Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçek bir suç dalgasını ele alan, buz gibi bir gerçekçilikle yazılmış sarsıcı bir kara mizah ve toplumsal deşifre romanı. Yazar, onlarca kadını katleden seri katil kız kardeşlerin gerçek hikâyesinden esinlenmiştir. Hikayeyi sanki edebi bir kurgudan ziyade bir polis tutanağı, gazete kupürü ya da tanık ifadesi serinkanlılığıyla aktarıyor.
Yazar, böylesine korkunç ve vahşi bir konuyu işlerken dahi absürt durumları yakalamayı başarıyor. Toplumun, bürokrasinin ve rüşvete batmış sistemin ikiyüzlülüğünü keskin bir ironiyle eleştiriyor. Kadın bedeninin insan hayatı olarak değil, üzerinde pazarlık yapılabilir, sömürülebilir ve eskiyince bir kenara atılıp gömülebilir bir "meta" haline getirilmesi işleniyor. Şiddetin ve cinayetin Latin Amerika taşrasında nasıl gündelik, olağan ve bürokratik bir rutine dönüştüğünü gösterir. Polisiye, gerçek suç ve sert edebi hiciv sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken, insanın kanını dondururken toplumsal mekanizmaları sorgulatan güçlü bir yapıt.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Silvan Alpoğuz'un Babam, Krizler ve Sen kitabının yeni adıyla yeni baskısı. Bana sorarsanız eski ismi ve eski baskısı daha güzeldi. İz Yayıncılık'tan çıkmıştı eski baskısı. Kaybederken ismine pek alışamadım ama en azından kitabın yeni baskısına herkesin ulaşması sağlanmış oldu. O açıdan değerli görüyorum. Zira senelerdir eski basımını bulamıyordum hiçbir yerde. Kitabın konusu ise Türkiye'deki 2001 Krizi merkezinde bir gencin hayatı, aşkı, yaşadığı sıkıntılar. Ama bunu sıradan olmayan, nahif ve esprili bir dille anlatıyor yazar. Bu da kitabı daha okunası ve daha akıcı hâle getiriyor. Okurken bir dakika bile sıkılmıyorsunuz. Türk edebiyatında okuduğum ve çok etkilendiğim eserlerden biri oldu bu kitap. Yazarın, yayıncıların ve emeği geçen herkesin eline sağlık. Gencinden yaşlısına herkesin okumasını tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kibir, büyük bir aşk yanılgısı ve derin bir pişmanlıkla örülmüş sarsıcı bir uzun öykü eseri. Eser, insan ruhunun zaaflarını ve bir ömrün nasıl adım adım trajediye dönüştüğünü etkileyici bir dille gözler önüne seriyor. Ana tema olarak kibir, karşılıksız aşk, aidiyet sorunu, melankoli, yalnızlık ve hayatın koca bir yanılgıdan ibaret olduğu gerçeği görülüyor. Yazar, süslü ve vıcık vıcık bir romantizme kaçmadan, gündelik detayların içine gizlenmiş devasa acıları, çok duru bir Türkçe ile anlatır. Eser boyunca dört farklı ölüm ve yoğun bir hüzün yer alsa da metin, yazarın derin psikolojik tahlilleri sayesinde ucuz bir arabesk ton taşımaktan kurtulur. Tambur müziği, Türk sanat musikisi ve eski İstanbul gazino kültürü metnin fonunu oluşturarak esere adeta işitilebilir bir keder katar. Çok beğendiğim bir kitap, tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hafıza, aile sırları ve toksik ilişkiler üzerinden Türkiye’deki kadınlık hallerini ve sosyolojik dönüşümü titiz bir şekilde inceleyen çok güçlü bir eser. Yazar, mikro düzeydeki bir aile kurgusunu makro düzeydeki bir ülke panoramasıyla kusursuz şekilde birleştiriyor. Karakterdeki "unutamama hastalığı" (hipertimezi) anlatıya aşırı yoğun, detaylı ve sarsıcı bir psikolojik derinlik katıyor. Hem üniversitelerin çöküşü hem de Türkiye'deki büyük sermaye ve güç değişimleri satır aralarında didikleniyor. Dili adeta yağ gibi akarken, sıradan kötülüklerimizi ve ikili ilişkilerdeki görünmez iktidar savaşlarını çok cesurca bir gerçekçilikle yüzümüze vuruyor. Romanın baş kahramanı Şehnaz'ın saplantılı aşkı yüzünden yaptığı hatalar ve karakterlerin birbirini ezen tahammül sınırını zorlayan yapıları, okurları psikolojik olarak çok yorabilir veya sinirlendirebilir. Bu topraklarda "kadın olmanın" görünmeyen bedelleriyle yüzleşmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
​Son zamanlarda okuduğum en ayakları yere basan ve durum tespitini en net yapan deneme kitaplarından biri oldu. Yazar, dijital çağın içine doğan gençliği dışarıdan bir gözle yargılamak ya da onlara klişe nasihatler vermek yerine, çok içeriden bir yerden yaklaşıyor. Bildirim sesleri, sürekli görünür olma baskısı ve her şeyi hızla tüketme kültürünün zihnimizde yarattığı o "sessiz uyuşmayı" o kadar güzel kelimelere dökmüş ki, kitabı okurken sık sık durup kendi ekran süremi ve hayatımı sorguladım.
​Özellikle aile bağlarının nasıl sessizce dönüştüğünü anlattığı bölümler ve derin düşünme yetimizi nasıl kaybettiğimize dair analizleri çok çarpıcıydı. Sadece gençlerin değil, modern hayatın getirdiği bu zihinsel yorgunluktan muzdarip olan her yaştan okurun kitaplığında bulunması gereken bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dr.Neval "Milliyetçi itibarım hayatımdan daha değerli" diyebilen, "Ölmeyeceğiz, öleceksek bile sessiz ölmeyeceğiz" diyerek korkmadan hakkını savunan, dimdik duran, örnek alınası bir kadın. Haksız yere evinden alınıp hapishaneye götürüldüğü günden çıkana kadar başından geçenleri anlatmış. Birilerine güvenmek istediğin ama içlerinde casus olma ihtimalini de hep akılda tuttuğun, gel-git'leri çok bir psikolojik savaş. Haksız yere insanları hapsedip sonra demokrasi varmış gibi yapmak, adamcılık ve siyasi krizler hep yaşanmış ama umarım insanlar bir gün uyanır ve komplo kuranları kendi tuzaklarına düşürür. Bize böyle onurlu gururlu kadınlar lazım. Ruhun şad olsun Dr.Neval.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dili ve anlatım tarzı gayet akıcı, çeviri de iyi. İnsanlarım aslında doğuştan kötü değil aksine genelinin iyi olduğunu anlatan ve bunu tarihsel, örneklerle de desteklemeyi deneyen ters açıdan bakan bir kitap. Okuması keyifli ve umutvar, insana dair umudumuzu yitirmememiz gerektiğini anlatan kitap. Ayrıca pek çok kaynakta, videoda, kitapta bize anlatılanların aslında öyle gerçekleşmediğini de ispatlıyor, mesela meşhur hapishane deneyi veya abd deki bir genç kızın öldürülüşünde kimsenin yardım etmemesi v.b bazı bilinen fenomenlerin aslında öyle gerçekleşmediğini anlatıyor. Ezber bozan bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk milletine yapılmak istenen asimilasyon politikaları gereği yapılan haksızlıklar, zulümler, yaşatılan acılar.Ve bu politikalara karşı bizi ayakta tutabilecek tek silah ise Türklük şuuru.Türk olabilmek Türküm diye haykırmak. Batı Trakyadaki soydaşlarımıza yapılan bu zulümlerin Emine Işınsu'nun kaleminden okuyunca bizzat gözünüzün önünde yaşıyorsunuz. Nice genç kızlarımızın tecavüz edilip öldürülmesi, nice yaşlılarımızın hapislerde dövülüp öldürülmesi,genç kardeşlerimizin aklını yitirmesi, ailelerin takatsiz ve güçsüz kalması hepsi burada. Hergün yaşanan acılar ve en kötüsüde yeni güne başlarken bir gün önceki acının daha da fazlası. Dağılan aileler, evlenemeyen gençler. Azap Toprakları ile tanıdığım Emine Işınsu'nun bütün kitaplarını sipariş edicem. Bir başeser olan bu kitabı muhakkak okuyun okutun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alice Feeney’in Türkçede yayımlanan diğer dört kitabını da okuduğum için artık yazarın tarzını iyi biliyorum. Kocamın Karısı da yine akıcı anlatımı ve merak duygusunu canlı tutan kurgusuyla kendini okutuyor. Ancak Feeney’nin okuru sürekli ters köşeye yatırma çabası bu kitapta bana göre biraz abartılmış. Her bölümde yeni bir sürpriz yaratma isteği, olayların doğal akışını zaman zaman zorluyor ve finalde “Bu kadarı da fazla.” dedirtiyor. Kitabın adı daha sıra dışı bir hikâye çağrıştırsa da içerik daha çok psikolojik gerilim ve polisiye ekseninde ilerliyor. Yine de yazarın sayfaları hızla çevirten bir kalemi var; bunu inkâr edemem. Sanırım en büyük başarısı da bu. Eleştirilerime rağmen yeni bir kitabı çıktığında yine merak edip okuyacağımı biliyorum. Sadece artık beni şaşırtmaya çalışırken kurgunun inandırıcılığından ödün vermemesini isterdim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ruhşen Doğan Nar’ın ikinci öykü kitabı Bir Gün Mutlaka Delireceğim, içinde on beş öyküyü barındırıyor. Bazı kitaplar meselesini adından belli eder. Kapakta ismini gördüğünüzde eserle ilgili hüküm vermeye başlarsınız. Bir Gün Mutlaka Delireceğim de böyle yapıtlardan biri. Bir gün mutlaka delireceğini söyleyen yazar, yaşadıklarına ve gördüklerine dayanamayıp tepkisini, öfkesini öykülerine döküyordur. Bu kitabın daha ilk sayfalarına baktığımda, öngörümde yanılmadığımı anladım.

Bir Gün Mutlaka Delireceğim, yetmiş sayfa içinde yer alan on beş öyküyle kısa metinlerden oluşan, meselelerini apaçık şekilde belli eden bir kitap. Kitaptaki kimi öyküler salt gerçeklikte yol alırken kimileri de gerçekliğin sınırlarında dolaşıyor. “Kın Kın Kın” ve “Aç Kapıyı, Kapitan!” gibi realitenin kıyısında duran, her an gerçeküstünün sahasına girecekmiş gibi yapan öykülerde yazarın spekülatif kurguya uygun zihnini de görebiliyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir