Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öğretmenlikte en çok zorlandığımız noktalardan biri, davranışlarıyla sınıfın düzenini etkileyen öğrencilerle doğru iletişimi kurabilmek. Kırmızı Kod: Zor Öğrenci, “zor öğrenci” kavramına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayan, öğretmenler için oldukça faydalı bir kitap.

Kitap, öğrenciyi yalnızca davranışı üzerinden değerlendirmek yerine, bu davranışların altında yatan nedenleri anlamaya yönlendiriyor. Ceza ve disiplin odaklı yaklaşımın yerine empatiyi, doğru iletişimi ve öğrenciyi tanımayı koyuyor. Okurken zaman zaman kendi sınıfınızı ve karşılaştığınız öğrencileri düşünmeden edemiyorsunuz.

Akademik bir anlatımdan ziyade sahadan beslenen, anlaşılır ve uygulanabilir öneriler sunması kitabın en güçlü yanı. Özellikle öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bazen “zor öğrenci” yoktur; anlaşılmaya ihtiyaç duyan öğrenci vardır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar okunup bitiriliyor, bazıları ise insanın zihninde uzun süre kalıyor. Keşke Dememek İçin benim için ikinci grupta. Yasin Pişgin, Kur’an-ı Kerim’de geçen ayetler üzerinden insanın dünyadaki hayatını, ölümünü, pişmanlıklarını ve “keşke”lerini düşündürüyor.

Kitabı okurken insan ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Ertelediğimiz iyilikler, önemsemediğimiz zamanlar, söylediklerimiz ya da söylemediklerimiz… Ahirette duyulacak pişmanlıkları anlatırken aslında bugünden neyi değiştirebileceğimizi hatırlatıyor.

En sevdiğim yanı ise nasihat verirken insanı bunaltmaması; sade, anlaşılır ve sohbet eder gibi ilerlemesi. Bazı bölümlerde durup kendi hayatınızı sorgulama ihtiyacı hissediyorsunuz.

“Keşke”lerin telafisi mümkünken okumak gereken, insanı kendisiyle yüzleştiren ve düşündüren bir kitap. Özellikle ara ara açıp tekrar okunabilecek eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
17 Haziran, geçmişin insanın peşini hiç beklemediği bir anda yakalayabileceğini anlatan, merak duygusunu son sayfaya kadar diri tutan etkileyici bir roman. Vidar’ın yıllar önce yaşanan bir olayın izlerini sürerken kendi çocukluğuna ve ailesinin sakladığı gerçeklere doğru ilerlemesi, hikâyeyi yalnızca bir gizem romanı olmaktan çıkarıyor. Geçmişle bugün arasındaki geçişler oldukça başarılı; parçalar yavaş yavaş birleşirken insanın zihninde sürekli “O gün gerçekten ne oldu?” sorusu dönüp duruyor.

Alex Schulman’ın anlatımında beni en çok etkileyen şey, büyük olaylardan ziyade küçük anların ve çocuklukta yaşananların insan üzerinde bıraktığı izleri hissettirmesi oldu. Kitap ilerledikçe meraktan çok, karakterlerin taşıdığı duygusal yükü anlamaya başlıyorsunuz. Sessizce ilerleyen ama gittikçe ağırlaşan, aile sırları ve çocukluk travmaları üzerine düşündüren bir roman. Finaline geldiğimde bazı şeyleri yeniden değerlendirme isteği uyandırdı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum” (ya da bizim deyişimizle “Ölmek İstiyorum Ama Bir Lahmacun Gömmek İstiyorum”)

Bir yanda tükenmişlik hissi, diğer yanda en sevdiğin yemeği yeme arzusu… Kitap, insanın içindeki bu çelişkiyi daha adıyla özetliyor. Baek Se-hee, terapi seanslarında en kırılgan hallerini saklamadan paylaşarak sadece farkında olmanın iyileşmeye yetmediğini, insanın bazen bile bile aynı döngüye düştüğünü dürüstçe gösteriyor.

Bir kişisel gelişim rehberinden çok, oldukça kişisel bir terapi günlüğü okuduğumuz için ilgim yer yer koptu ve kitap benim için 3 yıldızda kaldı. Ancak Baek Se-hee’nin henüz 35 yaşındayken hayatını kaybettiğini öğrendiğimde son sayfalarda yazdıkları başka bir anlam kazandı. Kendini anlamaya, olduğu gibi kabul etmeye ve hayata tutunmaya çalışan birinin artık yaşamıyor olduğunu bilmek gerçekten çok üzücü.

Bu yüzden son yıldızım kitaba değil, Baek Se-hee’ye.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nezih Uzel ismini ilk Garaudy çevirilerinde gördüğümü hatırlıyorum. Akabinde Tarihin Arka Odası'nda ve çeşitli platformlarda o son Osmanlı neslinin kültürel derinliği ve mirasını yaşatan bir entelektüel olduğunu anladım. İşbu kitabına gelirsek, hatırattan ziyade polemikçi üslubu ve o günün problemlerini yansıtan bir tarz egemen. Yer yer tasavvufi birikimini yansıtsa ve son Osmanlı nesliyle tanışıklıklarına değinse de köşe yazılarında sıkça görülen çatışmacı bir üslup baskın yazılarında. Şayet şu an yaşasa idi özellikle yakın tarihe ilişkin görüşlerini kendisi de biraz kestirme bulurdu diye düşünüyorum. İngiliz İşgal Ordusu subayı Bennett ile tanışıklıklarını, Bennett'in tasavvufa yönelişini da daha fazla okumak isterim doğrusu.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Filistin'de yaşananların gündem olduğu şu dönemde bu kitabı okumak ufuk açıcıydı.
Bir gün sabah uyandıklarında İsrail deki tüm arapların bir anda yok oldukları görülür. Bu durumu kimisi üzüntüyle karşılayıp arapların nereye gittiklerini araştırırken, kimisi de nihayet kurtulduk onlardan der.
İsrail'de yaşayan ve arap olan Ala kaybettiği anneannesine yazdığı mektuplar üzerinden şehrin tarihini, kültürünü, kayıpları, sürgünü anlatırken, komşusu ve arkadaşı olan yahudi gazeteci bu mektuplarla anlamaya çalışır olan biteni. Aynı olayları nasıl farklı gördükleri tüm çıplaklığıyla ortaya dökülür.
Hem gerçek hem gerçeküstü anlatıma başvurması kitabı çok etkileyici kılmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her sayfada bir düşünür, bir yazar, bir kitap. Bu, bir kitabı okurken aynı anda onlarca kitaba köprü kurmak gibi bir şey. Yazar, yaratıcı aklın insan yaşamında ne denli önemli değişimler yaptığını da vurguluyor.
Yaratıcılık kavramının burada yalnızca sanatla ya da üretmekle sınırlandırılmaması çok değerli. Yaratıcılık, bana göre, insanın kendisine ait bir hayat kurma cesaretidir. Farklı düşünmek, soru sormak, yanılmak, yeniden başlamak ve en önemlisi başkalarının onayından bağımsız olarak kendi sesini duyabilmektir.
Belki de zihnimizin kapısını kilitleyen şey yeteneksizlik değil; korkularımızdır.
Yargılanma korkusu, başarısız olma korkusu, alışılmışın dışına çıkma korkusu, reddedilme korkusu… Oysa insan, kendisine “Bunu yapamam” demeyi bıraktığı anda kendi sınırlarını yeniden çizmeye başlıyor.
Herkesin kitaplığında olması gereken bir eser.
Kitapla Kalın.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Anlatımı gayet akıcı, okurken sıkılmıyorsunuz. 3 farklı kişinin farklı bakış açıları ile yazılmış bu kitabın tarzını beğendim. Konusu hakkında çok fazla bilgi vermek istememekle birlikte en başta Robin konusunda ters köşe oluyorsunuz, olaylar ve karakterlerin anlatımındaki detaylardan Robin'i bambaşka biri tahmin ederken başka biri olduğunu anlıyorsunuz. Kitabın son 50 sayfasında aksiyon artıyor, olaylar bir bir çözüme gidiyor. İlk ters köşede "Ben doğru mu okudum, noluyor bir dk" diyip geçmiş sayfalara gidip kitabı tamamen yanlış anladığımı/ yorumladığımı bile düşündüm:) Ama abartı bulduğum veya fazlalık olduğunu düşündüğüm kısımlar da var. Annenin ölümüne sebep olan kişi veya kitabın sonundaki bonus kişi, bu noktada sanki olaylar tam çözüme ulaştırılmamış hissi uyandırıyor. Yazarın kalemini beğendim, diğer kitaplarını sepete attım bile.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cahit Kaya, kalemini severek takip ettiğim yazarlardan biri. Çınar’ın Günlüğü de okuduğum üçüncü ya da dördüncü kitabı oldu. Ama sanırım son olmayacak, devamı gelecek.

Çınarın Günlüğü’nde Çınar’ın dünyasına, hayallerine, basketbola olan ilgisine ve öğretmeni Kayra Karık’la kurduğu özel iletişime tanıklık ediyoruz. Çınar’ın öğretmenini tanımaya çalışırken çıktığı yolculuk, bize insanların görünen yüzlerinin ardında bambaşka hikayeler taşıyabileceğini hatırlatıyor.

Kitabı okurken özellikle çocukları anlamanın, onların ilgi ve yeteneklerini desteklemenin ve büyükleri anlamaya çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm. Cahit Kaya’nın bir edebiyat öğretmeni olması da eserlerinde eğitime ve çocukların dünyasına verdiği önemi daha anlaşılır kılıyor.

Açıkçası Cahit Kaya’yı çocuk edebiyatına öncülük eden yazarlardan biri olarak görüyorum. Çocukların dünyasına onların gözünden bakabilmesi ve bunu sade, akıcı bir dille anlatabilmesi benim için çok değerli.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Yazılanlarda bir parça da olsa size dokunan bir yer varsa oraya daha önce birisi dokunduğu içindir”
Çünkü hepimiz takılırız bir yerlerde, bir şeylere. Hayat boş gelir, anlamsız gelir ve sonunda kimimiz kötü insanlardan kaçıp kitaplara sığınır, kimi paylaşılmayan yalnızlığı ile baş başa kalır, kimi de taşları dost edinir kendine. Hepimizin bir yarası var ve hepimizin bu yaralarının ilaçları farklı , dertlerin dermanı başka başka. Ne yaparsak yapalım kötü insanlardan kaçmak zor, dertlerden kaçmak zor. O yüzden kaçmak değil, mücadele etmek çözüm. Taşları kendisine dost edinen, kaçış rampasını taşlardan oluşturan bir kahramanın öyküsüne siz de muhakkak bir yer açın.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir