Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yola çıkış nedeni ile varılan yer çok farklı olabilir. Bu kitapta, Hristiyan iken İslam'a düşmanlığından dolayı İslam'a dair olumsuz ne var ise araştırmalar yaparak bunu ortaya koymaya çalışan birinin çalışmaları süresince elde ettiği verilerin-bilgilerin, önceden öğrenmiş olduğu belki de hatalı-eksik, yanlış ve ön yargılardan kaynaklanan pek çok fikri boşa çıkardığını görmüş ve sürecin sonunda İslam'ı yerden yere vurmak şöyle dursun Müslüman olmanın kapıları kendisine açılmıştır. Bu kitapta böyle bir çıkış ve varışın serüvenini okuyorsunuz. Kitabı Müslüman olanlara dinlerini daha iyi öğrenmeleri için, İslam'a düşman olanlara da gerçeği görmeleri için mutlaka okumalarını öneriyorum.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  14
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arka kapak yazısını okumakla, kitaba sımsıkı sarılmaya başlıyorsunuz. Bir kasabanın hüzünleri ve sevdaları yüreğinizi burkarken, kadim kültürümüzün parçalarından olan gizemli bilgiler, hocalardan sırlar, toplumdan sızan adetler, medet umulan türbeler, dallar çaputlar da hikayeyi besleyen fantastik unsurlar oluyor. Sahipleri olan defineler, cinlerin koruduğu hamamlar, kiliselerin yıkıntıları altından bizlere fısıldanan korkulu hikayeler. İşte Naime Hanım bizi geçmişte gezdirirken, hayatın acılarının yok sayılamayacağını, kapıların ardında yaşananların birer dünya olduğunu tertemiz bir dille ve muazzam bir edebiyat ile sunmuş. Geçmişe dönüşler, anılar, gizem, fantastik boyut, güçlü tasvirler ve benzetmeler başarılı bir öykücü olan yazarımızın romanda da maharetli olduğunu ispatı olmuş. Kapılar açıldıkça büyüyen hikayeyle, kahraman sayısı çok da olsa, bunları birbirine bağlan kurgu, okuyucuyu yormadan bütünlük oluşturmuş ki yazarı tebrik ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yıkılışın Paşası
Yıkılışa giden yol hatalar, zafiyetler ve hıyanetlerle doludur. Her canlı gibi devletlerin de birer ömürleri var, devletler de vade geldiğinde öyle ya da böyle tarih sahnesinden silinirler. İşler yolundayken her şey iyi gider, olmadık yerlerden destek gelir. Ancak aksilikler bir başlayınca da her şey ters gidiyormuş gibi tüm belalar birden sökün eder. Osmanlı Devleti’nin son on yılı da adeta tüm aksiliklerin yaşandığı ilginç bir dönemdir. Yazar böyle ilginç bir dönem içerisinde cesur bir hareketle Osmanlı Devleti’nin çöküşünün çok bilinmeyen mimarlarından Harbiye Nazırı Nazım Paşa’nın hayatını ele almıştır.
1853’te dünyaya gelen Nazım Paşa’nın 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet öncesi hayatı ile ilgili bilgiler sınırlı olduğundan Paşa’nın belirtilen dönemi eserde zorunlu olarak kısa olarak ele alınmak zorunda kalınmıştır. Paşa, askerî eğitimini Fransa’da St. Cyr Askerî Okulu’nda almışsa da askerî eğitim hayatı ile alakalı bilgiler de sınırlıdır. Esasında hayatının bu ilk dönemi diyeceğimiz karanlık döneme dair bilgilerin kısıtlılığı Paşa’ya gizemli bir hâl vermektedir. Paşa’nın Çerkezliği ve bu bağlamda atandığı her görevde işe başlar başlamaz yakınlarına kadro olarak Çerkezleri yerleştirmesi, askerî eğitimi Fransa’da alması, Erzincan’da sürgündeyken Ermeniler ile yakınlığı ve hakkında İngiliz basınında çıkan haberlerin niteliği tecessüsü celbeden konulardandır.

II. Meşrutiyet ile birlikte, sürgünden Avrupa’ya kaçmakta olan Paşa adeta yeniden doğmuştur. Bu dönem; II. Abdülhamid’in gadrine uğrayanların ödüllendirildiği ve bunlardan bazılarının bunu fırsata ve menfaate dönüştürdüğü bir zaman dilimidir. Nazım Paşa rütbeleri iade edilerek Edirne’de bulunan II. Ordu Komutanı olarak atanmıştır. Beş ay kadar süren bu görevden sonra Nazım Paşa kısa süren Harbiye Nazırlığına tayin edilmiştir. Kâmil Paşa kabinesinin düşmesi nedeniyle Nazım Paşa’nın dört gün süre ilk Harbiye Nazırlığından sonra Paşa 31 Mart Vakası esnasında İstanbul’da konuşlu I. Ordu/Hassa Ordusu Komutanlığına atanmıştır. Eserde olayların göbeğinde olan Nazım Paşa’nın işlevi ve tavrı detaylı bir şekilde ele alınmıştır. 31 Mart Vakası’ndan sonra ise Nazım Paşa Bağdat Valiliği ve VI. Ordu Komutanlığına atanır. Paşa’nın Bağdat’taki görevi, iş ve işlemleri ve görevden alınma süreci eserde güzel bir şekilde ele alınmıştır. Ardından Nazım Paşa’ya 22 Temmuz 1912’de kurulan Gazi Ahmet Muhtar Paşa Hükûmetinde Harbiye Nazırı olarak görev verilmiştir. Paşa’nın bu görevi Bab-ı Âli Baskını'nda öldürülmesiyle son bulur. Osmanlı Devleti’nin yaşadığı en acı savaş olan I. Balkan Savaşı Nazım Paşa’nın sorumluluğunda yürütülmüştür.

Paşa’nın I. Balkan Savaşı’na giden yolda seferberlik faaliyetleri, savaş ilanı, savaşın sevk ve idaresi eserde ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Edirne’deki beş aylık komutanlığı dışında tatbiki bakımdan pek tecrübesi olmayan Paşa, millete en acı kayıp olan I. Balkan Savaşı’nı yaşatmıştır. Çatalca’ya kadar Bulgar ve Sırp kuvvetlerinin geldiği savaşta Paşa’nın savaşı sevk ve idaresi ibretamiz örneklerle doludur. Savaş sırasında Tokatlıyan Oteli’nde zevk ü safa alemlerinden ordu komutanlarının ısrarlı uyarılarına rağmen iaşe ve nakliye sorunlarındaki ihmalkârlığına kadar birçok konuda Paşa’nın sorumsuz tavırları bulunmaktadır. Osmanlı’nın en acı kaybında bile mütareke görüşmelerinde Çatalca’da dostluğa kadeh kaldıran Paşa, Osmanlı’nın zihni kokuşmuşluğunun bariz örneklerindendir.
Eser, doktora tezi olmasına rağmen, büyük ölçüde akademik sıkıcılıktan uzak, sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Büyük ölçüde yazım kurallarına riayet edilmiştir.

Nazım Paşa’nın kısıtlı tecrübesine rağmen Harbiye Nazırlığına atanması, ehliyete değil sadakate önem vermesi, hizipçiliği, özellikle İngiliz basınının da etkisiyle şişirilmiş bir şahsiyet olmasından mütevellit “Dediğim dedik, çaldığım düdük.” bir tavra sahip olması ve şüphe ve tereddütleri celbeden iş ve işlemleri; yıkılışa giden yolda süreci hızlandıran etkenler olmuştur. Kamuoyunda Enver Paşa gibi pek de bilinmeyen bir şahıs olan Nazım Paşa’nın ele alınarak tarihin önemli bir kesitine katkı sağlayan yazar haklı olarak bir övgüyü hak etmektedir. Eser özellikle tarih severler başta olmak üzere tüm okuyuculara hitap etmektedir.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, Gebeler köyü tarihini ortaya koyarken aynı zamanda bir mikro tarih çalışması örneği olmuş. 1. Bölümde, Gebeler köyünün tarihçesi kaynaklar ışığında yazılmış. 2. Bölümde, kullanılan kaynaklar tanıtılmış. 3. Bölümde, şecereler kullanılarak köyün kurucu sülaleleri gösterilmiş. 4. Bölümde, köyün iz bırakan, unutulmayan kişilerine ve anılara yer verilmiş. Sözlü tarih açısından da kültürel bir aktarım sağlanmış. 5. Bölüm, köyün örf, adet ve gelenekleri; türküleri, ağıtları ve yemekleri hakkında bilgiler veriyor. Son bölümde ise fotoğraflar eklenerek çalışma görsel açıdan da zenginleştirilmiş. Köy mensupları için manevi bir hazine niteliğinde olan bu çalışma köyün gelecek kuşakları ile ataları arasında bir köprü kurulmasına da vesile olacaktır. Söz uçar yazı kalır düsturunca köyün tarihi ve kültürel yapısı kalıcı hale gelmiş. Büyük bir emek ve adeta ince bir işçilik sonucu ortaya çıktığı belli olan bu eserin, başka köy tarihi çalışmaları için rehber ve ilham olacağını düşünüyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rüya içinde rüya...
Farklı teknikle yazılmış ve üst kurmaca tekniğini aşarak olaylara farklı bir bakış açısı sunulmuş.Dramatik masalsı, heyecanlı, düşsel, fantastik unsurlarla örülen ve hızlı bir tempoda akan roman bu tempoya ters düşen bir şeye vurgu yapar; sessizlik. Olay örgüsünün akışı boyunca duyulan tek şey sükûtun sesidir aslında. Hayatını oldurmaya ve anlamlandırmaya çabalayan roman kişilerinin pasif veya aktif bir eylem olarak görülen ama bilinçli bir tercihe işaret edercesine sessizlikleri, romanın adından itibaren imgelenir.
Bu imgeler öylesine özenle seçilmiştir ki her bir karakterin ve olayın altında farklı zamanlara ve olaylara işaret eder.

Çoğulcu bakış açısı ve anlatıcı ile kurgulanan, metinlerarası ilişkilerin ön planda olduğu romanın çok sesli söylemine masalsı ve büyülü bir ton eşlik eder.

Yazar Yusuf’un Butimar’la olan ilişkisini sosyal ve politik göndermelerle birlikte taçlandırıp romana farklı bir hava katar.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatta en zor şey kişinin kendisini tanıması, kendisine karşı sorumluluklarının farkına varması ve kendisini gerçekleştirmesidir. İnsan olmak ve düşünce dünyamızın doğasına ilişkin son zamanlarda en çok keyif alarak okuduğum kitap bu oldu. Sanıyorum bu zamana kadar okuduğum hiçbir kitaptan bu kadar çok alıntı paylaşmamıştım. O kadar çok yerin altını çizdim, her sayfasında o kadar çok düşüncelere daldım ki anlatamam.

Kitabın okurlarına kesinlikle büyük farkındalıklar katacağına ve bazı çetrefilli meselelerde okuru kendi ruh dünyasıyla yüzleşmek zorunda bırakacağına inanıyorum. Tespitler ince ve yerinde.

Tekrar okunulası bir eser. Herkese keyifli okumalar ve her yönüyle mutlu bir hayat diliyorum.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Murat Keleş tarafından hazırlanan yüksek lisans tezinin kitaplaşması ile okuyucuya sunulan bu çalışma Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılış sürecinde en büyük düşmanları olan Moğollara karşı bağımsızlık mücadelelerini ve ittifaklarını dönemin kaynaklarına dayanarak sunmaktadır. Özverili bir çalışma sonucu dönemin aydınlatılmasına katkı sağlayan yazarı ve yayınevini tebrik ediyorum.

Kitaptan bir alıntı:
“Kurduğu vesayet rejimiyle Selçuklu Hanedanı’nı ve güçlerini bir arada tutan Celâleddin Karatay, 1249-1252 döneminde ülkeyi Moğol efendilere karşı tam bir özerklikle yönetmeyi başardı.”
s. 261.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap gayet akıcı XIX. yüzyıl Orta Avrupa devrim hareketlerini derinlemesine ele alan kapsamlı bir akademik çalışma olarak dikkat çekiyor. Fransız Devrimi'nin etkilerini temel alarak, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı yükselen milliyetçilik hareketlerini detaylıca inceleyen bu eser, tarihsel olayları titizlikle analiz ediyor. Romanya'nın devrimci süreci ve Çavuşesku dönemi gibi konulara yoğunlaşarak, siyasi, sosyal ve kültürel değişimleri ayrıntılı bir biçimde okuyucuya sunuyor. Özellikle Romanya üzerine yaptığı derinlemesine analizler, akademik çalışmalara değerli bir katkı sağlıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  12
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stratford Canning’in aralıklı toplam üç dönem icra ettiği İstanbul’daki elçiliğini anlatan güzel bir kitap. Okudukça kitap akıyor. Yazar çok güzel bir dille yazmış. Çeviri ise genel anlamda güzel. Zor bir eserin çevrildiği aşikar ancak hatalar yok değil. Keza yazım hataları da oldukça fazla. Kitap çok kapsamlı ele alınmış. İngiliz dışişleri arşivinden tutun da alanın önemli isimlerinin eserleri sıklıkla kullanılmış. Bu açıdan akademik hüviyeti oldukça fazla. Döneme dair ilgi duyan herkese naçizane tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Ekim 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı gerek mizahi yönüyle gerek dini mesajları vermesi hasebiyle çok sevdim. Çocukların seveceğini düşünüyorum. Robotikuş’un suyu içmeden önce besmele çekmesi, yemek duası yapması, Yaratılan her şeyin kusursuz olduğunu ve bir Yaratıcı’nın olduğunu çocukların anlayacağı şekilde anlatması, “hikmet” kavramını anlaşılır bir şekilde vermesi, yağmurun “yağdırılıyor” olduğunu söylemesi, namazın öldükten sonra çok işimize yarayacağını belirtmesi, Allah’ın biz kullarına bütün kainatı hizmetkar kılması gibi birçok önemli dini mesaj hikayenin içine çok güzel katılmış. Kitabın en sevdiğim yönü ise kitabın çocuklara tefekkür etmeyi öğretmesi oldu. Dini mesajların yanı sıra bilimsel veriler de özellikle gökyüzü ve gezegenlerle ilgili bilgiler de çok yerinde ve güzel. Bunun yanı sıra eşek bahsi de çok hoşuma gitti, eşek beni çok güldürür, bence yazarımızı da çok güldürüyor :) Ayrıca sabırlı ve alçakgönüllü olmak gibi değerler de işlenmiş. Özenle yazılmış bir kitap, ben çok beğendim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir