Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayvan Müzesi, bir moda tasarımcıyla müzebilimcinin hayvanların kamuflaj özelliğini kullanarak yapılacak bir projenin işbirliği için tanışmasıyla başlar. Üç ayrı zamanda geçen bu katmanlı metinde 1977'ye geçiş yapıp modacı Giovanna'nın çocukluğuna gidilir. Sonrasında büyük şehirden kaçıp Latin Amerika'nın ıssızlığına giden ve orada kıyamet günü habercisi bir çocuğun peşine takılan oyuncu ve fotoğrafçı eşlerin hikâyesine geçeriz. Romanın burası sistemden kaçıp kendince kurtuluşa ermeye çalışanların yaşadığı umutsuzluk hissidir. Roman, Kapitalizm, Neo-liberalizm, Beat kuşağı, Post-truth çağı gibi pek çok düşüncenin eleştirisini yapıyor. Bunu da çok sayıda düşünür ve yazarın eserlerine yaptığı göndermelerle sağlıyor. Karşımızda entelektüel düzeyi üst seviye olan ve birbirine iç içe geçmiş hikâyeler ve farklı zamanlar etrafında büyük bir kurmaca evreni kurabilmiş yazar var. Hayvan Müzesi gayet zor ve karmaşık bir roman ama Fonseca'ya hayran olmamak elde değil.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı doğru incelemek için kitaba mesafeli durmak gerekiyor.Yazarın Işıklar Ülkesi kitabını da okuduğum için yazım tarzını, neyi amaçladığını daha rahat kavrayabildim. Öncelikle “masum çocuk” fikrini yıkma amacıyla yazılan bu kitaplar, oldukça rahatsız edici. Kitabı okumanın ağır bir yükü var, bayıldım harikaydı gibi şeyler söylemek mümkün değil. Amaca ulaşmak konusunda ise başarılı. Yazarın dili çok akıcı, her iki kitapta da merakla ve gerginlikle okuyorsunuz. İdil Dündar da harika bir çeviri yapmış. Çocukların duygularını ifade edemeyişi, şiddete meyilleri ama ebeveynsiz hayatla tek başlarına başa çıkmalarının öfkesi, yeni gelenin aykırılığı çok güzel betimlenmiş ve acayip rahatsız ediyor. Çocukken hepimizin kafasından olur olmadık düşünceler geçmiştir. En patavatsız olduğumuz ve dünyayı henüz anlamlandıramadığımız o dönemin, ağır travma sonrası bir çocuğa tasviri de anlatılıyor. Okursanız iki kitabı da yakın zamanda birlikte okumanızı tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cengiz Aytmatov’un bu eserine, "ölmeden önce okunması gerekenler" listelerindeki büyük övgülerin karşılığını merak ederek başladım. Ancak dürüst olmam gerekirse kitap beklentilerimi tam karşılamadı. Sadece 162 sayfa olmasına rağmen, özellikle ilk 120 sayfası akıcılıktan uzak ve boğucu geldi.

Karakter bazında Orozkul’un zorbalığı ve çıkarcılığı öfke uyandırırken, Mümin Dede’nin sevgi dolu ama boyun eğen tavrı iç burkuyor. Özellikle torununu okula götürdüğü sahneler etkileyici olsa da, dedenin ezilmişliği karşısında dik duramaması üzücüydü. Hikâyenin asıl gücü ise çocuğun dünyasında ve sarsıcı finalinde gizli.

Romandan çıkardığım en temel ders; değerlere ve inançlara en çok bağlı olduğunu iddia edenlerin, çıkarları söz konusu olduğunda onları ilk feda edenler olabildiğidir. Sonuç olarak, verdiği derin mesajlar için okunabilir bir eser; fakat benim gözümde bir Toprak Ana sarsıcılığında değil.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Satrançla Değişen Hayat, sadece bir oyunun değil, bir insanın tutkusu için neleri göze alabileceğinin çok samimi bir güncesi. Sabri Can Onay Yontar’ın İTÜ Uzay Mühendisliği gibi zorlu bir bölümü bitirip özel bir jet firmasında uçak bakım mühendisi olarak çalışırken tüm bu 'garantili' kariyeri elinin tersiyle itmesini okumak gerçekten ilham verici. Kurduğu devasa iletişim ağı (network) ve sosyal medyadaki azimli çalışmalarıyla satrancı Türkiye’de nasıl geniş kitlelere sevdirdiğini gördükçe, başarının tesadüf olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz. Okurken hem 'vay be' dedirten bir başarı öyküsü izliyor hem de bir insanın kendi yolunu çizme gayretine hayran kalıyorsunuz. Hayatında değişim yapmak isteyen herkesin bu azim dolu hikayeden alacağı çok ders var, tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi: İşgal Altındaki Toprakların Hikayesi...
Bu kitabın sadece ismini okumak dahi insanın içini acıtmaya, vicdanını kanatmaya, ruhunu sarsmaya yetiyor. İsrailli tarihçi Ilan Pappé'nin kitabı, Filistin'de ne yaşandığını, İsrail'in ne yapmaya çalıştığını öğrenmek için çok önemli bir kaynak sunuyor.
İşgal altında yaşamanın nasıl bir şey olduğuna dair çarpıcı örneklerin yer aldığı kitabı okuduğunuzda, o topraklarda yaşamanın ne kadar sabır, sebat, iman ve çelik gibi bir ruh hali gerektirdiğini görüyorsunuz...
Dünya tarihinin bu en aşağılık işgalinin adım adım nasıl gerçekleştirildiğini öğrendiğinizde, Filistin mücadelesine bakışınız daha bir değişiyor, saygınız artıyor...
Bu acı kitabı, herkese tavsiye ediyorum...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son öyküsünde yazarlığın farklı bir yönüne değiniyordu. Hele ben son öyküsüne bittim. Çoğu kitap okuyan insanın gözünde “ben bu kitabı yazabilir miydim? Günün birinde ben de böyle yazar olabilir miyim?” diyor insan. Son öyküde yazar olmanın kolay olmadığını bize net bir şekilde gösteriyor. Kitabı ilk okulda okumuştum. Uzun sürmüştü ve kopuk bir okumaydı. Ben bu kitaba yorum yazacağım ama kitapta önemli bulduğum kısımlar olmamış. Sonra evde kısa sürede tekrar okudum. Tam anlamıyla bayıldım ve acaba yoruma beğendiğim hangi kısmı koysam diye düşündüm.İlk kitabıymış. Şimdi de “Kitaplar, Prangalar ve Özgürlükler” kitabını sipariş vereceğim.
“Oku da benim gibi ol,” diyebilene de rastlamadım. (119)
İnsanlar yapabilecekleri ama keyiflerine düşkün oldukları için yapmaya yeltenmedikleri şeyleri yapan bir insan gördüklerinde överler. Koşulsuz inandıkları bir şeye karşı gerçekleşen bir eylem gördüklerin ise vermeyi ya da en azından “onun görüşü” deyip sessiz kalmayı yeğlerler. (120)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap benim için sadece bir kayboluş hikâyesi değildi; insanın içindeki yalnızlığı, kırılganlığı ve görülme ihtiyacını çok incelikli anlatan bir romandı. Maggie O’Farrell’in dili öyle sakin ama çarpıcı ki, okurken Esme’nin sessizliğini insan kendi içinde hissediyor. Özellikle aile ilişkilerindeki görünmeyen yaralar ve bir insanın yavaş yavaş kendi hayatının içinde kaybolması çok etkileyiciydi.

Kitap boyunca “bir insan gerçekten ne zaman yok olur?” sorusu aklımdan çıkmadı. Fiziksel olarak değil belki ama anlaşılmadığında, duyulmadığında, bastırıldığında da insan biraz siliniyor hayattan. Bence romanın en güçlü yanı buydu. Gösterişli olaylarla değil, duyguların ağırlığıyla etkiliyor.

Bitirdiğimde içimde buruk ama uzun süre geçmeyecek bir his bıraktı. Sessiz, derin ve insanın içine işleyen kitapları sevenler için çok özel bir roman olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İskender Pala'nın son zamanlarda okuduğum en güzel kitabı. her yazarın bir yazın türünde zirvesi olur. belli bir dönem o zirvede kalır. sonra verdiği eserler kendi zirvesinin gölgesinde kalır. ilk dönem eserlerinin zirve olduğunu düşünürsek kendi zirvesinin gölgesinden özellikle son 3 eseriyle kurtulmuş yeni zirvesine ulaşmış bulunmaktadır. ilk eserleriyle karşılaştırıldığında edebi hazzın da değiştiğini fark ettim. Osmanlı macera anlatısı da yazarın kalemine pek yakıştı. surname, aşk hikayesi ve akabinde soygun.. azdahak sıradaki kitabım. beklentim yüksek. ustayı tebrik etmek lazım. yazar ile ilk kez tanışıyorsanız bu eser sizde karşı konulmaz bir okuma iştiyakına sebep olacaktır. muhakkak tavsiye ederim.
Yanıtla
8
0
Destekliyorum  18
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikâye (öykü) türünde aynı zamanda klasik, felsefi ve düşündürücü edebiyat özellikliği taşıyan harika bir kitapla daha Yorumum: İnsanın gerçek mutluluğunu ve yaşamın anlamını sorgulayan etkileyici bir hikâye. Sevgi, merhamet ve paylaşmanın insan hayatındaki önemi anlatılıyor.Fakir bir kunduracı olan Simon’un karşısına çıkan gizemli bir adam üzerinden insanların aslında yalnızca para ve maddiyatla değil, sevgi ve iyilikle yaşayabildiği gösteriliyor. Tolstoy’un dili çok sade olmasına rağmen anlattığı düşünceler oldukça etkileyici. Kitabı okurken özellikle insanların aslında neyle ayakta kaldığı sorusu sürekli aklımda kaldı: para mı, güç mü, sevgi mi, yoksa merhamet mi? Özellikle insanların geleceği kontrol edemeyeceğini ama birbirlerine iyi davranmayı seçebileceğini anlatan fikir beni etkiledi. Günümüzde insanların daha çok maddiyat ve çıkar peşinde koştuğu düşünülürse, kitabın mesajı hâlâ çok güncel geliyor.kitap hem düşündürücü hem de öğretici bir eser olarak bende iz bıraktı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Novella türünde psikolojik kurgu ve dramatik aşk konulu kitapla Yorumum: Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, zamanın insanları sessizce değiştirmesi oldu ve insanın geçmişe gerçekte dönemeyeceğini anlatması. Zweig, bu kitabında yıllar sonra tekrar karşılaşan iki insan üzerinden sadece bir aşk hikâyesini anlatmıyor; özlem, pişmanlık ve kaçırılmış hayat ihtimallerini de gösteriyor. Bence kitabın en güçlü yanı, duyguları abartmadan ama çok yoğun hissettirmesi. Karakterler birbirlerini hâlâ seviyor gibi görünse de artık aynı insanlar değiller. Bu bize şunu düşündürüyor: İnsan bazen bir kişiyi değil, o kişiyle yaşadığı dönemi özlüyor. Anlatım dili sade ama psikolojik çözümlemeleri çok derin. Özellikle geçmişin zihinde olduğundan daha güzel kalması fikri kitap boyunca hissediliyor. Bazı duygular yıllarca sürse bile hayat aynı yerde beklemiyor. Kitap bana aşkın zamana karşı ne kadar kırılgan olduğunu ve geçmişe duyulan özlemin bazen gerçeğin önüne geçtiğini çok etkili şekilde anlattı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir