitince yine çalıştırılmıyor. Türkiye’de ilk türban eylemini yapan Ali BABACAN’ın halası Hatice BALACAN, hiç çalışmadı.”(s:19)
Sonuç olarak yazar, memlekette o kadar sorun varken türban meselesi ele alınmamalıdır diyor. Örtünmede kadının cinsel duyguları tetiklediği söylenir. Laf atan Müslüman erkeği değil de laf yiyen Müslüman kadını düzeltmek de neyin nesi? Fail ortada gezecek, meful zorlama görecek.
Milli Şairimiz Mehmet Akif ile çok ilginç satırbaşlarına yer vermiş yazar. Akif’in gençlik arkadaşı Neyzen Tevfik, çok içki içerlerdi. Akif kızına Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanımdan resim dersleri aldırdı. Ve M. Akif aslen Arnavut. (s:37-38-39-119)
Vatan Şairi Namık Kemal’in babası II. Abdülhamit’in müneccimbaşısıydı. Kemal de Padişaha karşı biri... İlginç...(s:46)
Said-i Kürd-i (ya da Said-i Nursi) hareketinden doğan Fethullah GÜLEN; Balkanlar ve Orta Asya ülkelerinde neden hiç okul açmamaktadır? (s:55-56)
Don Kişot’un yazarı Cervantes, İnebahtı Deniz Savaşı’nda bize karşı savaşmış ve esir düşmüş. Sol elini kullanamaz olmuş. Yaşamının beş yılını Türk esiri olarak Cezayir’de geçirmiş.(s:154)
“Atatürk’ün cenaze namazı kılınmadı” yalanı yıllardır söylenir. Halbuki cenaze Dolmabahçe Sarayı’nın en büyük salonunda kılındı. (s:243)
Atatürk, İsmet Paşa’nın çocuklarına neden mirasından pay vermiştir? Çünkü, İsmet Paşa o zamanlar hastaydı. Onun ölüp çocuklarının ortada kalacağını düşündüğü için pay vermiştir. Ve kendisinden sonra yerine Fevzi Çakmak Paşa’nın oturmasını istemiştir, bunu da Hasan Rıza SOYAK söylemiştir.(s:245)
Şeyh Sait İsyanından Madımak Olayına, Kurtuluş Savaşından Meşrutiyet yıllarına kadar geniş bir zaman anlatılıyor ve olaylar tanıklar bazında bize aktarılıyor. Soner Yalçın okumayı ben şöyle değerlendiriyorum: Kafanıza büyük taşları ( bilgileri ) doldurursunuz ve arada boş kalan yerler için de kum ( ayrıntı bilgi ) ihtiyacı doğar. İşte yazar bunu yapıyor.