Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
31 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jules Verne kitapları çocukların hayal gücünü geliştirme potansiyeli olan kitaplardır. Bir öğretmen olarak daima liste başı tavsiye ettiğim bir yazardır ancak daha küçük yaş seviyeleri için özellikle kaliteli çizilmiş resimleri ile tavsiye edebileceğim bir Jules Verne bulabilmek zordu. Erdem Çocuk Yayınlarının bu açığı kapattığını düşünüyorum.

Kağıt baskısı çok güzel. Hediye olarak verdiğim kitaplar sadece 1 hafta sonra bitti ve yenisini isteriz şeklinde bir dönüş yaşadı. Okul öncesinde de okunabilecek bu kitaplar 7 yaş ve üstü için kesinlikle okunması gereken kitaplar listesinde olmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Hayalin İçinden Çıkanlar
Tarih, bazen hayalle gerçeğin arasındaki ayrımın ortadan kalktığı bir duruma ses verme amacı güdebilir. Zamanın katlanarak altında bıraktıklarını keşfe çıkan tarihçi, eldeki verilerin anlattıklarıyla ikna olmak ister. Ama insanoğlu kimi zaman inanma istediğine öylesine meftun olur ki hayal, mit, efsane gibi olguları gerçeğin yerine ikame ederek, bilinçli ya da bilinçsiz yalanların müptelası olur. Misal karşılaşılan olumsuz durumlarda kurtarıcı bir süper güce inanmak, kurtulmak için çaba sarf etmekten daha kolaydır. Günümüzde haber kaynağının bin bir teyide ihtiyacı olduğu düşünülürse, geçmişin söylediklerini daha kaotik hale getiren bilgilerin iyi bir biçimde elenmesi zaruridir.

Gumilev de tarihçi olmanın verdiği vicdani sorumlulukla, gerçeği sorgulamaktan çok gerçeği aramak şiarıyla muhayyel bir hükümdarlığın izini layıkıyla sürer. İlk aşamada Gumilev’in basit bir yol izleyerek muhayyel hükümdarlık var mı, yok mu sorusuna yanıt aradığı düşünülebilir. Oysaki hedeflenen amaç pragmatik olmaktan çok didaktiktir. Her akademik kitap kendi tezini ispata yönelirken, Gumilev tezinin ispatıyla kalmayıp metodun ispat üzerindeki işlerliliğini de kanıtlar.

Okurun hem teze hem de izlenilen yönteme aşina olarak ikna olduğu bu anlayışla Gumilev’in farklı bir metodoloji denediği savunulabilir. Aslında anlatılan olaylarla belli bir dönem ve yer tarihçinin hedefinde yer alır. Aşama aşama verilen bilgilerle Moğol intişarının öncesine ve sonrasına İç Asya cephesinden mercek tutulur. Bu dönemde ortaya çıkan, adından sıkça söz edilen, klasik kaynaklarda geçen Rahip Yohannes ve krallığı hakkındaki bilgiler sorgu sandalyesine oturtulur. Çıkan sonuçların ilginçliği kadar izlenilen yol da okura çok farklı bir dünyaların kapılarını açar.

Öncelikle Gumilev, kısıtlı bir bakış açısıyla sadece olayın tarihte kapladığı alanın izdüşümünü yansıtmayı hedef edinmez. O, adeta çok yüksek bir noktaya çıkar; hedef olayların geçtiği bütün bir sahayı ve zamanı içine alacak şekilde kuşbakışı gözlemleyerek tespitlerini genelden özele doğru sıralar. Zira olayların çapı beklenildiği kadar küçük değildir. Dedikodunun ve sınırları tanımayan sözlü şayiaların yarattığı hayali alanın çapı devletleri ve büyük insan kitlelerini içine alır.

Bilgi kirliliği ve söylentilerin yarattığı puslu havaya, nakilci tarihçilerin sathi değerlendirmelerinden kaynaklanan olumsuz tablo eklenince hem okurun hem de tarihçinin işi zorlaşır. Gumilev, bu çıkmazdan yoğun bilgi aktarımıyla eski ve yeni kaynakları layıkıyla sentezleyerek yol bulmaya çalışır. Her ne kadar bu metot okura ağır gibi gelse de aslında bilgi, büyük lokmalar şeklinde değil de daha hazmedilebilecek şekilde okura sunulur. Üstelik tarih disiplininin masalsı yönü Gumilev’in el yordamıyla okurun metne daha rahat uyum sağlamasının önünü açar.

Aslında ilk bakışta eserin sayfaları karıştırıldığında konu bütünlüğünün bölük pörçük olduğu izlenimi edinilebilir. Ama yazarın üslubu öylesine iyidir ki satırlar ilerledikçe anlatılan konuların her seferinde bağlamına daha iyi oturduğu fark edilir. Yine Gumilev’in diğer eserlerinde olduğu gibi farklı disiplinler etkin bir şekilde kullanılır. Bu eserin muadili olan başka eserlerdeki yoğun siyasi anlatının yerini dengeli bir biçimde tarihe yardımcı bilimlerden elde edilen bilgiler alır. Bunun en iyi örneği yazarın coğrafya malumatıdır. Hatta öyle ki yüzyıllar süren zaman dilimindeki coğrafik ve atmosferik değişimler hava durumu bülteni gibi sunulur. Bir tarihçi için coğrafya her ne kadar yeryüzünün şekilleri gibi algılansa da Gumilev’in verdiği bilgilerle bu fikir yıkılır. Zira Gumilev kendine has terminolojisiyle atmosferi (kendi deyimleriyle biyosfer, teknosfer) tarihi coğrafyanın kalbine oturtur.

Satırlar ilerledikçe zikredilen kavim ve yer adlarının yoğunluğu dikkat çeker. Aslında bu yoğun bilgi akışı yazarın uzmanlık alanı İç Asya tarihine vukufiyetini kanıtlar. Asya’da kavim ve yer adlarındaki çeşitlilik düşünülünce bazı konuları vazıh bir biçimde sunmanın zorluğu anlaşılır. Ama Gumilev burada da devreye girerek isimlendirmelerin filolojik ve kültürel kodlarını ortaya koyar. Milletlerin genetik kodlarını sıfırlayan bu kültürel ve sosyolojik isimlendirmelere dair tespitler ise yazarın güçlü bakış açısını kanıtlar niteliktedir. Özellikle diğer kavim ve gruplar tarafından hızlı bir biçimde benimsenen Tatar etnoniminin sürülen izleri Asya haritasındaki etnik şekillenişteki karanlık alanlara ışık tutacak şekildedir.

Eserin ana ağırlığının Moğolların kuruluş ve yayılışlarına ayrıldığı dikkatten kaçmaz. Moğolların ilk yılları ise oldukça karışık bazı soruların birbirine eklendiği bir bulmacayı andırır. Aslında yazar, muhayyel bir hükümdarlığın izini sürerek, bu tarz bilinmezlerin yarattığı merakın saikiyle nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair tüyoları okurlarına verir. Misal Moğol tarihiyle ilgili kaynaklar sınırlıdır. İlk aşama da müellifi belli olmayan Moğolların Gizli Tarihi ve Reşidüddin’in Câmiu't-Tevârîh’i Moğol tarihine ışık tutmak amacıyla kullanılırlar. Bahsedilen eserlerde geçen bilgiler çoğu zaman kati hükümmüş gibi sorgulanmaksızın kaynaklardaki yerini alır. Ama Gumilev klasik kaynağa sadece nakli hedefleyerek yaklaşmaz.

Gumilev, bir Orta Çağ kaynağının nasıl tahlil ve tenkit süzgecinden geçirileceği hususunu ders verir tarzda anlatır. Elde edilen veriler ise çarpıcıdır. Aynı kaynak içinde birbirlerine zıt bilgiler, farklı kaynakların karşılaştırılmasıyla ortaya çıkan tezatlar eserde sunulur. Yine İgor Alayı Destanı gibi Rus tarihi açısından önemli bir destan eldeki doğruluğu kanıtlanmış malzeme ile gerçeklik testine tabi tutulur. Bu açıdan eserin metodolojik yönünün güçlü olduğunu ve yazarın tecrübelerini yansıttığı söylenebilir. Özellikle yazarın mezkûr eserinde yer verdiği bilimsel araştırmalarında kullandığı alan-zaman cetveli, kronolojik tablo ve haritaların tarih bilimiyle uğraşanlara metodolojik olarak yeni yaklaşımları kazandırması mümkündür.

Her yazar metodolojik yaklaşımıyla beraber edebi üslubunu da okurlarına yansıtır. Gumilev, bir olayı neden-sonuç ilişkisini önceleyerek anlatırken; olayların az bilinen, enteresan, gizli ve anlaşılmaz yönlerini de ortaya koyar. Misal Asya’da kullanılan zehirli okların nasıl yapıldığı, düşmana nasıl etki ettiği, oklara maruz kalanların zehrin etkisini nasıl ortadan kaldırdığı gibi bilgilerden bahsedilir.

Üstelik satır aralarında enteresan bilgileri vermekle beraber eserin üst düzey kaynak statüsüne ulaştığı kısımları da mevcuttur. Misal Asya’nın dini tarihi hususunda sunulan bilgiler din tarihini merkeze alan birçok kitapta yoktur. Zira birçok dinin merkezinin Asya olduğu düşünülürse eserin önemi daha iyi anlaşılır. Ayrıca büyük semavi dinlerden ziyade dinlerin alt fraksiyonları, mezhepsel farklılıkları, yayılım alanları, çatışmaları ve Asyalı liderlerin dini tutumları satırlar arasında ayrıntılı sunulur.

Sonuçta, şayet tarih okuyorsanız yeni bilgilerle karşılaşmak sizi şaşırtabilir ama yeni bir bakış açısı kazandıran bir yöntemin pratik sunumuna şahit oluyorsanız şaşkınlığınız daha da artar. Üstelik sadece şaşkınlık da söz konusu değildir. Tarihe bakış açınızı temelden değiştiren bazı bilgiler yeni bir anlayışla eserlerin değerlendirilmesinin önünü açar. Gumilev tarihe karşı olan perspektifinizi değiştirecek güçte bir yazardır. Misal klasik kaynaklara ve destanlara Gumilev gibi yaklaşırsanız sorgularınızın bilimsel sonuçlarına istinaden şüphelerinizin yerini kendi tarih teziniz alır. Zaten tarih yapmak da bir anlamda Gumilev’in metodolojik yolunu izlemekle amacına ulaşır.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne demiştik Dostoyevski’nin Ecinniler’i için:

“… o sadece iyi bir roman değil çok iyi de bir eser.”

Siyasi olaylar silsilesi. Devrim, Neçayev ve karşıtları. Dostoyevski’ye aktarılanlar sonrası ortaya çıkan bir büyük eser.

Dostoyevski’yi belki de en iyi anlayıp okuyanlardan Camus o büyük eseri tiyatro metni olarak kaleme alıyor.

Yüzlerce sayfadan oluşan bu eseri elbette oyun metnine aktarmak zordu. Camus bu zorluğu romanın akılda kalan o zirve anlarıyla aşmak yoluna gitmiş.

Yer yer metne dahil oluşu, yer yer alıntıladığı slogan ifadeleri ve vermek istediği mesajlarıyla bir kez de sahne sanatı olarak yorumlamamıza katkı sağlıyor aslında.

Buralara da uğramalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Funda Uçuk Er’i sosyal medyadan takip ediyordum, yazarın okuduğum ilk eseri. Çok akıcı bir kitap, serinin diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Hayatı tasavvuf penceresinden bakarak anlamlandırmaya, yaşamı güzelleştirmeye vesile olacak bir kitap. Kitaba çocuk büyütme, insan ilişkileri vs ile ilgili de epey güzel püf noktaları da yerleştirilmiş ancak pek ustalıkla yerleştirilememiş, biraz didaktik kaçmış ve çok fazla miktarda olduğu için yazarın niyeti okurun gözünden kaçmıyor ve kitabın doğal seyri içinde bu öğeler tam erimiyor. Naçizane önerim, bu değerli notların ayrı bir kitap olması, sadece kitabın doğal akışını bozmayacak olanların bırakılması…
Yanıtla
8
1
Destekliyorum  9
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
30 Günde 10 Yıllık "Gençleşme"
30 Günde 10 Yıl, onlarca zayıflama programının ve anti-aging üzerine yazılmış yüzlerce bilimsel araştırma makalesinin sentezi olarak hazırlanmış bir kitap. Farklı ve kıymetli özelliği ise içinde anlatılanların, bizzat yazar tarafından uygulanmış ve olumlu sonuçlarının alınmış olması. Tıbbi kanıtlara dayanarak hazırlanan bu “komple” iyileştirme ve yaşlanmayı geciktirme programı neticesinde elde edilecek kazanımlar, oldukça ilgi çekici. Yazar, sağlığımız için kendimize ayıracağımız bu 30 günlük sürenin, ileri zamandaki muhtemel hastalıkların önüne geçeceği konusunda oldukça emin ifadeler kullanıyor.

Kitap içeriği, 10 başlıkta düzenlenmiş. Bu kapsamda, yaşlanmanın biyolojisi, beslenmenin, uykunun, orucun ve spor yapmanın sağlığımıza katkıları hakkında oldukça detaylı bilgiler verilmiş. Kitabın yazılma amacına uygun olarak, beslenme programının 30 gün süresince ne surette uygulanacağı ve sağlıklı yemek tarifleri sunulmuş. Bir başka ifadeyle temel teorik bilgiler ve uygulama, birbirini destekler bir üslupla okura aktarılmış.

30 günlük program, üç kısımdan oluşuyor: (1) Sadece 12:00 ile 20:00 saatleri arasında beslenmeyi esas alan 16 saatlik yemek orucu, (2) sağlıklı beslenme programı, (3) güçlendirici egzersiz programı.

Son 30 yılda, 10 kat artan obezite ve buna bağlı olarak artan şeker hastalığı ve 3 kat artış gösteren koroner kalp-damar hastalıkları, bilinçsizce tüketilen sağlıksız gıdalar, rafine şeker ve benzeri kavramlar sıkça karşımıza çıkar oldu. Bugün sağlıklı olmamız ya da sağlıklı görünüyor olmamız, işlerin yolunda gideceği konusunda bir garanti sunmuyor. Yörükoğlu’nun eseri, mesleki deneyimin yansıması olarak bilinçlenme ve farkındalık oluşturacak çok kıymetli bilgiler içeriyor. Kendi sağlığına ve sevdiklerinin sağlığına önem verenlerin kitaplığında bulunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu ile kitap içeriği hakkında yapılmış 24 dakikalık bir söyleşi için bkz.: t.ly/9wN7H

Sağlığınıza faydalı bir okuma olması dileğiyle!
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şiirimizde, edebiyatımızda hep bir toplumcu gerçekçi bir damar vardır. Bu damarı biraz farklı da olsa bu şiirlerde de kendini hissettirmektedir. Hayata, gidişata itirazı olan bir haykırış manifestosu içeren, toplumsal ileti ile birlikte bir lirizmi de taşıyan güzel şiirler okudum. Şiir öznelliğinde, şaire özgücülüğünde münşerih (çevik) şiirler bunlar diyebilirim. Düşünce ve eylem alanlarında üslubunca bir kavgayı da taşımaktadır. Şair adeta bütün itirazlarıyla beraber düşünsel savaşımını da vermektedir. Tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzun uzun betimlemeler yok, süslü püslü cümleler yok. Sade ve yalın bir anlatım. Salt acı gerçekler. Bir insanın acısını bir başkasının ruhuna nasıl kazıyabilirsiniz. Üzerinden yıllar geçse o kitabı her gördüğünüzde o acı kalbinizi yakar. Hani hep deriz ya şuan hissettiğim acıyı, sevgiyi, hayal kırıklığını saatlerce anlatsam yine de bitiremem. Sabahattin Ali böylesine büyük duyguları bile kısa ve sade cümlelerle o kadar iyi anlatıyor ki insan şaşıp kalıyor. Nasıl oluyor bu diye. Sanırım onu ölümsüz yapan da bu. Her bir hikaye ruhunuzda derin yaralar açacak. Mutlaka ama mutlaka okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük Sanatçının yaşam, sanat ve bilim üzerine farklı konu ve kavramlara dair düşüncelerinin biraya getirildiği iyi bir çalışma olmuş. Da Vinci'nin düşüncelerini okurken onu bu kadar iyi yapan şeyin sahip olduğu yeteneğin dışında matematikten felsefeye anatomiden yaradılış disiplinine kadar pek çok alanda mümkün olduğunca kendini yetiştirip bilginin özüne vakıf olmaya çalışmasının olduğunu gördüm. Kitap üç bölüme ayrılmış her bölüm kendi içinde maddeler halinde verilerek daha iyi bir okuma deneyimi sunulmuş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
21 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İklim krizine dikkat çeken bir proje
Orijinal ismi "Melt" olan eserin bizde baskı gören karşılığı "Erime". Kitap, çocuk romanları kısmında kategorize ediliyor ancak yetişkinlerce de okunabilecek bir formda tasarlanmış. Yazarın vermek istediği mesaj oldukça açık: iklim krizine dikkat çekmek. Bunu da Yutu ve Beatrice adını verdiği zeki, iki çocuk karakteri üzerinden servis ediyor. İşin içerisine aksiyonu da dahil edince ortaya "güzel bir alt metni olan" macera romanı çıkmış. Yazarın iklim değişikliğine değinirken çocuk karakterler tercih etmesi manidar aslında. Geleceği yok olmak üzere olan çocukların eriyen hayallerine dem vurmuş.

Karla kaplı ücra beldelerde geçen roman, karın soğukluğunu ve çevrenin tekinsizliğini de satır aralarında hissettiriyor. Karanlık bir atmosferle zaman zaman okuruna gerçeklik hissiyatını kazandırıyor.

Çocuk romanı olması sebebiyle anlatım oldukça açık, akıcı ve duru. Mübalağa ise fazlaca başvurulan bir yöntem olmuş. Karakterlere atfedilen özelliklerse biraz hayalperestçe. Tabi bunlar gençliğe yakın duran çocuklar düşünülerek yapılmış hamleler. Nihayetinde yazar Ele Fountain yıllarca editörlük yapmış, işin mutfağını iyi bilen biri.

Şu güzel cümleyle kitabın anlam ve önemini sizlerin takdirine bırakıyorum...

“İnsanları ve doğayı birbirine bağlayan bağlar kopmaya başladığı için daha önce fark etmediğim pek çok şeyi görmüştüm. Hayal edebileceğimizden çok daha değerli bir şey parçalarına ayrılıyordu. Ancak bunu değiştirmek için geç kalmış sayılmazdık. Hâlâ vakit vardı…”
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Temmuz 2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serhat Kaya'nın kalemiyle 3 yıl önce umursama ve azad kitaplarını okuyarak tanıştım, gerçekten kelimeleri çok etkili kullanıyor, eskiden beri çok sevdiğim Aziz Nesin ve Haldun Taner'in tarzları tadında hem nükteli ve sarkastik hem de derin edebiyat metinleri oluşturuyor. Renkli Rüyalar'ı adından ötürü komik eğlenceli olabilir diye düşündüm ama ters köşe oldu benim için ve aslında daha iyi oldu, ülkenin genel gündeminden sıkılmışken okudum ve okurken sanki ruhuma ayna tuttu kendimi dinledim, okurken dinlendim terapi tadında çok ince mesajların ve zihnimi uyandıran noktaların olması alıp götürüyor, kendisini tebrik ediyorum, kalemi daimi olsun.
Yanıtla
131
0
Destekliyorum  14
Bildir